• BIST 90.002
  • Altın 146,309
  • Dolar 3,6187
  • Euro 3,9328
  • Trabzon 9 °C
  • Giresun 11 °C
  • Ordu 10 °C
  • Rize 11 °C
  • Gümüşhane 9 °C
  • Samsun 13 °C
  • Bayburt 8 °C
  • Artvin 8 °C

‘O işi oğlunuza verdik bakanım’

‘O işi oğlunuza verdik bakanım’
Oğul Abdullah Oğuz Bayraktar’a çalıştığını ortaya koydu.
‘O işi oğlunuza verdik bakanım’ ‘O işi oğlunuza verdik bakanım’

17 Aralık yolsuzluk operasyonu kapsamında hakkındaki fezleke Meclis’e gönderilen eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’la ilgili “yasal dinleme kayıtları” bakanlık bürokratlarının TOKİ dosyasının iki numaralı şüphelisi oğul Abdullah Oğuz Bayraktar’a çalıştığını ortaya koydu.

Fezlekeye giren kayıtlarda dönemin bakanı Erdoğan Bayraktar’ın, bakanlık bürokratlarıyla yaptığı görüşmelerde ihale kazanan inşaat şirketlerinin yemek işlerinin oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar’ın gayri resmi ortağı olduğu Pınar Yemek isimli şirkete verilmesi için talimat verdiği görülüyor. Bakan Bayraktar, dönemin Emlak Konut GYO Başkanı Murat Kurum’a, yemek işini “Abdullah’ın adamlarına mı şey yaptın” diye soruyor. Kurum da Bayraktar’a, “Birini Abdullah’a verdik bakanım” diye yanıt veriyor. Meclis’e gönderilen dinleme kayıtlarında, İstanbul Kayabaşı’nda binlerce konutluk iş yapan inşaat şirketinin yemek işinin başka bir firmaya verilmek üzereyken Bakan Bayraktar’ın devreye girmesiyle oğul Bayraktar’ın gayri resmi ortağı olduğu şirkete kaydırıldığı ortaya çıkıyor. Bu önemli diyalog da yine Emlak Konut GYO Başkanı Murat Kurum’la Erdoğan Bayraktar arasındaki telefon dinlemesine takılıyor. Savcılık fezlekesinde, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, TOKİ ve Emlak Konut GYO ile herhangi bir şekilde ticari veya resmi işlemleri olan inşaat şirketlerine, enerji ve yemek işlerini Abdullah Oğuz Bayraktar’ın gayri resmi ortağı olduğu DAF Enerji ve Pınar Yemek isimli şirketlere vermeleri için baskı yaptıkları, söz konusu şirketlerin de işlerinin aksayacağı endişesiyle kendilerini mecbur hissederek şüphelilerin isteklerini yerine getirdikleri, bazı şirketlerin işlerini başka şirketlere vermiş olsalar da, şüphelilerin müdahalesi sonucu iptal ederek DAF Enerji ve Pınar Yemek isimli şirketlere verdikleri görülmüştür” tespiti yapılıyor.

Savcıya göre varsayımdı

Cumhuriyet Gazetesi'nin haberine göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen yolsuzluk dosyasında TOKİ dosyasının 2 numaralı şüphelisi Abdullah Oğuz Bayraktar’dı. Bu isimle ilgili yolsuzluk soruşturmasında Savcı Ekrem Aydıner’in verdiği takipsizlik kararıyla “kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına” karar verildi. 30 Nisan 2014 tarihli takipsizlik kararında Bayraktar’ın oğluyla ilgili bölüm şöyle anlatılıyordu: “Şüpheliler Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bakan Danışmanı Sadık Soylu ve TOKİ İstanbul Emlak Dairesi Başkanı Aliseydi Karaoğlu’nun TOKİ veya Emlak Konut GYO ile herhangi bir şekilde ticari veya resmi işlemleri olan şirketlerine enerji ve yemek işlerini Abdullah Oğuz Bayraktar’ın gayri resmi ortağı olduğu DAF Enerji ve Pınar Yemek isimli şirketlere vermeleri için telkin ve yönlendirmelerde bulundukları iddia edilmiş ise de bu yöntemle zorla herhangi bir şirkete iş yaptırıldığına dair delil bulunmadığı, bu yöndeki iddianın varsayımlara dayandığı…”

