• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Trabzon 5 °C
  • Giresun 1 °C
  • Ordu 2 °C
  • Rize -4 °C
  • Gümüşhane -11 °C
  • Samsun -2 °C
  • Bayburt -12 °C
  • Artvin -5 °C

Trabzonspor'dan Savcı Mütalasına Karşı Atak

Trabzonspor'dan Savcı Mütalasına Karşı Atak
Trabzonspor Hukuk Kurulu, 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçe verdi.
Trabzonspor'dan Savcı Mütalasına Karşı Atak Trabzonspor'dan Savcı Mütalasına Karşı Atak

Trabzonspor Hukuk Kurulu, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ve bazı şike davası hükümlülerinin yeniden yargılanması mütalaasına karşılık İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne talebin reddedilmesi dilekçesi verdi.

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ve bazı şike davası hükümlülerinin, "Şike davasında yeniden yargılama yapılması ve infazın durdurulması" talepleri üzerine dosyayı inceleyen Cumhuriyet Savcısı Abdullah Mirza Coşkun, "Şike davasında infazın durdurulması ve yeniden yargılama yapılması" yönünden mütalaa vermişti.

İNFAZIN BAŞLAMASI İSTENDİ
Bunun üzerine harekete geçen Trabzonspor Hukuk Kurulu da, bugün itibari ile savcılık mütalaasına karşı İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesine dilekçeyle başvurdu. Dilekçede, hükümlülerin yeniden yargılanma hususundaki taleplerinin reddi, Yargıtay kararı ile haklarındaki mahkûmiyetleri kesinleşmiş hükümlülerin infazının başlanması talep edildi. Trabzonspor’un dilekçesinde hukuki açıklamalara ek olarak Cumhuriyet Savcısı Abdullah Mirza Coşkun’un savcılık mütaalasında yaptığı iddia edilen bazı hatalar da yer aldı.

AVUKAT ORHAN: "TALEP TAMAMEN HUKUKSUZ"
Trabzonspor Hukuk Kurulu avukatlarından Hakan Orhan, şike davası sanıklarının yeniden yargılanma taleplerine karşı daha önce de mahkemeye bildirimde bulunduklarını belirterek şunları söyledi: 

"Yeniden yargılanma talepleri ve savcılık mütalaası tamamen hukuksuzdur. Bu talebin kabul edilmesi halinde Türkiye’de hukuki bir kaos yaşanacak ve geçmişte yapılan tüm yargılamaların yenilenmesinin gerekecektir. Savcılık mütaalası ceza usul hukukunun en temel ilkelerine aykırıdır. Ayrıca savcının maçları değerlendirirken maddi hatalar yaptığını, bir sanığın birden fazla maçta suç işlediğini göz ardı ettiğini tespik ettik."

İŞte O Dilekçe;

 

İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’ NA

DOSYA NO : 2011/ 5 Esas

BEYAN VE TALEPTE

BULUNAN

MÜDAHİLLER : 1- Trabzonspor Kulübü Derneği

2- Trabzonspor Sportif Yatırım ve Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş.

3- Trabzonspor Ticari Ürünler ve Turizm İşletmeciliği Ticaret A.Ş.

4- Trabzonspor Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş.

 

HÜKÜMLÜLER/

SANIKLAR : Aziz Yıldırım ve arkadaşları

 

SUÇ : Haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla suç örgütü kurup yönetmek, şike yapmak,

teşvik primi vermek

T. KONUSU : Savcılık mütalaasına ve dosyaya beyanlarımızın sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR: Sayın Mahkemenize tevzi edilen, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 02.07.2012 tarih, 2011/63 Esas ve 2012/71 Karar sayılı ilamı Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından bir kısım sanıklar yönünden onanmış, bir kısım sanıklar yönünden de bozulmuştur.

