• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Trabzon 23 °C
  • Giresun 23 °C
  • Ordu 22 °C
  • Rize 25 °C
  • Gümüşhane 16 °C
  • Samsun 21 °C
  • Bayburt 16 °C
  • Artvin 23 °C

TFF Uefa'dan Şike Davasının Kapatılmasını İstedi

TFF Uefa'dan Şike Davasının Kapatılmasını İstedi
TFF Fenerbahçe'yi savundu dava masraflarını Trabzonspor'dan talep etti.
TFF Uefa'dan Şike Davasının Kapatılmasını İstedi TFF Uefa'dan Şike Davasının Kapatılmasını İstedi

Kamuoyuna, “Trabzonspor Başbakan’ı UEFA’ya şikayet etti” şeklinde yansıyan başvuruya TFF’den yanıt geldi.17 Temmuz’da UEFA Disiplin Kurulu’nda Trabzonspor’un şikayeti nedeniyle durumu görüşülecek olan TFF, UEFA’ya gönderdiği yazıda, bordo mavili kulübün iddialarının geçersiz olduğunu belirtip dosyanın kapatılmasını talep etti.

TFF Genel Sekreteri Emre Alkın imzasıyla UEFA Disiplin komitesi Üyesi Emili Garcia'ya gönderilen ifade 11 sayfadan oluşuyor. 

İşte Federasyon'un UEFA'ya verdiği savunma ;

Trabzonspor AŞ tarafından yapılan Şikayet Başvurusuna cevaben Türkiye Futbol Federasyonu İfadesi

Giriş
1-      30 Mayıs 2014 tarihinde UEFA’nın Disiplin ve Doğruluk Başkanı Sn. Emilio Garcia tarafından, UEFA Disiplin yönetmeliğinin 48 (g) maddesi uyarınca TFF aleyhine disiplin kovuşturmasının başlatıldığı tarafımıza bildirilmiştir. Tarafımıza yöneltilen yazılı ifade talebinde, Trabzonspor tarafından yazılı bir şikayette bulunduğu belirtilmiştir. 
2-      Trabzonspor tek sayfalık yazısında taleplerinin gerekçelerini belirtmemiştir ve bunun yerine, Prof. Dr Sebastien Besson tarafından düzenlenen “Tutanank” adı altında bir belge ve SN Juan de Dios Crespo Perez tarafından düzenlenen “Hukuki Mütaala” adı altında bir belgeyi yazısında ekli olarak sunmuştur.

Trabzonspor, talebinin gerekçelerini belirtmemesi nedeniyle “Tutanak” ya da “Hukuki Mütaala’ya” atıfta bulunmamıştır.

TFF, “Tutanak” ve “Hukuki Mütaalaya” bir yanıt verme veya sunma mecburiyetinde değildir.

Bununla birlikte TFF, bariz bir şekilde çarpıtılmış gerçekleri ve isnatsız yorumları içeren birkaç noktaya değinmeyi gerekli görmektedir ve bu noktalar dışında konu raporlar tarafımızca, en azından şimdilik daha ayrıntılı bir şekilde dikkate alınmayacak ve değerlendirilmeyecektir.

Öncelikle Trabzonspor tarafından sunulan “Tutanak” ile “Hukuki Mütaala’nın ön yargılı ve nesnellikten uzak olduğu açıktır. Her iki belge de ulusal düzenlemeleri ve yargı selahiyetlerini tamamen göz ardı etmekle kalmayıp aynı zamanda aşağıda açıklandığı üzere genel hukuk ilkelerini yok sayan hukuki savlar oluşturma çabası içindedirler ve bu belgede sunulan hususların doğruluğu sorgulanmalıdır. Bunların Trabzonspor tarafından dikte ettirildiği ve dedikodulara, komplo teorilerine ve öznel yargılara dayanılarak hazırlandıkları anlaşılmaktadır.

“Tutanağın” giriş kısmında açıkça belirtildiği ve “Hukuki mütaaladan” açıkça anlaşılabileceği üzere belgedeki değerlendirmeler ve açıklamalar SN. Besson ve SN. Crespo’ya Trabzonspor tarafından temin edilmiştir.

