• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Trabzon 16 °C
  • Giresun 16 °C
  • Ordu 17 °C
  • Rize 20 °C
  • Gümüşhane 19 °C
  • Samsun 17 °C
  • Bayburt 15 °C
  • Artvin 22 °C

O Zaman Bu Bm Niye Var ?

O Zaman Bu Bm Niye Var ?
Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Kurulu’nda gerçekleştirdiği konuşmasında BM’yi suçlayarak, “Eğer demokrasi diyorsak sandığa saygı duyalım. Yok demokrasi değil de darbeyle gelenleri savunacaksak, o zaman bu B...
O Zaman Bu Bm Niye Var ? O Zaman Bu Bm Niye Var ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Kurulu’nda gerçekleştirdiği konuşmasında BM’yi suçlayarak, “Eğer demokrasi diyorsak sandığa saygı duyalım. Yok demokrasi değil de darbeyle gelenleri savunacaksak, o zaman bu BM niye var diye merak ediyorum” dedi.

BM Kurulu’nda konuşan Erdoğan, “Filistin’de sadece birkaç ay içinde 2 binden fazla masum insan katledilirken BM beklenen çözümü üretememiştir. Suriye’de 4 yıldır 200 binden fazla kişi katledilirken 9 milyona yakın insan yer değiştirirken BM yine etkili çözümler sunamamıştır. Bakınız ben şunu da garipsiyorum. 2 bin kişi ölüyor kimyasal silahlarla. Kimyasal silahlarla 2 bin kişi ölürken konvansiyonel silahlarla 200 bin kişi ölüyor. 2 bin kişinin kimyasal silahlarla ölmesini suç telakki eden zihniyet konvansiyonel silahlarla 200 bin kişinin öldüğü yapıyı, anlayışı suç telakki etmiyor. Bu nasıl bir anlayıştır? Bu nasıl bir zihniyettir? Önce bunu çözüme kavuşturmamız lazım. Neticesi ölüm olan insanın ölümüne, canlıların ölümüne neden olan her türlü silahın kullanılması suçtur” dedi.

BM’nin masum insanların katledilişini izlediğini belirten Erdoğan, “İster kimyasal olsun, ister konvansiyonel olsun. Mısır’da halkın oylarıyla seçilmiş cumhurbaşkanı darbeyle indirilirken verdikleri oyun hesabını sormak isteyen binlerce masum katledilirken BM’de, demokratik ülkeler de bunu sadece izliyor ve bu darbeyi yapan kişi meşrulaştırılıyor. Eğer demokrasi diyorsak sandığa saygı duyalım. Yok demokrasi değil de darbeyle gelenleri savunacaksak o zaman bu BM niye var diye merak ediyorum. Şu anda da Irak’ta yaşanan kontrolsüzlük, terör ve göç dalgalarında BM etkin bir tavır ortaya koyamıyor. Bu suskunluk, çaresizlik ve tepkisizlik durumunun daha fazla devam edemeyeceği açıktır. Küresel ve bölgesel konulara çözüm hususunda daha hızlı ve yetkili karar alma mekanizmaları kurulmalı, BM doğruyu savunma konusunda çok daha cesur olmalıdır” dedi.

İslam adının terörle yan yana koyulmaması gerektiğini belirten Erdoğan, “Saygı değer delegeler burada şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Din adına terör kavramını hiçbir şekilde onaylamıyor, böyle bir tanımlamanın en başta dinlere yönelik büyük bir saygısızlık olduğuna inanıyoruz. Barış anlamına gelen İslam kavramının terör ile yan yana olmasına şiddetle karşı çıkıyoruz. İslam ile terörün yan yana kullanılması inciticidir. Aynı şekilde kendi insanlık eylemlerine İslami etiketini yakıştıranlar da başta İslam dinine olmak üzere tüm dinlere ve insanlığa karşı çok büyük saygısızlık içerisindedir. Değerli dostlar Türkiye olarak bölgemizde barış ve refahın tesis edilmesi için yoğun bir gayret içerisindeyiz. Hiçbir ülkenin iç işlerine karışmıyoruz. Bölgemizdeki her ülkenin toprak bütünlüğüne saygı gösteriyor, bunu güçlü şekilde savunuyoruz. İsrail-Filistin meselesinde barışa karşılıklı saygıya, iki devletli çözüme dayalı samimi bir çaba içerisindeyiz. Filistin meselesindeki hassasiyetimiz herkesin hayat hakkının kutsal olduğu ilkesinden kaynaklanmaktadır. Bölgemizdeki meselelere ırk, din, mezhep, çıkar temelli değil, sadece ve sadece insani, vicdani yaklaşıyoruz. Suriye’yi terk etmek zorunda kalan bir buçuk milyon kişiyi topraklarımızda ve çok büyük oranda kendi imkanlarımızla barındırıyoruz. Bakınız bir buçuk milyon insan şu anda benim ülkemde. Onları güvence altında tutuyoruz. Tüm gıdasıyla ilacıyla, eğitimiyle, sağlık hizmetleriyle bütün bunları biz karşılıyoruz. Peki dünyadan size ciddi bir destek geliyor mu? Maalesef hayır. Suriyeli mülteciler için şu ana kadar kullandığımız kaynak 3 buçuk milyar doları aşmış durumdadır. Bugün yaklaşık 4 milyon Suriye’deki mülteci var. Bunların 1 buçuk milyonu ülkemizde geri kalanı Lübnan, Ürdün, Irak, Mısır ve diğer ülkelerde bulunuyor” dedi.