Bir kısım sanıklar, soruşturma ve kovuşturma aşamasında ileri sürdükleri hususları, temyiz aşamasında da ileri sürmüş, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin haklarındaki mahkûmiyeti onamasından sonra da CMK 308. madde uyarınca itiraz istemine konu etmişlerdir. Haklarındaki hüküm kesinleşen sanıklar, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen ve Yargıtay C. Başsavcılığı tarafından itiraz konusu yapılmamış bu hususları yeniden yargılama sebebi imiş gibi Sayın Mahkemenize başvurmuşlardır.

Sayın Mahkemenin mütalaa istediği Savcılık Makamı, hazırladığı 2014/4024 No’lu mütalaasında özetle; Olgun PEKER ve Aziz YILDIRIM hakkında şike ve teşvik primi suçlarını işlemek amacıyla suç örgütü kurup yönetmek suçlarından verilen mahkûmiyet kararının Yargıtay’ca incelenip 17.01.2014 tarihinde onanarak kesinleşmesinden sonra 21.02.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6526 sayılı yasa ile CMK 135 ve 140 maddelerinde değişiklik yapıldığını, CMK 135/6 maddesinde katalog suç olarak tanımlı suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun çıkarıldığını, bu kapsamda suç örgütü kurduğu sabit görülerek haklarındaki hüküm onanan Aziz YILDIRIM ve Olgun PEKER ile kurmuş oldukları örgütlere üye olmaktan ceza verilen, cezaları Yargıtay’ca bozulan bir kısım şahıslar ile haklarında suç örgütüne üye olmaktan beraat kararı verilip de cezalandırılması gerektiğinden bahisle suç örgütüne üye olma bakımından bozulan beraat kararları nedeniyle haklarında bozma üzerine yapılacak yargılamada, yargılama tarihi itibariyle 6526 sayılı yasa ile değiştirilen usul hükümleri uygulanacağından, aynı suç örgütü bakımından suç örgütü kurma ve yönetme ile suç örgütüne üye olma suçlarından iki farklı usul ile yargılama yapılıp bu kapsamda delillerin değerlendirilmesi ve takdiri Yargıtay bozma ilamı ile ortaya çıkan bir durum olduğundan ve bu durumun yargılamada aynı olayları kapsayan ve aynı suç örgütünün sanıkları bakımından farklı delil değerlendirilmesi sonucu doğuracağı, yargılamada aynı eylemler nedeniyle ve aynı örgüt suçları bakımından yargılanan şahısların aynı usul hükümlerine göre yargılanması gerektiği, aksi takdirde Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olacağından bu yönüyle yasal değişikliğin haklarında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme suçlarından mahkûm Aziz YILDIRIM ve Olgun PEKER ile yine haklarında bu örgütlere üye olma suçlarından eylem ve suçları sabit görülüp hükmün açıklanması geri bırakılan kişilerle, suç örgütü üyeliğinden eylemi ve suçu sabit görülüp hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilip Yargıtay’ca onanan ve yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan, bulunmayan aynı durumdaki tüm hükümlüler hakkında yargılamanın yenilenmesi istemlerinin kabule değer görülmesi gerektiğini beyan etmiştir.

Savcılık mütalaasında, yargılamanın yenilenmesine gerekçe olarak ileri sürülen hususların hiçbirisi hukuki nitelikte değildir. Şöyle ki;

1- Hükümlünün lehine olarak yargılamanın yenilenmesinin hangi sebeplerle mümkün olabileceği, 5271 saylı CMK’ nın 311. Maddesinde tek tek sayılmıştır. Bu maddede belirtilen hallerin dışında bir sebeple yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez. Hükümlünün lehine olarak yargılamanın yenilenmesi sebepleri, kısaca, hükmü etkileyen bir belgenin sahteliğinin anlaşılması, duruşmada dinlenen tanık veya bilirkişinin gerçeğe aykırı tanıklık veya oy verdiğinin anlaşılması, hâkimin kasten yargılamada görevini kötüye kullanması, dayanılan hukuk mahkemesi hükmünün kesin olarak ortadan kaldırılması, sanığın beraatını veya daha az ceza ile cezalandırılmasını gerektirecek nitelikte yeni delil veya yeni olayın ortaya çıkması, ceza hükmünün İHAS’ nin ihlal suretiyle verildiğinin AİHM’ nin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olmasıdır.

