• BIST 96.808
  • Altın 144,543
  • Dolar 3,5662
  • Euro 4,0101
  • Trabzon 14 °C
  • Giresun 13 °C
  • Ordu 14 °C
  • Rize 15 °C
  • Gümüşhane 9 °C
  • Samsun 12 °C
  • Bayburt 8 °C
  • Artvin 15 °C

Yavuz Bingöl’e Destek Çıktı

Yavuz Bingöl’e Destek Çıktı
Ahmet Kaya örneğini vererek Yavuz Bingöl’e destek çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu anda hala Türkiye’nin bu büyük sanatçısını linç etmek için ellerindeki her vasıtayı kullanıyorlar. Bütün sanatçılar sizin gibi düşünmeye mecbur mu?" dedi.
Yavuz Bingöl’e Destek Çıktı Yavuz Bingöl’e Destek Çıktı

Ahmet Kaya örneğini vererek Yavuz Bingöl’e destek çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu anda hala Türkiye’nin bu büyük sanatçısını linç etmek için ellerindeki her vasıtayı kullanıyorlar. Bütün sanatçılar sizin gibi düşünmeye mecbur mu?" dedi.

ASKON Genel Kurul Toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dik duruş sabır gerektirdi. Sebat gerektirdi. Zorluklara tahammül gerektirdi ama biz bir şey biliyoruz. Sabreden zafere ulaşmıştır. Bu inançla zorlukları aştık. Menzile doğru kararlı adımlarla ilerliyoruz. Sanmayın menzile ulaştık. Bu milletin her bir ferdine asaletlerini hatırlatıncaya kadar, dünya karşısında asil duruş sergilemelerini temin edinceye kadar inşallah bizler de torunlarımız da bu kutlu yürüyüşümüzü devam ettireceğiz. Asil bir milletin torunları, ufukları dar kalıpların içine hapsolup kalamaz. Dünya üzerindeki mazlum, ezilen her bir ferdin düştüğü yerden kalkabilmesi için de mücadele vermek zorundayız. İnşallah millet olarak bu mücadeleyi de sürdüreceğiz. Rehavete kapıldığımız anda elimizdeki o kor ateş, yani kalbimizdeki o hakikat ateşi, asil duruş kaybolur. Ekonomide rehavete tahammülümüz yok. Demokratik reformlarda, milli iradenin tecellisinde asla rehavete tahammülümüz yok. Bu salonda bulunanların bir kısmı 1980 müdahalesinin ülkenini üzerinden nasıl silindir gibi geçtiğini gördüler. 28 Şubat döneminde belli kesimlere nasıl ağır zulümler yaşatıldığını gördüler. 27 Mayıs zihniyeti, 12 Eylül zihniyeti ne yazık ki bu topraklardan henüz tam anlamıyla silinmiş değil. Millet iradesine düşman olanların umutlarını kaybettiğine, vazgeçtiklerine inanırsak Türkiye’nin bütün kazanımlarını riske etmiş oluruz. Sadece son 1.5 yılda o bahsettiğim zihniyetin, darbeci zihniyetin farklı maskeler ve kılıklar içinde nasıl millete ve ülkeye saldırdıklarını birlikte gördük. Zaman zaman birilerin çıkıyor. Son 1.5 yıl içinde yaşanan bazı hadiseleri önemsiz göstermeye, ya da başka mahiyette takdim etmeye çalışıyor. Kimi yazarlara, düşünürlere bakın. Aynı kaynaktan beslendiklerini gizlemeden yaşanan hadiseleri meşrulaştırmak için tek dik kullandıklarını göreceksiniz. Birkaç soru soracağız. Eğer Gezi olayları kontrol edilmemiş olsaydı, sokaklar şiddete teslim edilmiş olsaydı acaba Türkiye bugün nerede olurdu. Bu soruyu sormazlar ama bu sorunun Mısır’da, Ukrayna’da cevabı verildi. Mısır’da sokak olayları bahane edildi kanlı bir darbe yapıldı. Seçilmiş devlet başkanı hapse atıldı. Binlerce masum insan katledildi. 18 yaşındaki Esma kurşunlanarak şehit edildi. Rabia denilen olay kökeni itibariyle bu. Onun için de çok önemli. Bu hareket aslında bir kenara konulamaz. Şu anda binlerce insan Mısır zindanlarında siyasi tutuklu olarak hapis yatıyor. Bunların demokrasi ile alakası yok. Dünyada da demokrasiyi savunduğunu iddia edenlerin bunlara sahip çıkarak ne kadar antidemokrat olduğu ortaya çıkıyor" dedi.