Bakanım o iş oğlunuzun

Şimdi Savcı Aydıner’in “varsayım” dediği yolsuzluk iddiasıyla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Meclis’e gönderilen yasal dinleme kayıtlarından 3’ünü özetleyerek aktaralım...

Tarih: 26 Ekim 2013. Saat: 18.28…

Bakan Bayraktar ile Emlak Konut GYO Başkanı Murat Kurum konuşuyor.

Erdoğan Bayraktar: Ya bu Nevzat’ın yemek işini o şey istiyordu, Ali istiyordu sen onu Abdullah’ın adamlarına mı şey yaptın.

Murat Kurum: Birini o Ali aldı bakanım. Birini Abdullah’ın, Abdullah’a verdik… o Abdullah’ın o gün yanlarında da o vardı zaten aslında ikisinin de yanında o vardı da birini o… yapmış al şey yapmış yani almış.

E.B.: He onların.

M.K.: Birini aldı yani bakanım ya 1500- 2000 konutun birini aldı, birini daha istiyor onu da Abdullah yapıyor bakanım.

E.B.: Ha bir tane verdiysen ona yeter canım.

M.K.: Verdik bir tane.

E.B.: He tamam iyi oldu hadi sağ ol.

O iş başkasına gitmesin!

Tarih: 21 Kasım 2013. Saat 11.08.

17 Aralık operasyonundan yaklaşık 1 ay önce Bakan Bayraktar ile Emlak Konut GYO Başkanı Murat Kurum konuşuyor.

Erdoğan Bayraktar: Kayabaşı’nda Ahşan diye yemek firması var mı? Türkerler’in işini yapıyormuş.

Murat Kurum: Araştırayım.

E.B.: Sürmeneli çocuklar bunlar. Bunlar çok yemek işi alıyo, alıyorlardır; TOKİ’den canım ben ben hatırlıyorum.

M.K.: Normalde orayı hepsini işte bir bir kişi yapsın diye şey yapmıştık biz Pınar Yemek diye.

E.B.: Evet…

M.K.: Sizle de şey yapmıştık. Siz nasıl takdir ederseniz bakanım.

E.B.: Ha yemek onu bir konuşalım onu ben şey hafta sonu yokum da, ben hafta başı da şeye gideceğim bir konuşalım onu bir bakalım bir araştır o sen konuyu bir.

M.K.: Tamam hallettireyim bakanım.

E.B.: Olmazsa olmazsa onlara başka bir şey bir yerden bir şey verebilirsin bir yemek bir şey var mı çıkacak öyle bir yemek iyi.

M.K.: Yani bir çıkar bakanım. Biz nasıl iş yapacağız şey yapacağız.

E.B.: Tamam.

M.K.: O onlara başka bir yerden şey yaparız yani bunlara biz böyle bir Ahşana gel gir şöyle yap böyle yap böyle bir şey demedik bakanım yani. Şey yapıyorlar…

E.B.: Tamam.

M.K.: Oraya böyle girip şey yapmaya çalışıyorlar öyle bir durum yok yani.

E.B.: Tamam peki tamam…

‘Bizim hanımın akrabasını unutma!’