a. Savcılık makamı, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuyla ilgili olarak yargılanmanın yenilenmesi yönünde görüş belirtirken, CMK m. 311’de sayılan bu sebeplerden hangisinin olayda bulunduğunu belirtmemiştir. Zira olayda bu nedenlerden hiçbirisi bulunmamaktadır. Savcılık mütalaasında “Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık” nedeniyle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğuna değinilmiştir. CMK’ nın 311. Maddesinde sayılan nedenler arasında ise “Anayasadaki eşitlik ilkesine aykırılık” şeklinde bir sebebe yer verilmemiştir.

b. Savcılık, CMK’ nın 311. Maddesinde sayılmamasına rağmen, sonradan yürürlüğe giren ve esasa ilişkin olmayıp, yargılama hukukunu ilgilendiren bir yasa değişikliğini yargılamanın yenilenmesine gerekçe yapmıştır! Mütalaasında, bozma üzerine yapılacak yargılamada, yargılama tarihi itibariyle 6526 sayılı yasa ile değiştirilen usul hükümlerinin uygulanacağından bahseden Sayın Savcı; (bu beyan ve kabulün aksine) yargılamada aynı eylemler nedeniyle ve aynı örgüt suçları bakımından yargılanan şahısların aynı usul hükümlerine göre yargılanması gerektiğini belirterek büyük bir çelişkiye düşmüştür! Savcılığın mütalaasında vardığı bu kanaatin hiçbir hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Tam aksine usul hukukumuzda “hemen uygulama ilkesi” geçerli olup, usul hukuku kuralları yürürlüğe girdikleri anda derhal uygulanırlar. Bir başka deyişle yargılama hukukuna ilişkin kurallarda sonradan yapılan değişiklik lehe veya aleyhe olduğuna bakılmaksızın derhal uygulanır.

c- “ Hemen uygulama ilkesinin dört önemli sonucu vardır:

İşlemler yürürlükteki kurala göre yapılır.

Önceki kural zamanında sonuçlandırılmamış işlemler yeni kurala göre yapılır.

Önceki kural zamanında tamamlanmış işlemler geçerliliğini korur; bu işlemlerin bir de yeni kurala göre tekrar yapılması gerekmez. Aksi takdirde ceza muhakemesi yapılamaz hale gelir.

Yeni kuralın uygulanmasında, sanığın lehinde veya aleyhinde olmasına bakılmaz. Sanığın aleyhine de olsa, yeni kanun hemen uygulanır.” (Prof. Dr. Bahri Öztürk Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku syf. 71)

d- Savcılığın mütalaasında ileri sürdüğü husus hukuken isabetli kabul edilirse, sürekli değişen usul hükümleri nedeniyle ülkede yargılama yapılması mümkün olamaz. “Aynı örgüt suçları nedeniyle yargılanan şahısların aynı usul hükümlerine göre yargılanması gerektiği” yönündeki görüş esas alınacak olursa, örgüt kuran üç kişiden ikisini yakalayıp biri kaçtığında ve kaçan kişi 10 yıl sonra yakalandığında ve bu kişinin yakalandığı sırada yargılama kuralı değiştiğinde diğer iki kişinin cezaları infaz edilmesine rağmen yeni kurallara göre yargılanması gerekecektir. Savcılığın bu değerlendirmesinin ne kadar isabetsiz olduğu ortadadır. Bu nedenle aynı eylemler nedeniyle yargılanan kişilerin aynı usul hükümlerine tabi olacaklarına yönelik bir yargıya varılması, usul hükümlerinin derhal uygulanması prensibine aykırıdır ve kabul edilemez. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.9.2003 tarih ve E: 2003/1226, K: 2003/229 sayılı kararı)