Bu belgeler suç tasnii taşımaktadır. Örneğin, tutanağın 20. Paragrafında TFF Başkanı SN Yıldırım Demirören’in şike olaylarına karıştığı gerekçesiyle Türk polisi tarafından soruşturmaya tabi tutulduğu yanlış bir beyandır.  Doğrusu, Sn Demirören, asla soruşturmaya tabi tutulmamış veya sözü edilen soruşturmada veya şike ile ilgili başka herhangi bir soruşturmada yer alan bir suçla hayatı boyunca asla suçlanmamıştır.
 

TFF NE YANIT VERDİ?
Taraflı görüşlere ve söylentilere dayanan ve hiçbir somut gerçek ve delile dayanmayan “Hukuki mütaalanın” 2.1.2. maddesinde Türk siyasetçileri hakkında suç tasnii yoluyla TFF üzerinde siyas müdahalenin oluşturulmasına çalışılmıştır.
Rapor Türkiye’de siyasi müdahalenin nasıl gerçekleştiği hakkında gerekçe ve delilleri göstermekte ciddi bir şekilde noksan kalmıştır. Siyasi müdahale ile suçlanan siyasetçilerin Avrupa’da şike aleyhine özel bir kanun hazırlayan ve bunu kabul eden ilk siyasetçiler olduğuna, bu kanunun bahis yolsuzluklarla ilgili olmayan faaliyetler de dahil olmak üzere şikeye karşı ağır yaptırımları içerdiğine dikkat edilmelidir. Bu kanun TBMM tarafından Nisan 2011 yılında hazırlanmış ve yürürlüğe girmiştir.
 
Bir hukuk adamının siyasi müdahaleyi destekleyerek acil müdahalede bulunulmasını talep etmesi anlaşılır değildir. Raporun başında “hukuki mütaala” yazsa da, görünüşe göre bu rapır yasal ilkelerin ve değerlendirmelerin dışındadır.

3. Trabzonspor’un UEFA’ya 24 Ağustos 2012 ve 31 Ocak 2014 tarihlerinde iki ayrı dilekçe daha gönderdiği anlamaktayız. Bu dilekçeler ve/veya içerikleri TFF’ye temin edilmemiş olsa da, bu önceki dilekçelerinde işbu şikayette sunulan ile aynı veya çok benzer talepleri içerdiğini anlamaktayız. Trabzonspor’un bu önceki dilekçeleri 2 Temmuz 2012 tarihli ceza mahkemesi kararlarının ve 17 Ocak tarihli yüce divan (Yargıtay) kararlarının ardından gönderdiği açıktır.   Spor yargı salahiyeti dahilindeki tüm yasal çarelerin tükenmiş olmasına rağmen Trabzonspor, yersiz taleplerini sürdürmekte ve mahkeme kararlarını spor makamlarına yeni kanıtmış gibi göstermeye çalışmaktadır. 
 
Trabzonspor’un bu yaklaşımı ve Yargıtay’ın şüphelilerden bazıları için kararı iptal etmesi ve 13. Ağır ceza mahkemesinin temyizleri daha önce reddedilen şüpheliler için yeniden yargılama kararı alması da Trabzonspor’un kabul edilmez gerekçesini bugün için geçersiz kılmaktadır.
 
Şikayet reddedilmeli ve disiplin soruşturması kapatılmalıdır. Gerek Türkiye gerekse İswviçre kanunlarına, gerekse UEFA’nın kural ve yönetmeliklerine göre Trabzonspor’un taleplerinin kabul edilemez olduğu açıktır.


