• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Trabzon 20 °C
  • Giresun 15 °C
  • Ordu 15 °C
  • Rize 17 °C
  • Gümüşhane 10 °C
  • Samsun 14 °C
  • Bayburt 8 °C
  • Artvin 16 °C

"Verilen Sözler Yerine Getirilmemesine Rağmen..."

"Verilen Sözler Yerine Getirilmemesine Rağmen..."
Başbakan Ahmet Davutoğlu, “bize verilen hiçbir sözün yerine getirilmemiş olmasına rağmen çözüm sürecini kararlılıkla yürüttük” dedi. Kanal 7 ve Ülke TV ekranlarında ortak yayınlanan İskele Sancak prog...

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “bize verilen hiçbir sözün yerine getirilmemiş olmasına rağmen çözüm sürecini kararlılıkla yürüttük” dedi.

Kanal 7 ve Ülke TV ekranlarında ortak yayınlanan İskele Sancak programına konuk olan Başbakan Ahmet Davutoğlu, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. 90’lı ve daha önceki yıllarda devletin yaptığı yanlışları eleştiren Davutoğlu, çözüm süreciyle ilgili, “Çözüm süreci Türkiye’nin en önemli projesi ve Orta Doğu’daki kargaşalar içerisinde tek başarı hikayesidir. Bu proje tamamıyla yerli, tamamıyla bu halkın iradesiyle ortaya çıkmış ve hükümet bu halkın iradesine hem tercüman olmuş hem de yönetmiştir. Türkiye’de etnik veya mezhebi temeldeki her çatışma sunidir. Asırlar süren beraberliğimiz dolayısıyla, çok güçlü bir tarihin harmanında yoğrulmuş bir toplumuz. Bu harici durumun ortadan kalkması için, bir taraftan demokratikleşme yoluyla insanların en doğal haklarını teslim eden ama diğer taraftan da ülkenin toprak bütünlüğünü, ülkenin siyasi birliğini teminat altına alan bir sürecin adıdır çözüm süreci. Geçmiş dönemlerde, özellikle 90’lı yıllarda şöyle bir çelişki var: Ülkenin birliğini, dirliğini, toplumun huzurunu temin etmek için son derece gayri tabii güvenlik yöntemleri uygulanması gerektiği düşünülürdü; köylerin yakılması, meralarda yasaklar, çok ciddi güvenlik tedbirleri vardı. Biz, insanların özgürleştirilerek demokratik bir bilinç gerçekleştirileceğine, ülkenin birliğinin ve siyasal sistemin meşruiyetinin temin edileceğine inanıyoruz. Buradaki psikolojik fark çok önemli. 90’lı, 80’li ve daha önceki yıllarda 30’lu 40’lı Dersim olaylarında da hep devleti öne alan ve devletin güvenliğini temin altına alarak ülkeyi bir arada tutmaya çalışan politikalar benimsendi. AK Parti’nin farkı şuydu; devleti öne alan değil, devletin meşruiyetini halk nezdinde güçlendirecek şekilde insanı öne alan bir yöntem benimsedik. Onun için hiç kimseden bir iltifat, izin yada bir taktir beklemeden demokratikleşme paketlerini arka arkaya açıkladık. Daha önce 90’lı yıllarda yasaklandığında ülke birliği korunacak zannedilen birçok şey; Kürtçe’nin siyasi propaganda olarak kullanılmasının yasaklanması, kasetlerin dahi yasaklanması, annelerin babaların hapishanedeki çocuklarıyla dahil Kürtçe konuşamaması… Biz bunu değiştirdik. Getirdiğimiz yeni anlayış, bireylerin hangi etnik ve mezhebi kimliğe ait olurlarsa olsunlar devletle, siyasal sistemle ilişkisinin restore edilmesi, yeniden tanımlanması ve aidiyetin güçlendirilmesi. Bu yöndeki adımlarımızı attık” değerlendirmelerinde bulundu.