e. Yargılama hukukunun temel prensiplerinden birisi de, yeni Kanunun “ölmüş bir işlemi diriltemeyeceğidir”. Bununla anlatılmak istenen şudur: Bir önceki maddede belirtilen ilkenin doğal sonucu olarak, bir usul işlemi yapıldığı sırada yürürlükte bulunan kurallara göre icra edilmişse, bu işlem geçerli olup, sonradan yürürlüğe giren kanun lehe de olsa bu işlemin geçersizliğini ve yeniden yapılmasını gerektirmez. Örneğin CMK’ nın mülga 250. veya TMK’ nın mülga 10. Maddelerine göre kurulan mahkemelerde yargılanan kişiler, bu mahkemeler kaldırıldıktan sonra bizi yeni mahkemelerde tekrar yargılayın diyemezler. Zira adı geçen mahkemeler de kanunla kurulmuş, yargılama usulleri kanunla belirlenmiş mahkemelerdir ve yaptıkları yargılamalar geçerlidir. Bu mahkemelerin yaptıkları yargılama yok farz edİLİRSE, bu mahkemelerde görülen tüm davaların yeniden görülmesi gerekecektir. Keza mevcut kanuna uygun olarak kolluk veya savcı tarafından yapılan bir ifade alma işlemi, sonradan yürürlüğe giren kanuna göre tekrar yapılamaz. Bu nedenle eski kanuna uygun olarak yapılan bir yargılama işlemi tekrar diriltilemez. Aksi bir uygulama yargılama sistemini çalışmaz hale getirir. Sayın Savcılığın mütalaası kabul edilirse, bugüne kadar CMK 135 vd. MADDELERİ çerçevesinde elde edilen delillerle suç işlemek amacıyla örgüt kurmaktan mahkûm olmuş ne kadar kişi varsa, hepsinin yargılamanın yenilenmesi taleplerinin kabul edilmesi gerekir. Böyle bir durumun, ülkede, büyük bir hukuk kaosu yaratacağı şüphesizdir!

f. Sayın Savcılığın mütalaasında ileri sürdüğü diğer hatalı bir değerlendirme de, 1/02/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6526 sayılı yasa ile CMK 135 ve 140 maddelerinde yapılan değişiklikle suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun CMK 135. Maddesinin 6. Fıkrasının a bendinde ve CMK 140. Maddenin 1. Fıkrasının a bendinde sayılan katalog suçlar arasından çıkartılmış olmasının, haklarındaki karar Yargıtay tarafından bozulan kişiler bakımından, haklarındaki karar onananlara göre farklı delil değerlendirilmesi sonucunu doğuracağına yönelik görüşüdür. Bu değerlendirme de yukarıda belirttiğimiz “derhal uygulama ilkesi” ve bu ilkenin doğal sonucu olan “ölmüş işlemin diriltemeyeceği” prensiplerine açıkça aykırıdır. Zira yapılan yasa değişikliği ile “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” fiili suç olmaktan çıkartılmış değildir. Değiştirilen husus, yalnızca, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu hakkında bir delil toplama metodu olarak telefon dinleme ve teknik araçla izleme yöntemleri ilişkin izin mercii hususudur. Bu durumda, 6526 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren artık bu suç bakımından delil elde etme yöntemi değiştirilmiştir. “Yeni yürürlüğe giren bu hüküm, yürürlüğe girmeden önce CMK’ da belirtilen usule göre elde edilmiş telefon konuşmalarını ve teknik takip tutanaklarını hukuka uygun olarak elde edilmiş delil olmaktan çıkartacak mıdır?” sorusu akla gelmektedir. Bu soruya her hukukçunun vereceği tek cevap “kesinlikle hayır”dır. Zira yürürlükteki kanuna uygun olarak elde edilen deliller, yapılan değişiklikle hukuka aykırı delil haline gelmezler. Nitekim Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ nın 14.04.2014 tarih 5-2013/ 359766 sayılı kararında, “… Yargıtay 5. CD.’ nin temyiz incelemesini tamamlayarak karar vermesinden sonra 06.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6256 sayılı Kanun’un 12 ve 14. Maddesi ile CMK’ nun 135 ve 140. Maddelerinde değişikliğe gidilmiştir… CMK’ nun bu maddelerinde yapılan değişiklikler usül bakımından değişiklik olduğundan sanıklar lehine uygulanması ve lehe yasa değerlendirmesi yapılması gerekmemektedir… Somut olayda mahkumiyete esas alınan deliller, soruşturma tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan CMK’ nın 135. Ve 140. Maddelerindeki yasal şartlara uygun şekilde toplandığından… bu delillerin hukuken geçerliliği ve sahihliği hususunda tartışma ve değerlendirme yapılmasına gerek olmadığı gibi yasal olarak da böyle bir yolun da bulunmadığı anlaşıldığından… 6256 sayılı kanun ile yapılan değişikliklerin toplanan bu delillerin sahihliğine ve yasal geçerliliğine herhangi bir etkisi olmayacaktır…” demek suretiyle başvuru reddedilmiştir.