ABD’DEKİ OLAYLAR

ABD’de yaşanan olaylara değinen Erdoğan, "İşte ABD’deki olaylar. Elinde silah yok . Adamı yatırıyorlar yere kafasını yere vuruyorlar nefessiz bırakıyorlar öldürüyorlar. Silah milah hiçbir şey yok. Molotof kokteyli yok. Bizim burada polisimiz kalkıp vatandaşı mı öldürdü. Polisi öldürürken, polisi neredeyse bitirecekleri anda polis kendini savunmayacak mı? Savunurken orada bir olay oluyor işte bakıyorsunuz paralel yargı 8 seneye mahkum ediyor. Çok değişik, çok art niyetli ve ön yargılarla farklı bakışın yaşandığı bir dünya" diye konuştu.

"YALOVA’DAKİLER AĞAÇ DEĞİL Mİ ?"

Yalova’da CHPli belediyenin ağaç katliamına değinen Erdoğan, "Türkiye’de ağaç dediler. Yalova’dakiler ağaç değildi. Kadıköy’de başlayıp Taksim meydanına gelen zat, oradaki 12 ağacın yeri değiştirildi. Ama Yalova’dakiler kesildi. 250’yi aşkın ağaç kesildi ağaç değil mi. Neredesin sen nerede o çevreciler, taksimde yürüyenler. Asırlık çınarlar ağaçtan sayılmıyor. Nerdesiniz tencere tavacılar, konuşun bakalım. ODTÜ’nün restoran yapmak için kestikleri ağaç değil mi. Bakırköy belediyesinin kestiği ağaç değil mi. Mesel gerçekten ağaç olsaydı ogün yakanlar yıkanlar Yalova için Bakırköy için de sokağa çıkanlardı. Gezi olayları sırasında bir tanesi gerçek niyeti samimiyetle dile getirmişti. Ne demişti ‘Mesele ağaç değil siz hala anlamadınız mı’. Herkes anladı aslında. Maksadın çok farklı olduğunu herkes çok iyi biliyor" ifadelerini kullandı.

"DÖNEMİN BAŞBAKANI" İFADESİ

Cumhurbaşkanı şöyle devam etti:

"17-25 Aralık operasyonları gayesine ulaşsaydı Türkiye nerede olurdu. ’O bir yolsuzluk operasyonu’ diyorlar. Aslında bu sorunun da cevabı fezlekelerinde ortaya çıktı. ’Dönemin başbakanı’ ifadesini kullanıyorlar şahsım için. Dönemin başbakanını ve bakan arkadaşlarımı görevden uzaklaştırmak için her türlü hazırlık yapılmıştı. Muhalefet partileri ikna edilmiş, darbe sonrasında hangi vazifeyi yapacakları da dikte ettirilmişti. İnanın bazı medya kuruluşlarının ne yazacakları, neyi nasıl savunacakları dahi belirlenmişti. Türkiye’de muhalefet partilerinin üzerinde ciddi bir şantaj baskısı var, medya üzerinde de . Kiminin üzerinde terörün şantaj ve tehdidi var, kimilerinin üzerinde de kasetlerin ve telefon kayıtlarını."

KILIÇDAROĞLU’NUN O İFADELERİ

CHP liderini hakaretamiz ifadelerini de hedef alan Erdoğan, "Ana muhalefet genel başkanı hafta içinde çıktı şahsıma yönelik gerçekten edebe, adaba uygun düşmeyecek ifadeler kulandı. Bir engelli evladımız şahsımla alakalı ’zihinsel özürlü değil mi’ diye soru soruyor. Onun da verdiği cevap ‘Cumhurbaşkanını zihinsel engelli olduğunu söylemek ona bir lütuftur, o akılsızdır’. Bunu söyleyen ana muhalefet tabii. Böyle bir siyasetçi olabilir mi. O engeli evlatlarımız kardeşlerimi diyecek hem ona hakaret ediyor hem bize. Engelli kardeşlerimizle yapılan bir toplantıda bu hakaret. Ancak ve ancak kaset ve şantaj böyle birini öyle bir partinin başında tutabilir. Başka türlü normal şartlarda engellilerle yapılan toplantıda zihinsel engelli ifadesini hakaret olarak kullanan biri asla o koltukta oturamaz. ‘Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün’ derler. Böyle bir genel başkanlık da ancak kasetle, şantajla mümkün olur. Zaten o kaset olmasaydı bundan genel başkan falan olmazdı. Onları şantajla esir aldılar. Halef, selef oldukları genel başkanların hepsini esir aldılar ama milletin partisine diz çöktüremediler. Millet bu oyunu gördü ve bu kirli oyunu bozdu" dedi.

