• BIST 106.745
  • Altın 151,752
  • Dolar 3,6582
  • Euro 4,3060
  • Trabzon 13 °C
  • Giresun 10 °C
  • Ordu 11 °C
  • Rize 10 °C
  • Gümüşhane 5 °C
  • Samsun 9 °C
  • Bayburt 3 °C
  • Artvin 8 °C

Mala Zarar Veren Maddi Karşılığını Da Ödeyecek

Mala Zarar Veren Maddi Karşılığını Da Ödeyecek
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bundan sonra kim böyle bir vandalizmle mala zarar verirse o zarar bizim de yaptığımız tazminle zarar verene geri dönecek ve o ödeyecek. Bununla ilgili hukuki düzenleme yapma...
Mala Zarar Veren Maddi Karşılığını Da Ödeyecek Mala Zarar Veren Maddi Karşılığını Da Ödeyecek

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bundan sonra kim böyle bir vandalizmle mala zarar verirse o zarar bizim de yaptığımız tazminle zarar verene geri dönecek ve o ödeyecek. Bununla ilgili hukuki düzenleme yapma talimatı verdim" dedi.

Başbakan Davutoğlu, 24. Dönem 5. Yasama yılının ikinci grup toplantısında partililere seslendi. İlk grup toplantısını AK Parti Genel Başkanı olarak 44 gün önce yapan Davutoğlu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden gelen 68 il ve ilçe belediye başkanlarının da katıldığı toplantıda Türkiye gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Konuşması sık sık partililerin alkışları ve "Türkiye seninle gurur duyuyor" şeklindeki sloganlarıyla kesilen Başbakan Davutoğlu, IŞİD’in Suriye sınırındaki Ayn-El Arab yani Kobani’ye yönelik saldırıları nedeniyle Türkiye’nin çeşitli illerinde, yaşanan şiddet olayları ve protesto gösterilerini de değerlendirdi.

Davutoğlu, şiddet olaylarına yönelik alınacak yeni tedbirler konusunda, "Eminim, Türkiye’de bir güvenlik eksikliğinden şikayet edenler, bu yeni önlemler gündeme geldiğinde eminim. Şimdi de ’Polis devletine mi dönüyoruz’ diye içeriden dışarıdan saldırmaya başlayacaklar. Bu ülkede demokrasinin de özgürlüğün de güvenliğin de teminatı AK Parti iktidarıdır. Özgürlüğümüzden fedakarlık etmeden güvenliğimizi güçlendireceğiz, tesis edeceğiz, güvenliğimizden fedakarlık yapmadan özgürlüğümüzü koruyacağız" şeklinde konuştu.

"ALMANYA VE İNGİLTERE’DEKİ UYGULAMALARDAN FAYDALANARAK, GÜVENLİĞİ TEMİNAT ALTINA ALACAK ADIMLAR ATACAĞIZ"

Dün İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın konuya ilişkin kapsamlı sunuş yaptığını vurgulayan Davutoğlu, "Avrupa ülkeleri örnek alınarak, yarın bazı Avrupa merkezlerinde ’Türkiye otoriterleşiyor’ diye yayın yapılmasın diye, Avrupa ülkeleri, başta Almanya ve İngiltere olmak üzere oradaki uygulamalardan da faydalanarak, onları da göz önünde bulundurarak, birçok konuda güvenliği teminat altına alacak adımlar atacağız. Türkiye’de bir polis bir yerlere müdahale ettiğinde bunu ’aşırı güç kullanımı’ olarak görenlerin, Franfurt, Londra ya da New York’ta benzer tavırlar aldığında bunu ’normal güvenlik tedbiri’ olarak görmeleri, çifte standardın kabul edilmesi. Kesinlikle emniyet güçlerimizin, yargı sistemimizin olaylara seri ve çabuk şekilde müdahale etmesini garanti altına alacağız. İş yerlerimize gelince dün Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde (TOBB) bölgeden gelen çok değerli sendika temsilcilerimizle oda temsilcilerimizle bir araya geldik, onlara da ifade ettim. Bu vandalizm esnasında zarar görmüş işyerlerimizin zararları tazmin edilecek. Dediğim gibi, yangın yerinde gül yetiştireceğiz, ta ki Güneydoğu ve Doğu bölgesi tarihte olduğu gibi gelecekte de tam bir barış diyarı olsun" ifadelerini kullandı.

