• BIST 108.526
  • Altın 143,366
  • Dolar 3,5307
  • Euro 4,1412
  • Trabzon 26 °C
  • Giresun 22 °C
  • Ordu 22 °C
  • Rize 23 °C
  • Gümüşhane 22 °C
  • Samsun 24 °C
  • Bayburt 15 °C
  • Artvin 22 °C

Yılmaz Okumuş:''Senariste Güvenmek Gerek''

Yılmaz Okumuş:''Senariste Güvenmek Gerek''
Geçtiğimiz hafta Tek Türkiye dizisinin senaristlerinin göz altına alınması ve senaryonun bir kısmını kendilerinin yazmadıkları şeklinde ifade vermeleri, dizi yazım süreci ile ilgili kafaları karıştırdı.
Yılmaz Okumuş:''Senariste Güvenmek Gerek'' Yılmaz Okumuş:''Senariste Güvenmek Gerek''

Biz de dizi yazan senaristlerden bir dizinin yazım sürecini anlatmalarını istedik. Dizileri tek kişi mi yoksa bir ekip mi yazar? Uzmanlık gerektiren konularda kime danışılır? Yapımcı ya da yönetmen senaryoya ne kadar müdahale edebilir? Senarist bundan rahatsız olur mu? sorularının cevaplarını aradık. Aldığımız cevaplardan çıkan sonuç, Türkiye’de dizilerin uzunlukları göz önüne alındığından dizilerin genelde senaryo grupları tarafından yazıldığı şeklindeydi. Dizilerin yapımcılara ait bir iş olarak görüldüğü için yapımcının senaryoya müdahale edebildiği konusu öne çıkarken, senaristler kabul etmedikleri bir değişiklik yapılırsa işi bırakacaklarını söylüyorlar. Bunun yanı sıra arzuhalci gibi senaryo yazdırmak isteyen yapımcılar da yok değil. 
 

Yılmaz Okumuş: Senariste güvenmek gerek

Televizyon dizisi yazmaya, Gırgır, Fırt ve Laklak mizah dergilerinde birlikte dirsek çürüttüğümüz Gani Müjde’nin davetiyle başladım. İnce İnce Yasemince başlıyordu ve oradaki Hamsiye karakterini yazmamı istemişti. Şansımın da yardımıyla reyting rekorları kıran bir diziyle işe başladım. Ama şunu itiraf edeyim; karikatürist olduğum için hep komedi dizileri, filmleri yazdım, öyle büyük entrikalar, dramalar içinde bulunmadım. Senaryo yazarken ‘Holivut’ kurallarının geçerli olduğu senaryo tekniklerine pek dikkat etmeden, hala bir karikatürist gibi davranarak yazıyorum. En sevdiğim, en iyi sonuçlar aldığım dizi ve filmleri bu duyguyla yazdım. Yukarıda söylediğim gibi dizi yazmaya, karikatür kökenli arkadaşlarımla başladım. (Gani Müjde, Kemal Kenan Ergen, Fatih Solmaz, Selçuk Erdem, Can Barslan vs. gibi.) Biz Gırgır, Fırt, Limon, Leman, Nankör, Penguen vs. gibi dergilerde ekip halinde çalışmaya alışık olduğumuz için, dizileri de birlikte yazmakta hiç zorlanmadık. Birbirimizin dilini, huyunu biliyor ve zorluk çıkarmadan 2’li, 3’lü gruplarla yazabiliyorduk.Ama aynı süreçte yine bizim gibi karikatür dergisi kökenli bazı arkadaşlarımızın tek başına dizi yazdığını da görüyorduk. 
Bunca yıllık deneyimden sonra bunun bir kanunu olmadığını düşünüyorum. Yani, tek ya da ekip halinde yazmanın biri diğerinden daha iyi, daha sağlıklı diyemiyorum. Hangi yapılanmadan daha iyi sonuç alıyorsanız doğrusu odur. Senaryoya müdahale konusu, yazarın deneyimine, yapım firmasının tarzına, yönetmenin senariste inanmasına göre değişiyor. Senariste tamamen teslim olan da var, arzuhalci gibi yazdıran da. Arzuhalciliğe yaklaştığım bir iki işim olmuştu ve uzun sürmeden işi bırakmıştım. Uzmanlara danışarak yazdığım bir kaç dizi oldu. Alper Erze ile birlikte yazdığımız Bir Dilim Aşk dizisinde Mustafa Uğurlu bir estetik cerrahı oynadığı için dizi boyunca bir uzmana danıştık. Yine Emret Komutanım dizisinde askeri danışmanlardan bilgiler alıyorduk. Ama dizi sonuç itibariyle bir belgesel olmadığı için hikayeleştirme sırasında gerçeği biraz çarpıtmak, bozmak gerekebiliyor. 