“DERSİM’İ YAKAN CHP ZİHNİYETİYLE, ŞEHİRLERİ YAKAN ZİHNİYET AYNI”

90’lı yıllarda ülkenin bütünlüğünü sağlamak için köyleri yakan zihniyetle, şimdilerde Kürtler’in hakkını koruma iddiasıyla şehirleri yakan zihniyetin aynı olduğunu kaydeden Davutoğlu, “O zaman bu meseleler çözüldükçe bekledik ve istedik ki; Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da şiddet olayları ortadan kalksın ve silahlar bırakılsın, herkes ne hak talep ediyorsa, hiçbir şiddete başvurmadan siyaset üzerinden talep etsin. Nitekim bugün HDP Milletvekillerinin TBMM’de ifade ettiği hususlar, 90’lı yıllarda milletvekillerinin apar topar tutuklanmasına neden olan hususlardı. Şimdi TBMM çatısı altında konuşuluyor ve kimse de ‘niye bu konular bu çatı altında konuşuluyor’ demiyor. Bütün bu demokratikleşme yoluyla, her türlü görüş rahatlıkla tartışılabiliyorsa, her türlü siyasi parti kuruluyor ve bu partinin kapatılması neredeyse imkansız hale geliyorsa, bütün bunlar olmuşsa şiddetin arkasındaki gerekçe ne? Niye silah kullanılıyor? Niye başka bir vandalizme yol açılıyor? Son 1,5 yıldır yürütülen çözüm süreci, bir taraftan bu demokratikleşme ile yürürken diğer taraftan daha önce 2 süreç yaşadık; biri Oslo süreci diğeri Habur’dan başlayan geri dönüşler. Bu iki süreçte de fark ettik ki bunun milli, yerli ve Türkiye’nin vatandaşları, suçlu da olsa, hapishanede de olsa, serbest de olsa, siyaset de yapıyor olsa vatandaşlar arasında görüşerek bunları halledelim. Ve bu süreçte, İmralı’da yapılan görüşmeler, siyasilerin yaptığı temaslar… Biz tabi muhatap olarak hep siyasileri aldık. Ama çözüm sürecine katkı yapabilecekse herkesi sürecin içerisine soktuk. Ki psikolojik sahiplenme çok önemli. Toplum da bunu sahiplendi. Doğusu da sahiplendi, Batısı da sahiplendi. Biz siyasi otorite olarak bunun için ne yapılması gerekiyorsa yaptık. Bu son olaylar gösterdi ki; nasıl 90’lı yıllarda yanlış bir zihniyet köy yakarak devletin bütünlüğünü koruduğunu zannediyordu, şimdi de birileri şehirleri yakarak hak arayacağını zannediyor. Aynı zihniyet. Ben CHP ve HDP’ye Baş zihniyeti derken bunu kastediyordum. Yani, Dersim’i bombalarken ülke bütünlüğünü garanti altına aldığını zanneden CHP zihniyetiyle, 90’lı yıllardaki Ergenekonvari yapılanmalarla faili meçhullerle ülkeyi bir arada tutacağına inanan zihniyetle, Diyarbakır’ı, o güzelim Mardin’i, Batman’ı, Siit’i ateşe, dumana, kana boğarak, Kürtler’in haklarını koruyacağını zanneden zihniyet aynı zihniyet” ifadelerini kullandı.

“VERİLEN SÖZLERİN TUTULMAMASINA RAĞMEN DEMOKRATİKLEŞMEDEN VAZGEÇMEDİK”

Verilen sözlerin tutulmamasına rağmen demokratikleşmeden vazgeçmediklerini ifade eden Davutoğlu, “Biz geçen sene 30 Eylül’de bile bize verilen sözler gerçekleştirilmediği halde demokratikleşmeden hız kesmedik. Neydi bize verilen söz: Mayıs ayında silahlarını bırakıp sınır dışına çekilecekti bu terör örgütü mensupları. Silahlarını bırakmadılar, çekilmediler. Çünkü bir hesap içindeler. Tam o sırada gezi olaylarını patlak vermesi bir tesadüf değildir. Birileri, Türkiye’de kanayan bir yaranın şifa olmaya başladığını görünce başka yaraları kanatarak, o kabuk bağlamaya başlayan yarayı da açmaya çalıştı. Ve geriye çekilme durdu. Biz yine de sabırla takip ettik. Çünkü bu proje, Kürdüyle, Türküyle, Doğusuyla, Batısıyla bizim projemiz. Bizim buna cevabımız, 30 Eylül’de yeni demokratikleşme paketlerini açmakla oldu. Daha sonra Mesut Barzani’nin Diyarbakır’a gelişiyle, gittikçe çözüm süreci daha da toplumsal bir karşılık bulunca, bu sefer 17 Aralık, 25 Aralık komploları bir başka gölge getirdi. Bunu yapanlar aynı zamanda 2-3 sene önce KCK operasyonlarını yaparak bu yarayı derinleştiren kesimler. Mesele şu; birisi bir türlü bu yaranın kabuk bağlamasını istemiyor. Sonra bu yaranın kabuk bağlamanın ötesinde yavaş yavaş şifa bulmasını istemiyor. Buna rağmen, bize verilen hiçbir sözün yerine getirilmemiş olmasına rağmen çözüm sürecini kararlılıkla yürüttük” diye konuştu.