Dolayısı ile, Sayın Savcılığın yapılan yasa değişikliğinden hareketle, bu durumun “farklı delil değerlendirmesi sonucu doğuracağına” yönelik değerlendirmesi doğru ve hukuki değildir. Zira bu delillerin, toplandığı sırada geçerli olan kurallara aykırı olarak elde edildiğine yönelik bir tespit olmadığı gibi, bu yönde yapılan itirazlar da hem ilk derece mahkemesi, hem de Yargıtay tarafından yerinde görülmemiştir. Yargıtay 5. CD. 17.01.2014 tarihli kararında, “Haklarında düzenlenen iletişimin tespiti tutanakları kendilerine okunan sanıkların bu kayıtların içeriklerine yönelik bir itirazda bulunmayıp, bu konuşmaların içeriklerini doğrular tarzda ve sadece yorumlanma biçimine karşı savunmada bulunduklarının görüldüğü, Bu itibarla, Aziz Yıldırım liderliğindeki suç örgütünün faaliyeti kapsamında işlenen şike ve teşvik primi fiillerine ilişkin olarak Mahkemeden usulüne uygun olarak alınan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ile teknik araçlarla izleme kararları üzerine elde edilen TAPE kayıtları ile fiziki takip tutanaklarının usul ve yasaya uygun olarak elde edilmiş deliller olduğu, sanık Aziz Yıldırım'ın 23/02/2012 günlü oturumda hakkında düzenlenen iletişimin tespiti tutanakları kendisine okunduğunda “Aleyhime olanları kabul etmiyorum, görüşmeleri ben yaptım bana aittir...” şeklindeki beyanları da nazara alındığında, mahkemece hükme esas alınmalarında bir isabetsizlik bulunmadığına…” hükmetmiştir.

Keza yargılamanın yenilenmesi talebiyle Sayın Mahkemeye başvuran hükümlü müdafilerinin, bunun öncesinde CMK.’ nun 308 maddesi kapsamında “İtiraz Yoluna” gidilmesi için müracaat ettiği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 14.04.2014 tarih 5-2013/ 359766 sayılı kararında, “…Hükümlünün üzerine atılı suçlara yönelik olarak yapılan adli soruşturma sırasında, iletişimin denetlenmesi ve takip yolu ile delil toplanması yönünden yukarıda belirlenen şartların mevcut olduğu, toplanan ve mahkûmiyete esas alınan bu delillerin dosya içinde mevcut diğer delillerle örtüştüğü gibi, Yargıtay’ ın bu husustaki içtihatlarına ve AİHM kararlarına uygun olduğu bu bağlamda; dava konusu somut olayda şüpheli hakkında, iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ile teknik araçlarla izleme koruma tedbirlerine başvurulmasının ceza muhakemesi anlamında yasal dayanaklarının mevcut olduğu ve bunların da yasaya uygun ve doğru olarak tatbik edildiği…” hususuna değinilmiştir.

