• BIST 102.270
  • Altın 149,236
  • Dolar 3,5485
  • Euro 4,2033
  • Trabzon 23 °C
  • Giresun 23 °C
  • Ordu 23 °C
  • Rize 24 °C
  • Gümüşhane 25 °C
  • Samsun 23 °C
  • Bayburt 25 °C
  • Artvin 22 °C

Trabzonlu Vekilden Kılıç'a sert tepki

Trabzonlu Vekilden Kılıç'a sert tepki
Trabzonlu Milletvekili Oktay Saral, AYM Başkanı Kılıç'ın açıklamalarını değerlendirdi.
Trabzonlu Vekilden Kılıç'a sert tepki Trabzonlu Vekilden Kılıç'a sert tepki

Trabzonlu olan Ak Parti İstanbul Milletvekili Oktay Saral, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın açıklamalarına sert tepki gösterdi.

Milletvekili Oktay Saral yaptığı yazılı açıklamada, “Anayasa Mahkemesinin 52. kuruluş yıl dönümünde konuşan yüksek mahkeme başkanının “Hakk’a dair bir ıstırabı, hukuka dair bir nosyonu varsa ve bu anlamda taşıdığı kimliğin haysiyetine bürünmek istiyorsa önce anayasanın ideolojik hüviyetine atıfta bulunarak bundan şikâyet etmesi gerekirdi diye düşünüyorum” dedi.

Saral açıklamasına şöyle devam etti;

GÜÇ BENDE, DEVLET BENİM RACONU KESİYOR
Bu gün gelişmiş demokrasilerde yüksek mahkemeler temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi namına üstün bir hukuk anlayışı ile kendini tahkim ederken; bizde anayasa mahkemesi rejimin esası olan egemenlik hakkını milletten nasıl gasp ederimin derdine düşmüştür. Çünkü 1961 tarihine kadar var olmayan ve darbeciler tarafından kurulan Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş amacı “darbe ideolojisini” korumaktır. İdeolojik bir nosyonla kodlanan anayasayı, daha doğrusu marazi ruhlu faşizmi besleyen bir süt anayı, Tadil-i Erkân üzere millete rağmen koruma ve kollama davasındadır. Konuşmasından da anlaşılacağı gibi, yasama ve yürütmenin üst düzeyde katıldığı bir toplantıda 14. Lui’yi çırak çıkartacak bir üslupla konuşan ve konuşurken de çizgi film karakteri “Heman” gibi kılıcını göğe kaldırarak “güç bende!” Devlet benim!” raconunu kesen Haşim Bey’in tanımladığı ve talep ettiği yargı bağımsızlığına demokrasilerin hiçbir kitabında ve mihrabında yer olduğunu düşünmüyorum.

YASAMA MECLİSİ ZABIT KATİBİ KONUMUNA DÜŞÜRÜLMİŞTÜR
Parlementer rejimlerde esas olan Yasama Meclisidir. Gelin görün ki; Bizde özellikle de 1960 darbesinden sonra Yasama Meclisi, Anayasa Mahkemesi’nin adeta zabıt kâtibi konumuna düşürülmüştür. Yasa yapma hakkını millet adına kullanan parlamento, yüksek mahkemenin beğenisine sunulmak üzere kanun metni kaleme alan kâtip muamelesi görürken buna razı olamazdık, sistem şuuruna sahip haysiyetli hiç bir siyaset adamı da razı olamaz. İlham ve referansını ideolojik bir dil ile kodlanmış anayasadan alan mahkeme başkanının hukuka vurgu yaparak kurduğu cümleler ironik bir tenakuzdan öteye geçmediği gibi, paralel yapının varlığına dair somut delil isteyen Sayın Kılıç’a sadece şu kadarını söylemek isterim; hukuk nosyonuna ve vasati bir sistem şuuruna sahip her gözün rahatlıkla görüp tanımlayacağı bir oluşum için ki klasörler dolusu maddi unsurlara rağmen delil arayışı, delile karşı yüksek mahkeme başkanı kimliğini ipotek ederek delil karartma hamlesidir ki; buna ben kelimenin tam anlamı ile “sıfat ve makam yolsuzluğu” diyorum.  

DEVLET POLİTİKASINI HÜKÜMETLER Mİ ÜRETİR YOKSA YÜKSEK MAHKEMELER Mİ?
Bugüne kadar egemenler kendi kurduğu düzeni anayasal düzeyde garanti altına aldıktan sonra, menfaat düzenlerini tahkim için milli iradeyi kanun sopası ile baskı altına alabilmek için yargıyı adeta bir manivela gibi kullanmışlardır. Bu noktada Sayın Kılıç’a şöyle bir soru sormak isterim; Devlet politikasını hükümetler mi üretir yoksa yüksek mahkemeler mi? Danıştay’ın görevi devlet politikası üretmek midir? Vesayet anlayışı milli iradeyi icra noktasında da muhasara altına alabilmek için anayasal düzeyde Hükumeti, Danıştay’ın ayakçı memuru seviyesinde konumlandırmıştır.

YARGININ ÖNCELİKLİ SORUNU ÖNCELİĞİNİ KAYBETMİŞLİĞİDİR
Ey! Yüksek mahkemenin Başkanı, yargının öncelikli sorunu, tek kelime ile önceliğini kaybetmişliğidir. Hukuk vicdanı adalet namına öncelikli olarak bunları ihbar ederken siz önceliğinizi nasıl bir sistem tasavvurundan devşirirsiniz. Unutmayın ki, bütün sistemler bir ahlak kabulü üzerinden tanımlanır. Öncelik zaafı içerisindeki bir yargı mensubu hukukçu kimliğine nispetle de ciddi bir ahlak zaafı içerisindedir. Konuşma üslubunda bu anlamda bir önceliği kollamadığı gibi hukuk ve devlet adamlığı nezaketini yansıtamayan hâsılı dil ve üslupta adil olamayan bir yargıcın icrada adalet dağıtacağına inanmak beyhudedir. Dil ve üslupta yasama ve yürütmenin hakkını teslim edemeyen bir yargıcın bağımsızlıktan anladığı başıboş bir imtiyaz tanımıdır.

İKİ TARAFLI KESKİN KILIÇ KININA ZARAR VERİR
Sayın Başkan, konuşmanızda bir siyasetçi edasıyla vurgu yaptığınız ‘derinliği olmayan sığ görüş’; olsa olsa vatandaşlarımızın özgürlüğü diye yola çıkıp, o özgürlüğü ayaklar altına almak ve yabancı şirketin faaliyetlerine yol vermektir.

Sen bu milletin gönlünde bir demokrasi kahramanı olarak yer etmek üzereyken emekliliğine bir yıldan az bir zaman kala, bu millet seni artık mutlu azınlıkların temsilcisi Ahmet Necdet Sezer’le, Yekta Güngör Özden’le, Vural Savaş’la birlikte anacak ve paralel bir dünyaya hapsedecektir.

Haşim Bey! Özel mahfillerde ideolojilerin masadı ile bilediğiniz kılıcınızın iki tarafı da keser olmuştur. Ama unutmayın ki iki taraflı keskin kılıç kınına zarar verir"

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tayfa Haber - ÖZEL-
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tayfa Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0538 363 9461 | Haber Yazılımı: CM Bilişim