II Gerçekler
1-      26 Nisan 2012 tarihinde tanık ifadeleri alındıktan, şüphelilerle görüşüldükten ve tüm dava dosyası değerlendirildikten sonra TFF Etik komitesi nihai raporunu düzenlemiştir ve bu rapor esasen TFF Yönetim Kurulu için bir istişari mütalaadır.
2-      1 Mayıs 2012 tarihinde TFF Yönetim Kurulu dosyayı Profesyonel Disiplin Kurulu’na sevk etmeye karar vermiştir.
3-      3- 6 Mayıs 2012 tarihinde Disiplin Kurulu kararını vermiştir. Kararda, bazı şahıslar maç sonuçlarını etkilemeye teşebbüs niteliğindeki hareketlerinden dolayı cezalandırılmıştır. 
4-      7 Mayıs 2012 tarihinde Disiplin Kurulu kararlarının hem asıl nüshası hem de İngilizce tercümeleri UEFA’ya sunulmuştur. 
5-      4 Haziran 2012 tarihinde Tahkim Kurulu, TFF Disiplin Kurulu kararları aleyhine düzenlenen temyiz başvuruları ile ilgili kararını vermiştir. Bu şekilde TFF’nin bağımsız yargı organları disiplin kovuşturmasını tamamlamıştır. Disiplin Kurulunun ihlal iddiaları ile ilgili kararları kesin ve bağlayıcı hale gelmiştir.
6-      Tahkim Kurulu kararlarının hem asıl nüshaları hem de İngilizce tercümeleri UEFA’ya sunulmuştur. 
7-      02 Temmuz 2012 tarihinde, İstanbul 16. Ağır Ceza mahkemesi, Asliye makamı olarak karar almıştır. Mahkeme 68 şüpheliden 31 tanesinin suçlu olduğuna hükmetmiştir. Bu 31 şahıs arasında altısı için Mahkeme, kararın açıklanmasının ardından erteleme kararı almıştır. Bu durum, belirli bir süre içinde bir cürüm işlememeleri halinde cezalarının kendiliğinden kalkacağı ve belirtilen süre sonuna kadar kararların yürürlüğe sokulmayacağı anlamına gelmektedir.
8-      15 Ağustos 2012 tarihinde Trabzonspor, TFF’te bir dilekçe göndererek İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi kararı sonrasında, daha sonra iptal edilecek olan bu kararda belirtilen maçların sonuçları ile ilgili olarak TFF Müsabaka Yönetmeliğinin ilgili hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir.
9-      9- 1 Kasım 2012 tarihinde Trabzonspor’un dilekçesi TFF Yönetim kurulu tarafından reddedilmiştir. TFF, bu maçlar ile ilgili olarak TFF Disiplin Kurulu ile TFF Tahkim Kurulunun disiplin kararlarının şu gerekçeler ile kesin ve bağlayıcı olduğunu ifade etmiştir: Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasasının 59. Maddesi uyarınca spor idari makamlarının idari ve disiplin kararları sadece zorunlu müdafii temyize tabidir ve bu kararlar kesin ve bağlayıcıdır ve hiçbir yargı makamının önünde yeniden görülemezler.
10-   8 Kasım 2012 tarihinde Trabzonspor, TFF Yönetim Kurulu kararına karşın temyiz başvurusunda bulunmuş ve tahkim kurulu huzurunda TFF kararının iptal edilmesini  talep etmiştir.
11-   22 Kasım 2012 tarihinde Tahkim Kurulu temyiz başvurusunu reddetmiş ve TFF Yönetim Kurulu kararını onamıştır. Tahkim Kurulu kararında, bir anayasa maddesi olarak, spor faaliyetlerinin idaresi ve disiplini ile ilgili anlaşmazlıkların zorunlu Tahkim Kurulu tarafından nihai ve hızlı bir şekilde karara bağlanması gerektiği, bu nedenle TFF Tahkim Kurulu kararlarının kesin, bağlayıcı ve Türkiye hukuk düzeninde bağımsız bir yargı makamı olarak en üst hükmü sağladığı belirtilmiştir.
12-   10 Haziran 2013 Tarihinde UEFA, Fenerbahçe hakkında bir disiplin konuşturması başlatmış ve katılmaya hak kazanacağı sonraki 2 UEFA kulüp müsabakasından reddedilmiştir. 28 Ağustos 2013 tarihinde CAS bu kararı onamıştır.
13-   30 Ekim 2013 tarihinde Trabzonspor TFF’ye bir dilekçe daha vererek UEFA ve CAS’ın kararlarının ardından bu maçlarda belirtilen maçların sonuçlarının iptal edilmesin,, Fenerbahçe’nin bu maçlarda aldığı puanların silinmesini ve 2010-11 spor toto süper lig şampiyonluğunun kendilerine verilmesini talep etmiştir.
14-   15 Kasım 2013 tarihinde TFF yönetim kurulu Trabzonspor’un bu dilekçesini bir önceki başvurudaki gerekçe ile reddetmiştir.
15-   TFF yönetim kurulunun bu kararını Trabzonspor 12 Aralık 2013 tarihinde temyize götürmüş ve Tahkim Kurulu bir önceki kararını örnek göstererek bu başvuruyu reddetmiştir.
16-   17 Ocak 2014 tarihinde Yüce Divan(Yargıtay) İstanbul 16. Ağır Ceza mahkemesinin asliye kararı ardından kendisine yapılan temyiz başvuruları ile ilgili kararını almıştır. Yüce Divan, 16 Ağır ceza mahkemesinin 4 şahıs ile ilgili kararını onamış, diğerlerini (yani 20 şahıs için) kaldırmıştır.
17-   16. Ağır Ceza mahkemesinin lağvedilmesi nedeniyle yargı yetkisine sahip olan İstanbul 13. Ağır Ceza mahkemesi yeniden yargılama talepleri hakkında Cumhuriyet Savcısının mütaalasını istemiştir.
18-   Yeniden yargılama dilekçelerini inceleyen Cumhuriyet savcısı, 6 Haziran 2014 tarihinde 16. Ağır ceza mahkemesi kararının kendisi için nihai olduğu şahıslardan bazıları ile ilgili yeniden yargılama talebinin kabul etmiştir.