O halde, haklarındaki hüküm bozulan sanıkları yargılayacak olan Mahkeme, dosyadaki mevcut delillere göre yargılama yapacaktır. Mahkeme, CMK m. 135 ve 140. Maddelerden suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun çıkartıldığından bahisle, bu suçla ilgili olarak iletişimin tespiti veya teknik takiple elde edilen delilleri dosyadan çıkartacak değildir. Zira bu deliller elde edildikleri sırada hukuka uygun olarak elde edilmiştir. Bu itibarla yeni yargılama yapacak olan mahkeme farklı bir yargılama usulü uygulamayacaktır.

2- a- Talebe konu yargılamayı yapan İstanbul 16. ACM, hükmünün gerekçe kısmında hangi sanığın, hangi suç ya da suçları işlediğini, hangisinin şike, hangisinin teşvik primi suçu olduğunu, hangi suçların teşebbüs aşamasında kaldığını tek tek açıklamıştır.

Hüküm kısmında ise birden fazla maçta suç işleyen sanıklar için 6259 sayılı yasa ile değişik 6222 sayılı yasanın 11. Maddesinin 10. Fıkrası gereğince birden fazla suç tek suç sayılmış en ağırından ceza verilmiş, ceza artırımına gidilmiştir. Adı geçen sanıkların hepsi birden fazla suç işlemiş kişiler olup; hepsine en ağır suçtan ceza verilmiştir. Buradaki ¼ ile ¾ arasındaki artırım tamamen hâkimin takdir yetkisinde olup; CMK 315/1 gereğince bu durumlarda yeniden yargılama istenemez.

b- Sayın Savcı mütalaasında, "şike ve teşvik primi" suçlarının tipik özelliklerinin 6222 sayılı yasanın 11. Maddesi kapsamında tanımlandığını belirtmiş; sanıklar hakkında maddi hataya düşülerek aynı madde kapsamında fazla ceza tayin edildiği, bu hükümlerin Yargıtay ilamı ile onanarak kesinleştiği, maddi hataya dair hukuka aykırılığın giderilmesiyle sanıkların CMK 311/1e maddesinde belirtildiği şekilde daha hafif bir ceza uygulamasıyla mahkum edilmesini gerektirecek nitelikte olduğu ve hükmü kesinleşmiş kişiler bakımından da yargılamanın yenilenmesi dışında maddi hatanın giderilmesine yönelik başka bir yol bulunmadığının anlaşıldığını beyan etmiştir. Kesinlikle kabul etmemekle birlikte bir an için Savcılık Makamının hukukilikten uzak bu değerlendirmesi doğru kabul edilse dahi, bu durumda bile yargılamanın yenilenmesinden bahsedebilmek mümkün değildir. Zira yukarıda değinildiği üzere CMK:’ nun 315/1. Maddesi buna engeldir. Yargılamanın yenilenmesi sebepleri ve bu talebin kabulüne ilişkin sebepler kanunda tek tek sayılmış olmakla birlikte, bazı haller özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, cezanın değiştirilmesi talebi hüküm kurulan maddenin sınırları içinde kalmış ise bu amaçla yapılan yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilmeyecektir. (Özbek/Bacaksız CMK şerhi syf.1200)

c- Savcılık makamı, mütalaasında, işbu dilekçemiz ekindeki tabloda belirtilen hataları da yapmış; belirtilen müsabakalar hakkında yanlış değerlendirmelerde bulunmuştur.