"YENİ DÜZENLEMELER GETİRMEYİ DÜŞÜNÜYORUZ"

Şiddet olayları ve protesto gösterilerine yönelik teni düzenlemeler de getirmeyi düşündüklerini anlatan Davutoğlu, "Bundan sonra kim böyle bir vandalizmle mala zarar verirse o zarar bizim de yaptığımız tazminle zarar verene geri dönecek ve o ödeyecek. Bununla ilgili hukuki düzenleme yapma talimatı verdim. Bizim her bir vilayetimiz için dün de zikrettim, burada görüldü ki üç tavır var: Bir, yakanlar yıkanlar, bunlar belli, bu çağrıyı yapan HDP ve onun arkasından gelenler. İki, bu yakanlar yıkanları teşvik eden, provoke eden, destekleyen CHP. Bir de inşa eden, vizyon kuran, gelecek belirleyen AK Parti" dedi.

"HAYALİ OLMAYAN UTANSIN, RÜYA GÖRMEYEN UTANSIN"

"Bizim her bir vilayetimiz için rüyalarımız var" diyen Davutoğlu, "Benim gözümün önünde şu anda Mardin canlanıyor. Selçuklu’nun Artuklu’nun kadim Mardin’i. Mezopotamya’ya doğru bir ilahi göz gibi bakan Mardin. Biz isteriz ki öyle bir barış rüzgarı essin ki Mardin, Gırnata gibi Toledo gibi Venedik gibi dünyada herkesin görmek için yarıştığı bir şehir haline gelsin. Gelen emin olsun, giden emin olsun. Biz isteriz ki Şırnak Irak’da değil sadece körfeze açılan bir ihracat kapısı olsun. Biz isteriz ki Hakkari dağlarında toylar, şölenler, şenlikler olsun, dağ turizmi olsun. Hani Vanlılar ’deniz’ derler Van Gölü’ne, aynen İzmir gibi Van’da da o güzelliklerin yaşandığı barış diyarı olsun. Ağrı, Ağrı değil sadece Ağrı’nın güzellikleri keşfedilsin. Iğdır Türkiye dışında üç devlete komşu olmanın diplomasisini tatsın. Muş Ovası, organik tarımın merkezi olsun. Kars, Ardahan hayvancılığın merkezi olsun. Bakü-Tiflis-Kars ile herkesin selam verdiği diyar yapsın. Elazığ bütün o güzellikleri arasında kültür merkezi olsun hem de su ürünleri anlamında da önemli yerlerinden biri olsun. Batman, Şırnak bir enerji merkezi olsun. Siirt kültürümüzün nadide bir merkezi olarak ilim dünyamıza yeniden ışık saçsın. Şehitlerimizin olduğu Bingöl, güzelliklerle dünyaya tanınsın. Tunceli bütün o bakir dağlarıyla barış turizmine açılsın. Erzurum, Anadolu’muzun kalesi olarak bütün ilçeleriyle ayağa kalksın. Bizim her ilimiz ve ilçemizle ilgili rüyamız var, hayalimiz var. Bizi gelecek vizyonumuzla ’hayalperestlikle’ suçlayanlara bir kez daha söylüyorum: Bizim bu ülkeyle ilgili bu ülkenin her bir vilayetiyle ilçesi her bir köyüyle ilgili hayalimiz var, rüyamız var. Hayali olmayan utansın, rüya görmeyen utansın... İş yerlerini bombalayanlar, yapılan yatırımları engelleyenler, iş makinelerini yakanlar, barajları engellemeye çalışanlar aslında dışarıda birileri adına bu vizyonu engellemeye çalışıyorlar. Mezopotamya’nın ayağa kalkmasını istemiyorlar. Tekrar Diyarbakır bir mürşit şehir olarak öne çıkacak, bütün şehirlerimiz ihya olacak. İşte bizim perspektifimiz bu. Onlar yaktılar, yıktılar biz inşa edeceğiz, ihya edeceğiz.