Molotof kokteyli ile silahın aynı sayılacağını kaydeden Davutoğlu, “Molotof kokteyli ve benzeri diye kanuna bir yasaklama gelecek. Silahlı bir saldırı neyse o da odur. Bu kanunla birlikte, Kolluk Denetim Kanunu’nu da getiriyoruz. Bu hakları istismar eden polis de cezalandırılacak. Hiçbir özgürlük kısıtlanmayacak, vatandaşımız mağdur edilmeyecek, özgürlüklerin teminat altına alındığı tedbirler olacak” değerlendirmesinde bulundu.

“AKİL ADAMLARLA KONUŞACAĞIZ”

Akil adamların çözüm süreci için tekrar devreye gireceğini belirten Davutoğlu, “Çözüm sürecinin olumlu atmosferinin tekrar topluma yayılması gerekiyor. Akil insanlarla bunu konuşacağız. HDP’nin niyeti konusunda bizde ve toplumda ciddi şüpheler oluştu. Önce onların iyi niyetini görmeliyiz. Devlet en müşfik yüzünü göstermişken, gazeteciler ‘bu bölge sadece HDP’ye mi ait’ diye niye sormazlar? Bu puslu havada, bazı çevrelerde Türkiye’ye nasıl zarar veririz diye bir kanaat var, toplum bunu görüyor. Adım adım, gıdım gıdım yükselttiğimiz çözüm süreci binasını çökertmeye çalışanlar bilsinler ki önce kendileri altında kalır” şeklinde konuştu.

“HER TÜRLÜ KONUYU KONUŞURUZ AMA KANUNSUZLUĞU KONUŞAMAYIZ”

Selahattin Demirtaş’a, “Artık bunu nihayete erdirelim, sürüncemede kaldıkça Ortadoğu’daki gelişmeler bunu olumsuz etkiler” dediğini aktaran Başbakan Davutoğlu, “Daha önce Ada’ya giden heyetle görüşmelerimizde kendilerine söylendi, MİT Müsteşarımızla yaptıkları görüşmelerde de söylendi. Bunun için onlara da ifade ettiğimiz şey şu; ‘her türlü konuyu konuşuruz, süreç içinde neler yapılacağı karşılıkların ama kanunsuzluğu konuşamayız, çünkü biz hukuk devletiyiz’. Yani ’çözüm süreci var, siz müsamaha gösterin de şurada şu olaylar devam etsin’ olmaz... Şimdi tam da bu konularda mutabık kalınmışken ve toplumda çözüm süreci bir ivme kazanmışken, ne oldu? 1 Ekim’de biz Bakanlar Kurulu kararını çıkartırken Gezi Parkı olayları, 17 Aralık’ta ne olduysa aynısı oldu” diye konuştu.

“KOBANİ TIPKI GEZİ’DEKİ AĞAÇLAR GİBİ BAHANEYDİ”