Sonuç olarak, Savcılığın mütalaası, hem CMK m. 311’e, hem de usul hukuku kurallarının “derhal uygulanma” prensibine açık aykırılık teşkil etmektedir. Savcılık mütalaası kabul edilecek olursa, ülke, hukuka aykırı bu talep nedeniyle, büyük bir hukuk ve yargılama kaosuyla karşı karşıya kalacaktır. Zira terör suçları dâhil, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan mahkûm olan ve cezası kesinleşen herkes bakımından bu yol kullanılmaya başlayacaktır! Bu nedenle CMK m. 311 e ve yargılama hukukunun temel prensiplerine aykırı bu mütalaanın kabul edilmemesi ve yargılamanın yenilenmesi taleplerinin reddi yönünde karar verilmesi gerekir.

Hükümlü avukatlarının ileri sürdükleri ve yargılamanın yenilenmesi taleplerine dayanak kıldıkları iddiaları, Yargıtay 5. CD ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından defaten incelenmiş ve işbu taleplerin haksız olduğuna hükmedilmiştir. Buna ilişkin aynı gerekçelerle yeniden talepte bulunulması hukukilikten uzak bir davranıştır.

SONUÇ VE TALEP : Yukarıda izah edilmeye çalışılan ve re’ sen gözetilecek nedenlerden dolayı;

Bir kısım hükümlü müdafiilerinin “Yeniden Yargılama Hususundaki” taleplerinin reddine,Yargıtay 5. CD kararı ile haklarındaki mahkûmiyet kararları kesinleşmiş hükümlülülerin bir an önce infazına başlanabilmesi için gereğinin yapılmasına,

Bazı sanıklar hakkında hapis ve para cezasının yanında ayrıca 6259 sayılı Kanun ile eklenen 6222 sayılı Kanun’un 11/11. maddesi uyarınca spor kulüplerinin, federasyonların, bünyesinde sportif faaliyet icra edilen tüzel kişilerin yönetim ve denetim organlarında Görev Yapmaktan Yasaklanması Kararı; yine bazı sanıklar hakkında 6222 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını Seyirden Yasaklanma kararı verilmiş olup

 

Kesinleşen hükmün infazı için;

 

a) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına

b) Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı’na

c) Emniyet Genel Müdürlüğü’ne

d) Spor Genel Müdürlüğü’ne

e) İstanbul Valiliği’ne

f) İlgili spor kulüplerine gönderilmesine karar verilmesini talep ederiz.

Saygılarımızla. 16.06.2014

 

 

MÜDAHİLLER VEKİLLERİ

 

EK : Mütalaadaki maddi hatalar tablosu

 

trabzonspordan-yeniden-yargilanmaya-itiraz_9304_dhaphoto2.jpg

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Usta: 'Türk Futbolunda Yeni Bir Dönem Başlıyor'09 Aralık 2015 Çarşamba 10:20
  • Erman Toroğlu: ''Bu Trabzonspor Hesap Bozar''23 Ağustos 2015 Pazar 03:29
  • Çalımbay İmzayı Attı16 Haziran 2015 Salı 12:13
  • Galatasaray’a Mı Gidiyor?16 Haziran 2015 Salı 12:13
  • Şampiyon Yurda Döndü16 Haziran 2015 Salı 12:13
  • Akhisar Belediyespor Artık Ona Emanet16 Haziran 2015 Salı 12:13
  • Demirören’den Fatih Terim’e Yöneticilik Teklifi16 Haziran 2015 Salı 12:13
  • Milliler İtalya’yı Yenerek Turu Garantiledi16 Haziran 2015 Salı 12:13
  • Timsah, Milan’lı Oyuncuya Kancayı Taktı16 Haziran 2015 Salı 12:08
  • İngiliz Ve İtalyan Devleri Semih’in Peşinde16 Haziran 2015 Salı 12:08
  • Tayfa Haber - ÖZEL-
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tayfa Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0541 456 9450 | Haber Yazılımı: CM Bilişim