Yine Bayraktar ile Kurum arasında geçen bir başka “yemek görüşmesi” ise fezlekede şöyle yer aldı: “4 Mart 2013 günü saat 13.33’da Murat

Kurum’u Erdoğan Bayraktar’ın aradığı görüşmede özetle; Erdoğan’ın ‘şimdi bu Nevzat’ların işinin … Ali ….yapacak büfe, büfesini bir kimseye söz verdin mi birine söz vermişsin onu galiba’ dediği, Murat Kurum’un, ‘Abdullah birini söylemişti ama ona söyledik bakanım’ dediği, Erdoğan Bayraktar’ın, ‘Haşem Kıroğlu’na versinler onu. Fena çocuk değil. Başıma bela babası günde 8 sefer arıyor bizi ya bizim hanımın amcasının oğludur. Abdullah’a da söyle onu bir başkasıyla şey yaparız ya onun Abdullah’ın dediği çocuğu başkasına şey yaparız’ dediği tespit edilmiştir.”

Fezlekedeki tespit ne?

18 Aralık 2013 tarihinde düzenlediği fezlekeyi Adalet Bakanlığı’na gönderen savcı Mehmet Yüzgeç’in bu konuyla ilgili Meclis’e gönderdiği tespiti ise net: “Erdoğan Bayraktar’ın, Bakanlık ile bir şekilde ilişkisi olan veya olacak olan inşaat şirketlerinin enerji ve yemek işlerini aynı zamanda oğlu olan örgüt yöneticisi Abdullah Oğuz Bayraktar’ın gayri resmi ortağı olduğu DAF Enerji ve Pınar Yemek isimli şirketlere verilmesi için kamu görevlilerine açık bir şekilde talimat vermesi dosya kapsamından anlaşılmıştır…”

23 milyon dolar bombası

17 Aralık yolsuzluk dosyasının TOKİ ayağında 60 şüpheli hakkında takipsizlik kararı veren savcı Ekrem Aydıner kararında Abdullah Oğuz Bayraktar’ın işadamlarıyla yakınlığının eleştirilebileceğine ancak bu durumun başlı başına suç teşkil eden bir nitelik arz etmediğine dikkat çekmişti. Meclis’e gönderilen savcılık fezlekesinde ise önemli bir iddia yer alıyor: Abdullah Oğuz Bayraktar’ın bir numaralı şüpheli Hüseyin Avni Sipahi’yle birlikte imar planı değişikliği vaadiyle 23.5 milyon dolar haksız menfaat elde ettikleri iddiası… Bu önemli iddia için takipsizlik kararında “kovuşturmaya gerek olmadığına” aynen şöyle hükmedilecekti: “Ali İbrahimağaoğlu’nun Bahçelievler sitesinde bulunan bir arazisinin şüpheliler Hüseyin Avni Sipahi ve Abdullah Oğuz Bayraktar tarafından, mevcut imar planının değiştirilerek daha uygun imar şartları sağlanacağı vaadiyle 65 milyon dolar karşılığında Fatih Güner ve Ömer Erbazlar isimli kişilere satıldığı, Sipahi ve Bayraktar’ın arazinin Fatih ve Ömer’e satılmasında aracılık etmenin karşılığında 13.5 milyon dolarlık pay aldıkları, arazinin satılmasından sonra imar planının değiştirilmesi için gayrete giriştikleri, daha sonra Abdullah Oğuz Bayraktar ve Hüseyin Avni Sipahi’nin 13.5 milyon dolar para alarak arsa ortaklığından ayrıldıkları iddia edilmiş ise de, böyle bir arsa satışından komisyon aldıkları iddiası ile hiç kimsenin suçlanamayacağı, imar planını değiştirme vaadine dair delil bulunmamakla birlikte böyle bir vaat olsa dahi bunun ve böyle bir vaat karşılığında arsa satışının suç teşkil etmesinin söz konusu olmadığı.” Savcı Aydıner’in bu tespitlerine karşılık Abdullah Oğuz Bayraktar ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürü Mehmet Ali Kahraman arasında geçen konuşma bakan oğlunun Çevre Bakanlığı’ndaki ağırlığını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Oğul Bayraktar’ın, babası Erdoğan Bayraktar’ın 17 Aralık sabahı “polis geliyor evden bakanlığa kaç” dediği bakanlık bürokratı Mehmet Ali Kahraman’la yaptığı telefon konuşması Meclis’e gönderilen fezlekeye şöyle giriyor: “12.11.2012 günü saat 14.38’de A. Oğuz Bayraktar’ın M. Ali Kahraman’ı aradığı görüşmede özetle; Abdullah’ın, ‘Ulan daha bir yazıyı yazdıramıyorsunuz İSKİ’ye’ dediği, M. Ali’nin ‘Ya bir arayayım orayı tekrar Abdullah ... Biz yapacağız onun bütün yazışmalarını ya oradan yapmayacağız’ dediği, Abdullah’ın ‘Bir şeyler askıya çıktığı yok dosyaların. Hiçbir şey yaptığınız yok yatıyorsunuz’ dediği, M. Ali’nin ‘Olur mu ya nasıl çıkmıyor abi ya ben göndereli iki hafta oldu ben onu göndereli’ dediği, Abdullah’ın ‘Ara ikisini de sor ya’ dediği tespit edilmiştir...”