19-   23 Haziran 2014 tarihinde İstanbul 13. Ağır ceza mahkemesi yeniden yargılama talebini sadece yeniden yargılama dilekçesi sunan şahıslar için değil, dilekçe sunmayan diğer sanıklar için de kabul etmiştir. Bu hüküm sonucunda şahıslar için yeni dava görülecek ve bu şahıslar hakkındaki önceki hükümler geçersiz ve hükümsüz hale gelecektir. Başka bir değişle, şike ve şike teşebbüsü için İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararlar bu şahıslar için hukuken geçersiz bir hale gelmiştir.

Türkiye Ligi’ne müdahale edilmesi talebi
UEFA çeşitli acenteleri ve ve medya yolu ile defalarca, futbol konuları ile ilgilenirken üye federasyonların özerkliğine saygı duyacağını belirtmiş ve yönetmeliklerin bu hiyerarşisinde yetki ikmaesi ilkesi, yol gösterici ilke olacaktır ve Uluslararası kurumlar sadece uluslararası veya bazı durumlarda dünya çapında işlemin gerekmesi halinde düzenlemede bulunacaktır.
Türkiye Ligi’ne UEFA Kontrol ve Disiplin Kurulu’nun doğrudan müdahalesinin talep edilmesi kesinlikle absürt bir taleptir. Bu talep ne Türkiye ne de İsviçre kanunlarına göre ne de UEFA’nın kural ve yönetmeliklerine göre geçerli bir bir yasal dayanağa sahip değildir ve ne UEFA ne de Kontrol ve Disiplin Kurulu doğrudan müdahale yetkisine sahip değildir.
UEFa tüzüğü uyarınca ve disiplin yönetmeliği bakımından UEFA disiplin Kurulu sadece ilgili maddelerde belirtilen yaptırımları uygulayabilir. Bir üye federasyona “bir müdahalede” bulunulmasını öngören bir yaptırım olmadığı için Trabzonspor’un talebi reddedilmelidir.
UEFA Disiplin Kurulu’nun bir üye federasyonun lig şampiyonasına müdahalede bulunmasının talep edilmesi yetki ikamesi ilkesi ile çelişmektedir. UEFA Disiplin Kurulu’nun olası bir müdahalesi hem yetki ikamesi ilkesinin çiğnenmesi  anlamı taşıyacak hem de yukarıda belirtilen genel hukuk ilkeleri ile çelişecektir…


TRABZONSPOR’UN, 2010-11 SEZONUNDA GERÇEKLEŞEN ŞİKE FAALİYETLERİNDEN YÜKÜMLÜ ŞAHISLARA YAPTIRIM UYGULANMASI TALEBİ.
 
Trabzonspor şikayetinde aynı zamanda “Türkiye Futbol Ligi 2010-11 sezonunda gerçekleştirilen şike faaliyetlerinden yükümlü şahıslara ve kulüplere yaptırım uygulanması”  talebinde bulunmuştur. Kulüplere ve şahıslara yönelik yaptırımlar ile ilgili olarak Fenerbahçe ve Beşiktaş AŞ’nin zaten UEFA Kontrol ve Disiplin Kurulu, UEFA Temyiz Kurulu, ve CAS kararlarına tabi tutulduğunu hatırlatmamız gerekmektedir. Medyada çıkan haberlere göre Fenerbahçe Davası İsviçre Federal Mahkemesi’nde beklemektedir ve Beşiktaş, CAS kararının iptalini talep etmemiştir.
 
Üstelik bu konu ile ilgili olarak Trabzonspor daha önce sunulmamış yeni ve esaslı gerçekler ve deliller sunmamıştır.
 