Süleyman Çobanoğlu: İşin tutuşuna bağlı

Dizi senaryoları bir ekip olarak yazılır genelde. Türkiye’de dizi süreleri göz önüne alındığında tek başına yazılması çok zor. En azından hikaye ve tretman anlamında destek alınır. Benim şahsi çalışma biçimim tretman vb. çalışmalar yapılır ama işin ruhunun verilmesi safhasında yalnız çalışırım. Bu benim tercihim. Uzmanlık gerektiren konularda hukuki, tıbbi, konularda bütün meslek gruplarından danışmanlık alırız. Herşeyi bilmemize imkan yok. Yazar, yapımcı ve yönetmenin çalışma biçimi senaryoya müdahale biçimini belirler. Bahsettiğimiz denge her iş için farklıdır. Bu denge herhangi birinin lehine ya da aleyhine çok fazla bozulursa o iş çok uzun ömürlü olmuyor. Burada yönetmenin de, yapımcının da, yazarın da frekanslarının tutması şart. Müdahaleden kasıt mesleki anlamda eksikliklerin giderilmesi ve telafi edilmesi ise burada sıkıntı yok. Müdahale bir ego biçiminde olursa ya da başka amaçları varsa yazar için de, yönetmen için de sıkıntıdır. Çok şükür ben onu hiç yaşamadım. Senaristin kabul edemeyeceği tarzda bir müdahale işin bitmesine sebeptir. İşine saygısı olan kimse bu tarz şeyleri kabul etmez. Bunu zaten işine saygısı olan yönetmen de, yazar da yapımcı da yapmaz. Bu figürasyona kadar geçerlidir. İnsanların iş tutuş tarzıyla alakalıdır. 

Eda Tezcan: Duyguyu değiştirmeden değişiklik mümkün

Çok özet olarak söylemek gerekirse, bir dizi önce bir fikirle başlıyor. Sonra hikaye ve karakterler yaratılıyor. Ardından bölümler tasarlanıp hikayelendiriliyor ve her şey oturduktan sonra senaryoya geçiliyor. Dizileri tek kişi yazan çok az. Çünkü bu bir ekip işi. Haftada 80-90 sayfayı tek kişinin yaklaşık 4 günde çıkarması mümkün değil. Dizi danışmanlarının ya da yapımcının senaryoya müdahalesi kişilere göre değişkenlik gösteren bir konu. Danışman ya da yapımcı önerileri ya da hatalı bilinenleri senariste iletir. Senarist de gerekli düzeltmeyi yapar ya da yapmaz. Bu senaristin insiyatifidir çoğu zaman. Genellikle makul notlar olduğu için revize edilir. Yönetmen de senaristle görüşme halinde olur ve çekim sırasında sahnelere müdahale edebilir. Buna pek çok sebep neden olabilir. Genel yapıyı ya da duyguyu değiştirmeyecek pek çok değişiklik yapılır ve bu değişikliği yönetmen ve senarist ortaklaşa karar alarak yapar. Dizilerde uzmanlık gerektiren konular söz konusu olursa tabi ki uzmanlara danışılır. Hukuksal konular, sağlık, tarihi gerçeklik gibi pek çok konuda danışman yardımı alınır. 