"Evden kaçın! Birlikte bakanlığa gideriz"

Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın, Türkiye’yi sarsan 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sabahı soruşturmanın bazı şüphelilerini telefonla arayarak operasyonu haber verdiği; gözaltına alınacak isimlere “Polis sizi almaya geliyor, bakanlığa kaçın” dediği ortaya çıktı. Bayraktar 17 Aralık sabahı 06.36-06.57 saatleri arasında 3 kişiyle telefonla görüştü.

Birisi operasyon kapsamında gözaltına alınan oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar, diğerleri ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndaki üst düzey iki bürokrat. İlk görüşmeyi oğluyla yapan Bayraktar, daha sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürü Mehmet Ali Kahraman’ı aradı. Bayraktar, Kahraman’a, “Mehmet Ali, İstanbul’da Abdullah’ı (oğlu) almışlar. Seni polis alacak, kaçabiliyorsan kaç” dedi. Bayraktar, polise yakalanmaması için Kahraman’a “Daireye git de biz de müdahale edelim” diye moral de veriyor.

Kahraman’ın hemen ardından bu kez Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bakan Danışmanı Sadık Soylu’yu arayan Erdoğan Bayraktar, “Sadık polis biraz sonra gelip seni alacak, evden kaç sen” diyor. Bakanın talimatıyla evden çıkarak polisten kaçan Sadık Soylu’yla bir kez daha telefonla görüşen Bayraktar, “Telefondan seni bulurlar” diyerek Soylu’yu bu kez yanına çağırıyor ve “Birlikte bakanlığa gideriz” diyor.

Oğul Bayraktar’dan babasına: Polisler bastı, birini ara

Tarih: 17 Aralık 3013, saat 06.36...

17 Aralık soruşturmasının TOKİ ayağında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın emriyle dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar’ın İstanbul’daki evi basılır. Abdullah Oğuz Bayraktar, babasıyla görüşür. Telefon görüşmesi şöyle kaydedilir:

Erdoğan Bayraktar: Efendim.

Abdullah Oğuz Bayraktar: Alo baba...

E. Bayraktar: Hı...

A.O. Bayraktar: Baba...

E. Bayraktar: Hı...

A.O.B.: Benim evi polisler bastı.

E.B.: Evi mi.

A.O.B.: Hı...

E.B.: Ne o niye.

A.O.B.: Acil arar mısın birilerini.

E.B: Hı.

A.O.B.: Acil acil. birilerini arar mısın?

E.B.: Neyi arar mıyım?

A.O.B.: Acil birilerini arar mısın, birilerini.

E.B.: Tamam.

Bakan Bayraktar’dan genel müdürüne: Şimdi senin evi basarlar

Tarih: 17 Aralık 2013, saat 06.54...