TRABZONSPOR’UN MADDİ VE MANEVİ ZARARLARININ TAZMİN EDİLMESİ VE TRABZONSPOR’UN 2010-11 SEZONUNUN ŞAMPİYONU OLARAK İLAN EDİLMESİ İSTEĞİ.
İddia edilen maddi ve manevi zararlar ile ilgili olarak, UEFA’nın Trabzonspor adına iddia edilen zararlar üzerinden hiçbir yargı yetkisinin bulunmadığını açıkça beyan etmek isteriz.
UEFA tüzüğüne dayalı Yönetmelikler “ kendi uygulama kapmasına giren disiplin suçlarının cezalandırılması ile ilgili temel ve resmi hükümleri içermektedir.”; Dolayısıyla UEFA tazminat talepleri hakkında hüküm veremez.
Bu bağlamda FC Kobenhavn Kulübü’nün bir tazminat talebinin ardından UEFA kontrol ve Disiplin Kurulu 13 Şubat 2014 tarihinde şu karara varmıştır.: “Türkiye Futbol Federasyonu tarafından yanıtın geç verilmesinden kaynaklandığı iddia zararlar, UEFA’nın kendisi hakkında yargı salahiyetine sahip olmadığı, taraftalar arasındaki anlaşmazlıklardır, zira bu bakımdan Kontrol ve Disiplin Kurulu’nun TFF’yi bu zararları ödemeye mahkum etmesini gerektirecek hiçbir kural ihlal edilmemiştir.”
 
Ayrıca UEFA mali raporuna göre, Trabzonspor UEFA Avrupa Ligleri 2011-12’ye katılarak 23.587.000 Euro UEFA şampiyonlar ligi’nden, 675 bin Euro UEFA Avrupa Ligi’nden kazanmıştır. Dolayısıyla söz konusu maddi ve manevi zarara ilişkin bir karara kanunen izin verilemez.
2- UEFA tüzüğü ve bu bakımdan disiplin yönetmelikleri gereği sadece ilgili maddelerde listelenen yaptırımları uygulayabilir.
UEFA Kontrol ve Disiplin Kurulunun sadece bir UEFA müsabakasında UEFA tarafından verilen bir unvanı geri alabileceği açıktır. Ancak, UEFA Disiplin Kurulu tarafından 2010-11 Türkiye Süper Ligi şampiyonu talebi kesinlikle hukuki dayanaktan yoksundur.
Bir üye federasyona kayıtlı bir kulübün şampiyon olarak ilan edilmesini öngören hiçbir yaptırım bulunmadığı için Trabzonspor’un talebi reddedilmelidir.
Bir üye federasyondaki bir takımın UEFA disiplin kurulu tarafından şampiyon ilan edilmesi yetki ikamesi ilkesini ihlal etmekle kalmayacak, aynı zamanda genel hukuk ilkeleri ile de çelişecektir.
 
SONUÇ:
Açıkça görüldüğü üzere öncelikle selahiyet eksikliği nedeniyle işbu dava reddedilmelidir. UEFA kontrol ve Disiplin Kurulu’ndan Trabzonspor’un şikayetini reddetmesini, dosyayı kapatmasını ve kovuşturmanın tüm yasal masrafının Trabzonspor’dan tahsil edilmesini talep ederiz.

 

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Araplar Trabzon'a akın ediyor!15 Şubat 2017 Çarşamba 18:54
  • Trabzon'da mezarlıkta fuhuş!15 Şubat 2017 Çarşamba 17:34
  • Meteoroloji'den kar uyarısı!15 Şubat 2017 Çarşamba 14:25
  • Trabzon'a kritik kar uyarısı!10 Şubat 2017 Cuma 18:12
  • Karadeniz'e kritik deprem uyarısı!08 Şubat 2017 Çarşamba 17:09
  • Gümrükçüoğlu'dan kuğuları kurtaran işçiye hediye!06 Şubat 2017 Pazartesi 19:08
  • Trabzon zehirden kurtuluyor!28 Ocak 2017 Cumartesi 16:04
  • Trabzon'da uyuşturucu operasyonu!27 Ocak 2017 Cuma 21:54
  • Akyazı'ya Belediye taşıyacak!27 Ocak 2017 Cuma 17:15
  • Trafik kazası: 1 ölü!24 Ocak 2017 Salı 20:30
  • Tayfa Haber - ÖZEL-
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tayfa Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0538 363 9461 | Haber Yazılımı: CM Bilişim