Üçüncü mesajlarına cevabımız şudur. Aynı mantık Kobani’de Haseke de Afrin’de de bunu yaptılar. Kendilerine muhalif hiçbir Kürt parti bırakmadılar. Önce kendileri Kobani’de kendileri gibi düşünmeyen aşiretleri partileri baskı altına aldılar. İlk bize bu bölgeden Haseke’den gelen Kürt mülteci kardeşlerimiz PYD baskısından kaçarak geldiler. Şimdi orada yaptıklarını Güneydoğu’da yapmaya çalışıyorlar. Demeye çalıştıkları şu: ’Buralar bize ait, burada ancak siyaseti biz yaparız.’ Yok öyle şey. Türkiye Cumhuriyeti topraklarının her bir santimetrekaresinde yerinde hem al bayrak olacak hem AK Parti bayrağı olacak."

"GEÇEN SENE GENEL KURULDA BDP SÖZCÜSÜ DÖNÜP BANA ŞUNU SORDU"

Geçen yıl Meclis Genel Kurulu’nda bir görüşme esnasında BDP Parti Sözcüsü’nün kendisine sorduğu soruyu anlatan Davutoğlu, "Bana ’İstanbul ile Kudüs’ün kaderi bir diyorsunuz. Neden İstanbul ve Diyarbakır’ın kaderi bir demiyorsunuz’ dedi. Ona şunu söyledim: Bunu söylemeyi zul addederiz, zullet adderiz çünkü Diyarbakır biziz, biz Diyarbakırız. Bizi Diyarbakır’dan Diyarbakır’ı bizden ayırmak mümkün mü? Oralara da aynen Konya gibi aşkla bağlıyız. Hizmeti aşkla yaparız, müdafaa etmek gerekirse bunu da aşkla yaparız. Bayrak dalgalandıracağız derken bunu da bilinçli olarak söyledim. Anamuhalefet Partisi Hakkari’ye giderken bayraksız bir şekilde izin alarak gitti. Biz kimseden izin almayız ve bayrağı onurla her yerde taşırız. Şimdi onların anladığı dilden de söylüyorum. Ki o al bayrak sadece bizlerin bayrağı değil, Çanakkale’de şehit düşmüş olan ve şu anda sınırlarımız dışında kalan Boşnakların, Arapların, Kürtlerin de bayrağıdır, hepsinin bayrağıdır. Yemen Savaşı’na giden Kobanili, Hasekeli, Kürtler o bayrak altında savaşa gittiler. O bayrak sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin değil ezilmiş halklar için emperyalistlere karşı istiklal mücadelesi veren halkların bayrağıdır" dedi.

BAŞBAKAN DAVUTOĞLU’NUN KOMOR ANISI

Hiç unutamadığını belirttiği bir anıyı anlatan Başbakan Davutoğlu, "Afrika’da büyükelçilikler açtığımızda, Komor’da biri ’Biz çok küçük bir ülkeyiz, bizde bir tek eski sömürgeci devletin büyükelçiliği var. Benim dedem İstanbul’da okumuştu’ dedi -ta Hint Okyanusu’nun ortasında bir yer- ’Ne olur küçük bir yer açın ve al bayrağı dalgalandırın’ dedi. O al bayrak Komor’da dalgalanmadıkça bağımsızlığın tam olarak idrakine varamayacağız’ dedi. Nasıl Komor’da bu böyleyse bugün yirmiye yakın ülkenin eğer bayrağında ay-yıldız varsa hilal varsa ilhamı bizdendir, ilhamı bizim tarihimizdendir. Bu al bayrak emperyalizme, sömürgeciliğe karşı mücadelenin sembolüdür, bizim için o hilal tevhidin, istiklalin, izzetin hilalidir ve bu topraklarda ilelebet dalgalanacaktır" ifadelerini kullandı.