Bakan Bayraktar oğluyla görüşmesinden 19 dakika sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürü Mehmet Ali Kahraman’ı arar. 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasının TOKİ ayağında Bakan Bayraktar’la birlikte en çok dinlemeye takılan isimlerden biri olan bakanlık genel müdürlerinden Mehmet Ali Kahraman Yenimahalle’deki evindedir. Bakan Bayraktar ile Genel Müdür Kahraman arasındaki diyalog tapeye şöyle yansıyor:

Mehmet Ali Kahraman: Bakanım buyrun.

Erdoğan Bayraktar: Mehmet Ali, seni polis alacak herhalde. Öyle bir durum var. Bu İstanbul’dan çünkü Abdullah’ı almışlar, Hüseyin Sipahi’yi almışlar.

M.A.K.: Öyle mi?

E.B.: He.

M.A.K.: Öyle mi bakanım.

E.B.: He, çünkü orada savcılık talimatı Zafer Çağlayan’ın oğlu, sen, seni de şimdi bi yani yakında gelirler seni basarlar evi.

M.A.K.: Eve mi gelirler bakanım.

E.B.: Eve gelirler, sen daireye git, olmazsa yani dairede git de biz de müdahale edelim.

M.A.K.: Peki konu ne bakanım konu.

E.B.: Ben ne bileyim, bilmiyorum ki bunu savcılık şeyi, savcılık talimatı yani hükümetin haberi yok.

M.A.K.: O zaman doğruymuş gelen şey, o zaman bilgi doğruymuş gelen bilgi.

E.B.: Ne sen bildiğin bi şey var mı senin.

M.A.K.: Yo benim bildiğim yok bakanım hiç bildiğim bi şey yok. Ben size zaten şey yapmıştım biliyorsunuz söylemiştim şey o bilgiyi vermiştim daha önce.

E.B.: Hayır bilgi verdin de böyle bir araştırma var dedin yani... bi şey yok.

M.A.K.: Yok hayır şey demiştim savcılık dosyayı hazırlamış başbakana da bilgi verilecekmiş.

E.B.: He, başbakana bilgi verilmez başbakana bilgi verilse bizim haberimiz olur.

M.A.K.: Evet, siz de ben konuşurum İçişleri Bakanı’yla demiştiniz.

E.B.: İçişleri Bakanı’nın da haberi yok. Ben İçişleri Bakanı’nı şimdi aradım, haberi yok, o da savcıdan şey yapmış, savcıdan gelmiş Abdullah ile şeyi almışlar; Hüseyin Sipahi’yi.

M.A.K.: Trabzonspor falan filan gibi bi şey belki olabilir.

E.B.: Trabzonspor Trabzon Hüseyin Sipahi’yi almışlar. Abdullah’ı almışlar. Bir de İbrahim Hacıosmanoğlu’nu almışlar, şimdi Sadık’ı alacaklar, seni alacaklar.

M.A.K.: Evet.

E.B.: Bir de Zafer Çağlayan’ın oğlu var bu işin içinde o var mı öyle bi şey Zafer...

M.A.K.: Onu ben tanımıyorum bakanım.

E.B.: He.

M.A.K.: Ha polis geldi.

E.K.: He.

M.A.K.: Polis geldi kapının önü.

E.B.: Sen bi bak bakalım bi şey yapabiliyorsan, bir organize edebiliyorsan bi bak da.

M.A.K.: Ne yapayım, kaçayım mı evden.

E.B.: Kaçabilirsen kaç.

M.A.K.: Tamam bakanım...

Danışmanına: Yanıma gel

Tarih: 17 Aralık 2013, saat 06.57...

Bakanlıktaki genel müdürlerinden Kahraman’la görüştükten hemen sonra Bakan Bayraktar bu kez Danışmanı Sadık Soylu’yu arar. Bakan Bayraktar ile Bakan Danışmanı Sadık Soylu arasındaki telefon görüşmesi ise fezlekeye aynen şöyle yansıyacaktır: “Erdoğan Bayraktar’ın ‘Sadık polis biraz sonra gelip seni alacak, evden kaç sen’, ‘Bu bi Trabzonspor ile ilgili herhalde bu Mehmet Ali Kahraman planlama ile ilgili işte İstanbul’dan bizim Abdullah’ı, Hüseyin’i, İbrahim Hacıosmanoğlu’nu aldılar, şimdi de muh... şeyin evindeler senin kapıda da vardır şimdi polis şu anda’, ‘Bak da bi haber ver bana’ dediği tespit edilmiştir.”