Ahmet Tezcan: Dizi yapımcıya son söz de ona aittir

Senaryolar genellikle grup olarak yazılır. Bir senaryo grubu oluşturulur. Bu grupla hikaye konsepti belirlenir. İçerisinde herkesin görevi farklı olabiliyor. Diyalog yazarı ayrı, ham hikayeyi oluşturan kişiler ayrı, tretmanları yazanlar ayrı, teknik senaryoyu yazanlar ayrı olabiliyor. Bu aslında profesyonelce yapılan bir şey. Tek kişinin yazdığı senaryolar da var. Ben de daha önce Kurt Kapanı, Mihrali dizilerini yazarken tek başımaydım. Uzmanlık gerektiren konularda projenin danışmanları varsa onlarla oturup konuşulur. Yoksa araştırırsınız. Konunun uzmanlarını bulup sorarsınız, o konuda yazılmış kitapları elden geçirirsiniz. Yapımcı ve yönetmen senaryoya müdahale edebilir. Yapımcının müdahale konusunda bir sınırı yoktur. Sinema filminde eser yönetmene aittir, istemezse müdahale ettirmez ama dizilerde eser yapımcıya aittir. Özellikle yabancı dizilerde senarist, yönetmen çok sık değişir ama dizinin akışı değişmez. Türkiye’de de böyle. Yönetmenler değişebilir ama yapımcı diziyi sonuna kadar götürür. Burada önemli olan senarist ya da yönetmenin bu müdahaleyi ne kadar onayladığı. Onaylamıyorsa işi bırakır, imzasını atmaz. 

Ramazan Demirli: Ego öne çıkmazsa sorun olmaz

Senaryo yazımında her şeyden önce fikir vardır. Tek bir kelimenin, tek bir anın belki de tek bir fotoğraf karesinin peşine düşüp bir hikaye kurmaya başlarsınız. Hikayeniz ilerledikçe karakterler oluşturur, geliştirir ve çatışmalar yaratırsınız. Bunu tek başınıza da yapabilirsiniz, birkaç kişi bir arada da yapabilirsiniz. Önemli olan fikrin en iyi nasıl hikayeleştirileceğidir. Bazı arkadaşlarım bütün bu süreci tek başına yürütüp, sonradan ekip kurmayı tercih ederken bazıları da fikrini ortaya koyup ekip olarak geliştirmeyi tercih ediyor. Ben ikincisinden yanayım. Bana göre, bir dizi projesinde senaryo yazmak en başından en sonuna kadar kesinlikle ekip işi olmak zorundadır. Çalıştığınız proje, örneğin tarihi gerçeklere dayanarak yeniden kurgulanmış bir dönem projesiyse, danışmanlar kesinlikle müdahale edebilir. Etmelidir de. Yönetmenlerin senaryoya müdahalesi genelde çekim şartlarıyla ilgili olur. Tabi bazı yönetmenlerimiz kendilerini her şeyi bilen kişiler olarak addedildiği için projenin gidişatından, karakterlerin yönelişine kadar müdahale etmek ister. Bu tavır senaristler tarafından pek hoş karşılanmaz. Olumlu olumsuz eleştiriler, müdahaleler baskın bir egonun ürünü olmadığı sürece senaristlere sorun yaratmaz. Yapımcıların müdahale durumu daha da farklıdır. Onlar bütün dengeleri korumak zorunda olan kişiler. Sinema filmi için değil ama dizi için müdahale etme hakkına sahip olduklarını düşünüyorum. Daha önce çalıştığım projelerde danışmanlarımız vardı. Bizi hem tıbbi, hem hukuki konularda oldukça rahatlattılar. Dönem projelerinde de tarih danışmanlarına büyük iş düşüyor. 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tayfa Haber - ÖZEL-
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tayfa Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0538 363 9461 | Haber Yazılımı: CM Bilişim