"TERÖRE KARŞISINDA VAKARLA MÜCADELE EDEN AK PARTİ TEŞKİLATLARININ HER BİR FERDİNİN ALNINDA ÖPÜYORUM"

Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Birileri oralara giderek al bayrağı dalgalandırma cesareti gösteremeyebilir. Ama bilsinler ki yiğit AK Parti teşkilatı ve neferleri bulundukları yerlerde hem o bölgeyi, şehirleri, ilçeyi temsil edecekler hem de bu onurlu vazifeyi yürütecekler. Ben buradan bütün bu vandalizm karşısında, bütün bu terör karşısında vakarla, metanetle mücadele eden AK Parti teşkilatlarının her bir ferdinin alnından öpüyorum. Onlar baskıya boyun eğmeyeceklerini gösterdiler. Tehdit edildiler, şantaja maruz kaldılar. Evleri saldırıya uğradılar. Her an onların yanında olacağız, AK Parti tek bir ruh olarak bu ülkenin birliğini, dirliğini korumaya devam edecek."

"İHANETİN ARKA PLANI"

Davutoğlu, "Bu ihanetin bir de arka planına bakalım: Biz her zaman söyledik Suriye’de yaşanan olaylar Kobani’yle başlamadı. 3.5 yıldır Suriye’de büyük zulüm var. 300 bine yakın kardeşimiz, Arap, Kürt, Türkmen, Süryani... bütün kökenlerden kardeşlerimiz şehit edildiler, öldürüldüler. 4.5-5 milyon mülteci yurt dışına kaçtı, 2 milyona yakını bize geldi. Biz şunu bir ilke olarak belirledik: Nasıl evimizde, hani Anadolu’nun her bir köşesinde ortak kullandığımız kavramlardan birisi ’tanrı misafiri’dir. Kapımızı biri çaldığında, ’Sen kimsin, nereden geliyorsun’ demeyiz. Açarız kapımızı gönlümüzü, ve her şeyimizi paylaşırız. Tarih ileride bunu yazacak. Bu aziz milletin Suriye’den gelen kardeşlerine nasıl bir ensar rolü olduğunu yazacak" diye konuştu.

3,5 yıldır zulmü görmeyenlerin bunu Kobani’yle mi fark ettiklerini eleştiren Davutoğlu, "Daha önce Suriyeli kardeşlerimize kapımızı açmamıza itiraz edenler, şimdi Türkiye ’Oraya müdahale etsin’ diyorlar. Oraya yaptığımız yardımları dünyaya ihbar edenler ve ’Türkiye teröre yardım ’ediyor diye iftirada bulunanlar şimdi bir anda ’Türkiye oraya silah yardımı yapsın’ demeye başladılar. Biz Suriye’ye her tülü insani yardımı yaptık. Biz bunu ne kimseden izin alarak ne kimseden çekinerek yaptık, gereken her şeyi yaptık. Ama şimdi sorma vaktidir. Kobani, Tel Abyat, Bayırbucak, Çobanbey, İdlip, Halep, Haseke, Afrin, Lazkiye, Dara... Bütün bu şehirleri bize tarihten emanettir, Şam, Şam-ı Şerif’tir. Biz oradaki kardeşlerimizin hepsine aynı nazarla bakarız, etnisitesine, mezhebine bakmayız. Ey HDP ya da Kılıçdaroğlu, Bayırbucak’ta Türkmenler katledilirken, Çobanbey’de Türkmenler IŞİD tarafından katledilirken, Tel Abyat’ta Araplar IŞİD tarafından katledilirken, hadi rejim sizin dostunuz, onun katliamlarını görmüyorsunuz ama Araplar katledilirken neredeydiniz? Hangi açıklamayı yaptınız, hangi desteği verdiniz? Halep’in kırsalında Kürtler katledilirken, IŞİD tarafından rejim tarafından ya da PYD tarafından bazı kürtler baskı altında tutulurken neredeydiniz? Mesele Kobani değil mesele Kobani üzerinden Türkiye’ye bir baskı oluşturma çabası" ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tayfa Haber - ÖZEL-
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tayfa Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0538 363 9461 | Haber Yazılımı: CM Bilişim