Bu görüşmeden yaklaşık 10 dakika sonra bu kez saat 07.09’da Sadık Soylu, Bakan Bayraktar’ı arar. Bakan ile bakan danışmanı arasındaki diyalog fezlekede şöyle yer alacaktır: “Sadık Soylu’nun ‘Ben çıktım evden efendim’ dediği, Erdoğan Bayraktar’ın ‘Geldiler mi eve senin polisler’ dediği, Sadık’ın ‘Yok efendim’ dediği, Erdoğan Bayraktar’ın, ‘Sen nereye geçtin’ dediği, Sadık’ın, ‘Ben şu anda taksiye biniyorum efendim, yukarı kafede oturacam bi yerde’ dediği, Erdoğan Bayraktar’ın, ‘Ooo telefondan şey yaparlar seni bulurlar seni’, ‘Yani ben şimdi geçiyorum şeye zaten bakanlığa’, ‘Yani biz gerçeği... daha 8’de gelecek ama ben şimdi çağırırım onu’, ‘gel buraya, burdan geçeriz bakanlığa o zaman’ dediği, Sadık’ın, ‘Anladım efendim’ dediği tespit edilmiştir.”

Operasyonu haber verdi, yakalanmalarını engelledi

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Yüzgeç tarafından 18 Aralık 2013 günü hazırlanan ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı tarafından 31 Aralık 2013 tarihinde imzalanarak Adalet Bakanlığı’na gönderilen fezlekede bu 3 isimle yaptığı telefon görüşmeleri için aynen şu suçlama yapılmış: “Soruşturma kapsamında 17.12.2013 günü yapılan operasyon sırasında Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın, bazı şüphelileri arayarak operasyon hakkında bilgi verdiği ve yakalanmasını engellemek amacıyla Bakanlığa gitmelerini söylediği tespit edilmiştir...”

Suçluluk telaşı mı?

Fezlekeye göre Erdoğan Bayraktar 17 Aralık operasyonu sabahı en az 4 görüşme yapıyor. Biri oğluyla…Oğul Bayraktar’ın telaşı ve babasından istediği yardım dikkat çekiyor. Daha sonra ise Bakan Bayraktar’ın dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’le konuştuğu anlaşılıyor. Bakanla yaptığı görüşmenin ardından ise danışmanı ve genel müdürüyle görüşüyor. 17 Aralık sabahı yapılan bu görüşmelerin ardından şu sorular yanıt bekliyor:

    Bakan Bayraktar oğluyla görüştükten sonra neden bakanlığındaki bürokratları aradı? Bakan Bayraktar’ı bu denli telaşa düşüren oğluyla bakanlık bürokratları arasındaki ilişki ne olabilir?

    Yarım saatlik telefon trafiği Bakan Bayraktar ve bürokratlarının suçluluk telaşını mı gösteriyor?

    Bakan Bayraktar’ın iki önemli bürokratının polisten kaçarak bakanlığa gitmelerini istemesi ‘delilleri mi karartacaklardı?’ şüphesi doğurmuyor mu?

    Konuşmaların içeriğinden Bakan Bayraktar’ın Trabzonspor’a yönelik bir operasyon beklentisi içinde olduğu anlaşılıyor. Ancak bugüne kadar böyle bir operasyonun yapılmaması ‘bazı dosyalar sumen altı mı edildi’ sorusunu gündeme getiriyor. (Kaynak: Cumhuriyet)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tayfa Haber - ÖZEL-
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tayfa Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0538 363 9461 | Haber Yazılımı: CM Bilişim