"CEMAATLERİN HEDEF ALINDIĞI ALÇAKÇA BİR İFTİRA"

"Şu anda malum çevreler özellikle de kendileri tarafından bir de kampanya yapıyorlar" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkiye’deki bütün cemaatlerin, vakıfların hedef yapıldığı yalanı yayılmak isteniyor. Burada ifade ediyorum. Ulusal güvenliğimizi tehdit eden, vatanına ihanet içinde her yapı MGK’da ele alınır ve onun gözünün yaşına bakılmaz. Paralel yapı böyle bir yapıdır. Üzerine gittik, gidiyoruz daha fazla gideceğiz. MGK’da bu kararı aldık. Legal görüntü altında illegal faaliyetler gösteren paralel yapı böyle zikredilmiştir. Bunlarla mücadele tavsiye kararı alınmış, hükümetimiz de bu tavsiye kararına uyarak bakanlar kurulu kararı çıkarmıştır. Bütün cemaatlerin, vakıfların hedef alınacağına dair iddia alçakla bir yalandan başka bir şey değildir. Hukukun dışına çıkmadığı müddetçe, ulusal güvenliği tehdit etmediği müddetçe herkes faaliyetlerini yerine getirir."

BARAJ MESELESİ

Cumhurbaşkanının gündeminde seçim barajı tartışmaları da vardı. Erdoğan, "Çıkmışlar barajlar kalsın. Onu da tekif ettik. Gelin sıfırlayalım. Ona da yanaşmadılar. Şu ana muhalefet başındaki akşam başka sabah başka. Türkiye’de yalanı en güzel kim söyler diye sordukları zaman vereceğiniz evap ana muhalefet başındakine sorun. O kadar başarılı. Malzeme yok şimdi de cumhurbaşkanı ile uğraşıyor. Bazıları diyor ki cumhurbaşkanı bunalar cevap verir mi. Ben alışılmış cumhurbaşkanı değilim, olmadım, olmayacağım" dedi.

"BİN DEĞİL, BİN 150 KÜSÜR ODASI VAR"

Cumhurbaşkanlığı sarayı tartışmalarına değinen Erdoğan, "Her şey konuşuluyor. Yalanlar, beyefendi yatıyor kalkıyor. Sanki burası benim kişisel sarayım. Belli ki dünyayı da gezmemiş bu tür şeyleri de bilmiyor. Devlet yönetiminden zaten anlamaz. SSK’yı nasıl batırdığını bilirsiniz. Şimdi çıkmış başka şeyler söylüyor. Milletimin buna inanacağına zaten inanmıyor. Kalkıyor bin odalı diyor. Yanlış söylüyorsu bin 150 küsür odası var. Onu da söyliyim. Biz şu anda yeni bir cumhurbaşkanlığı teşkilat şeması ile cumhurbaşkanlığı ihtiyacına cevap verecek bir proje uyguladık. Adama sorarlar eskiden kenarda köşede CHP yönetiyordu, böyle büyük bir binaya ne ihtiyaç vardı demezler mi. Orada büyük bir bina yaptınız. MHP de bi tane yaptı. Ne gerek vardı yapmasaydınız. Ama yaptınız. Sizden sonra AK Parti iktidar partisi olduğu halde hepinizden sonra yaptı. Bunlarda büyük düşünmek diye bir şey yok. Eğer siz büyük devlet olma idealini taşıyorsanız, bu ideali taşıyanlar büyük düşünerek bu adımları atarlar. Biz bu adımlarımızı atarken büyük düşünüyoruz. İstanbul dendiği zaman akla Dolmabahçe sarayı, Topkapı sarayı gelir. Gelen bütün turistlere gösterilen yerler bunlardır. Peki Cumhuriyet dönemine yönelik yaptıklarımızdan ne gösteriyoruz. Gösterebildiğimiz bir şey var mı. Biz şu anda gelecek nesillere bizim ecdadımız da böyle bir cumhurbaşkanlığı sarayından, başbakanlık sarayından Türkiye’yi yönetti demesi lazım. Büyüklerimiz ‘itibardan tasarruf olmaz’ demişler. Bütün o gelenler gidenler oraya bakıyor. Burada bir itibar var. Bundan tasarruf olmaz. Ecdadımız da buradan hareketle adımlarını atarken bu hassasiyetle yapmışlar. Ben vatandaşımızı buraya almaya başladım. Geçen gün engelliler köyü var biz yaptık. Orayı ziyaret ettik. Dediler ki ‘Cumhurbaşkanım sizi bu saray nasıl’ O zaman yarın oraya alalım dedik. Yarın buradan 300 tanesini seçin bizim misafirimiz olsunlar. Ertesi gün geldiler, gezdiler. Kendileri de orada bize konser verdiler. Bu hazmedilemiyor. Onun üzerine de bunu söylediler. Aynı gün kültür ve sanat ödüllerini verdik. Şimdi yeni bir süreç başlayacak. Türkiye’deki tüm muhtarlarımızı oraya davet edeceğiz. Belli gruplar halinde davet edeceğiz ve cumhurun temsilcileri olan muhtarlarımız kendi sarayını gelsin görsün. Burası milletin sarayı benim değil. Milletin sarayını hazmedemiyorlar. Birisi çıkıyor 1 milyar dolardan bahsediyor. Bunlara sadece geçenlerde duyuru yapıldı. Buckingham Sarayı restorasyona giriyor. 5 milyar pound sadece restorasyon. Yaklaşık 7-8 milyar dolar. Geçenlerde Türkmenistan’daydık. Türkmenistan bu noktada Astana yüzlercesi ile dolu. Bunlar hakikaten Türkiye’nin büyümesinin düşmanı. Bunlar 1. Köprüye de 2. Köprüye de 3. Köprüye de kaşı çıktılar. Bunlar marmaraya karşı çıkmadılar mı. Bunların yapısı bu. İsteseler de istemeseler de biz Türkiye’yi büyütmeye devam edeceğiz. Bunlara karşı hep uyanık olacağız. Kazanımlarımızın heba olmasına izin vermeyeceğiz. Kararlılığımızdan taviz vermeyeceğiz."