Davutoğlu, Kobani olaylarının kasıtlı olarak çıkarıldığını dile getirdi. Kobani’nin tıpkı Gezi olaylarında ağaçların bahane edilmesi gibi bir bahane olduğunu söyleyen Başbakan Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Kobani, tıpkı Gezi’de bazı ağaçların yerinin değiştirilmesinin bahane edilmesi gibi bir bahaneydi. Tam bir şehir terörü estirildi. Soğukkanlı bir şekilde olayları takip ettik. Gerekli güvenlik tedbirlerini aldık. Olaylarda devlet kurumlarına saldırıldı, Kuran kursları, ambulanslar, kütüphaneler, müzeler yakıldı. Yani zihinlerindeki siyasetin ne olduğunu söylediler. Sonra özellikle AK Parti’ye mensup veya yakın işadamlarının işyerleri talan edildi. Bunlar çözüm sürecinin olumlu atmosferini dağıtmak için yapıldı. Çünkü oraya çok ciddi yatırım gelmeye başladı. Yasin Börü, 16 yaşında bir genç, Berkin Elvan’dan ya da diğer gençlerden bir farkı yok. Yasin, 3 arkadaşıyla birlikte kurban eti dağıtırken, bir hayır işi yaparken, hepsi 16, 18, 20 yaşlarında gençler, 3. kattan atılıp, kafası taşla ezildi. Şimdi, 90’lı yıllarda faili meçhul diyerek bir halkı ayaklanmaya çağıran ve terörü bu şekilde meşru kılmaya çalışanlar, şimdi bir faili meçhulü nasıl izah edecekler? Olaylarda öldürülenlerin hepsi Kürt. Öldürülenler Türk, Boşnak, Arap olsa meşru görecek değiliz, o anlamda söylemiyorum. Fakat bu faili meçhul zihniyet üzerine soruyoruz, çözüm sürecinin failleri kim? Kim bunun muhatapları? Demeleri beklenir ki; ’biz bunları, bu eylemleri kınıyoruz, lanetliyoruz, bir daha olmaması için elimizden geleni yapacağız.’ Fakat şöyle değil sureti haktan görünerek değil, bazı yöneticiler tavşana kaç, tazıya tut, hem gençleri tahrik edeceksiniz sonra da ‘biz engellemeye çalıştık ama olmadı…’ Peki niye tahrik ediyorsun? Meclis’te konuşabiliyorsun, barışçıl gösteri yapabiliyorsun istediğin yerde, istediğini yazabiliyorsun, söyleyebiliyorsun. Kim engelliyor seni? Niye yakıp yıkıyorsun? Barışçıl anlamda gösteri yaptığında seni engelleyen olduysa gelin, teminatı bizdedir. İstediğiniz meydanı gösterin, istediğiniz şehrimizde gösteri yapabilirsiniz. Ama o gösteriyi yaparken herhangi bir yeri talan edemezsiniz, insanları katledemezsiniz.”

“EĞER BİR SEÇİM BENİ RAHATLATTIYSA ORTADA BİR ANORMALLİK VAR DEMEKTİR”

Davutoğlu, “HSYK seçimlerinden çıkan sonuçlar sizi rahatlattı mı?” şeklindeki bir soruya, “Eğer bir seçim beni rahatlattıysa ortada bir anormallik var demektir. Rahatsız etmiş ise düzensizlik ve kargaşa var demektir. Neden HSYK seçimleri önem taşıyor? Ben kongre konuşmasında söylediğimde ertesi gün Yargıtay Başkanı bunu müdahale gibi bir kanaatte sergiledi. Yargı mensuplarına seslendim kongre konuşmamda ve dedim ki; ‘HSYK seçimleriyle ilgili olarak yargının geleceği, sizin vicdanınıza emanettir.’ Biz, hakim ve savcıların tek başlarına karar verme ehliyetine sahip olduklarına inandığımız için onlara bu yetkiyi veririz. Tek başlarına adalet konusunda karar vermeye yetkin olmayan bir hakim olmamalı, seçimini tek başına yapamayan birisi hakim olmamalı. Bir hakimin eğer vicdan terazisini tutacak eli yoksa ve tek başına vicdanıyla hareket edecek ahlaki olgunluğa ya da akli beceriye sahip değilse hükmetmemeli” diye cevap verdi.

Başbakan Davutoğlu, son yapılan anketlerde AK Parti’nin yüzde 52’leri bulduğunu ifade etti. Bu oranın AK Parti’nin ulaştığı en üst nokta olduğunu kaydeden Davutoğlu, partinin gerçek performansını seçimlerin ölçeceğini belirtti.

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tayfa Haber - ÖZEL-
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tayfa Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0538 363 9461 | Haber Yazılımı: CM Bilişim