"TÜRKİYE HERKESE KUCAK AÇTI"

Türkiye’nin Ortadoğu’da herkese kucak açtığını belirten Erdoğan, “Şimdi soruyorum. Zengin ve güçlü Avrupa ülkeleri sadece 130 bin Suriyeliyi kabul etmiş durumda. Bakın 130 bin Avrupa’da, sadece benim ülkemde bir buçuk milyon. Ve bunun dışında 2 buçuk milyon diğer ülkelerde. Suriye krizi giderek bölgesel ve küresel bir sorun haline gelmiştir. Buna insani ve siyasi açıdan ilgisiz kalınması artık mümkün değildir. Gazze’de saldırılarda yaralanan 102 kişiyi ülkemize getirdik. Tedavilerini yapıyoruz. Irak’tan göçen 30 bin Ezidi’ye kucak açan biz olduk. New York’a hareketimizden önce Suriye’den kaçmak zorunda kalan Kürtlere sınırlarını açan ve onlara insani yardım sağlayan da yine biz olduk. Sadece son 5 gün ülkemize giriş yapan Suriyelilerin sayısını 150 bin olarak arkadaşlarım bana bildirdi. 500 yıl önce Avrupa’dan kovulan Musevilere sahip çıktığımız gibi Avrupa içinde Hristiyan toplulukların haklarını tarih boyunca koruduğumuz gibi, bugün de dinlerine, mezheplerine, ırklarına, bakmadan herkese kucak açıyor, yardım eli uzatıyoruz. Gururla ifade etmeliyim ki Türkiye milli gelirinin binde yirmi birini insani yardımlara ayırarak dünyanın en cömert ülkesi oldu” dedi.

Türkiye’nin teröre destek veren bir ülke olmadığına vurgu yapan Erdoğan, “Bütün bunların ötesinde tarihten miras aldığımız tecrübeyle terör, mezhep çatışmaları ve diğer krizlerde hakkı savunan ve tavsiye eden tarafsızlığımızı muhafaza ediyoruz. Burada özellikle vurgulamak isterim ki Türkiye teröre destek veren, göz yuman bir ülke değil, bilakis teröre karşı en etkili mücadeleyi veren ülkedir. Zira terörden çok çekmiş bir ülkeyiz 30 yıldır. Hala çekiyoruz. Türkiye, antisemitizmin, İslamafobinin, her türlü ırkçılığın karşısında olan bir ülkedir. Şahsım antisemitizmin bir insanlık suçu olduğunu ilan eden dünyadaki belki de istisna siyasilerden biridir. Ama aynı şekilde islamafobinin de insanlık suçu olduğunu tüm dünyanın kabul etmesini özellikle vurguluyorum. Kıbrıs’ta çözümü en fazla arzulayan ve çözüm yollarını zorlayan, Azerbaycan topraklarındaki işgalin sona ermesini savunan, Ukrayna başta olmak üzere kriz bölgelerinde toprak bütünlüğüne en güçlü savunan ülke Türkiye’dir. Bölgesel ve küresel barışa her şekilde destek vermeye devam edeceğiz. Dostlarımız için eşsiz bir dost olmayı sürdüreceğiz. Terörün, zalimlerin, katillerin özellikle de çocuk katillerinin karşısında dimdik duracak demokrasi ve refahı daha güçlü, daha güçlü şekilde savunmaya devam edeceğiz. Bu idealler çerçevesinde her ülkeyle yolumuz ortaktır ve güçbirliği yaparız. Esasen insanlığın bugün arzuladığı ortaklıkta işte budur. Bu arada Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği için 2015-2016 yıllarında desteklerinizi beklediğimizi ifade ediyor, şimdiden destek veren ülkelere şükranlarımı sunuyorum. 69. Genel Kurulun dünyanın her yerinde kanı, gözyaşını, yoksulluğu ve adaletsizliği giderecek bir sürecin başlangıcının olmasını temenni ediyorum” dedi.

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tayfa Haber - ÖZEL-
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tayfa Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0538 363 9461 | Haber Yazılımı: CM Bilişim