YAVUZ BİNGÖL’E SAHİP ÇIKTI

Sanatçı Yavuz Bingöl’e de sahip çıkan Erdoğan, "10 yıllar boyunca fikir özgürlüğü dediler, mahalle baskısından şikayet ettiler. İşte şu anda kimin nerede durduğu ortaya çıkıyor. Biz sabrettik asil duruş sergiledik. Kimin özgürlükçü olduğunu hem millet, hem insanlık görüyor. 30 Ağustos resepsiyonunda Yavuz Bingöl ile Yemen Türküsünü birlikte söyledik. Aman Allahım o sanatçımıza söylemediklerini bırakmadılar. Şu anda hala Türkiye’nin bu büyük sanatçısını linç etmek için ellerindeki her vasıtayı kullanıyorlar. Niye sen nasıl olur da Cumhurbaşkanı ile böyle bir resim verirsin. Böyle bir zihniyet olabilir mi. Hani siz sanata değer veriyordunuz. Bütün sanatçılar sizin gibi düşünmeye mecbur mu. Sizin söylediklerinizi söylemediği zaman ‘tu kaka’ mı diyeceksiniz. Bunlardaki zihniyet bu. Bunu sadece o sanatçımıza değil hakikati söyleyen herkese yapıyorlar. En son değerli yazarımız Alev Alatlı’ya da bunu yaptılar. Akil insanlar heyetinde yer alan birçok sanatçımıza da yaptılar. Ahmet Kaya’nın bu ülkeden mahsun ayrılışı ile yüreğimiz yandı. Çatallarla, porselen tabaklarla neler yaptıklarını, ödül töreninden kovduklarını hatırlayın. Ertesi gün gazete köşelerinde her türlü hakaret yazısı yazanlar şimdi manevra yapan ruh kökü sakat tiplerdir. Hala aynı şeyleri yazıyorlar. Biraz terbiyeli ol, edep adap bil. Kalkıyor Başbakan dürüst ama cumhurbaşkanı yolsuzlukların içinde. Hangi belgen, hangi bilgi var neye dayanarak söylüyorsun. Eğer yolsuzluklar içinde buralara gelseydik senin ve patronunun bu ülkedeki yolsuzluklarını meydana çıkaramazdık. Bu ülkede özellikle petrol şirketlerini hangi bankaları nasıl soymak suretiyle sahibi olduklarını bu millet biliyor. Bunlar hükümetleri istedikleri gibi kendileri yönettiler. Gazetelerinden yönettiler. Bizi yönetemedikleri için saldırıyorlar. Onun için kusura bakmasınlar.

Sanatçılarımıza sesleniyorum cesur olun. Mahalle baskılarına karşı, dayatmalara karşı cesur olun. Hiçbir sanatçımın dışlanmasına izin vermeyecek, onların yanında dimdik durmayı sürdüreceğiz. Bu ülkede biz hiçbir zaman kutuplaştırmanın, ayrıştırmanın yanında durmadık. Biz her zaman birleştirmenin tarafında olduk. Türkiye’de adalet dedik. Filistin’de söylediğimiz, Mısır’da Libya’da, Suriye’de de söylediğimiz budur. Sesi çok çıkanları, uluslararası medyayı elinde tutanların hükmettiği değil adaletin hükmettiği bir dünya mücadelesi veriyoruz. Onun için dünya 5’ten büyüktür diyoruz" dedi.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tayfa Haber - ÖZEL-
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tayfa Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0538 363 9461 | Haber Yazılımı: CM Bilişim