• BIST 82.300
  • Altın 147,981
  • Dolar 3,8287
  • Euro 4,0719
  • Trabzon 9 °C
  • Giresun 8 °C
  • Ordu 8 °C
  • Rize 6 °C
  • Gümüşhane 1 °C
  • Samsun 6 °C
  • Bayburt -2 °C
  • Artvin 1 °C

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a sert cevap

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a sert cevap
Kemal Kılıçdaroğlu TOBB genel kurulunda konuştu. Kılıçdaroğlu konuşması sırasında kendisine sıkça laf atan Erdoğan'a sert ve uzun cevap verdi.
Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a sert cevap Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a sert cevap

Erdoğan Kılıçdaroğlu konuşmasına henüz başlamadan salonu terk etti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TOBB Genel Kurulu'nda kendisinden önce konuşan Başbakan'ın sık sık doğrudan kendisini hedef alarak konuşup sonra kendisini dinlemeyi beklemeden salonu terk eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ve protokol kurallarını uygulamayan TOBB yöneticilerine sert tepki gösterdi. 

Normalde böyle bir konuşma yapmayı planlamadığı için sık sık TOBB üyelerinden özür dileyen Kılıçdaroğlu, konuşmasının büyük bölümünde Erdoğan'a cevap verdi ve hükümete yüklendi.

Kılıçdaroğlu'nun Erdoğan'ın konuşması sırasında soğukkanlı davrandığı fakat konuşma sırası kendisine geldiğinde oldukça sert bir tonda cevaplar vermesi dikkat çekti. 

Geçen yıl davet edilmediğim için gelememiştim. Bu yıl davet edildim. geldim. Geldiğim için mutluyum, huzurluyum. Her devletin saygın her devletin protokol kuralları vardır. Büykelçi nasıl karşılanır. Protokol kuralı vardır. Cumhurbaşkanı geldiğinde ne yapılır. Kural vardır. Nasıl davranılır kuralı vardır. Genel kurullarda devlet erkanı geldiği zaman konuşmalar hangi sırayla yapılır protokol kuralı vardır. Şimdi ben ToBB'un değerli yöneticilerine sesleniyorum. Siz neden bu kurallara uymuyorsunuz? Hangi gerekçeyle uymuyorsunuz. Bakın arkadaşlarım. Anayasa Mahkemesi'nde protokol kuralları uygulanır Danıştay'da uygulanır. Kutlu doğum haftasında da uygulanır. Mevlana törenlerinde de uygulanır. Neden TOBB'a gelince prokol kuralları uygulanır. Neden uygulanıyor. TOBB'un yöneticileri korkuyorlarsa korkmasından bu ülkede cumhuriyet ve demokrasi var. 

Konuştu ve ayrıldı. Neden beni dinlemiyor. Cesaret edemiyor. Cesaret edemiyor. Sevgili dostlarım. Bu ülkenin büyümesi için gelişmesi için istihdam için alın terini döken risk üstlenen değerli üyeler... Hepinize tekrar en içten selamlarımı sunarak sözlerime başlıyorum. 

Soma faciasında burada dinleyince bir kişiyi sanki bu işin sorumlusu işçiler. Öyle bir örnek verdi ki, araba şoförleri, araba sahipleri... Arabaya şunu aldım bunu aldım... Size şu örneği vermek isterim... Uygar bir ülkeyle uygar bir ülke yöneticileri ile devlet adamlarıyla uygar olmayanlar arasında fark vardır. O fark şudur. Birisinde önce risk analizi yapılır, riskler saptanır, giderilir ondan sonra işçiler oraya konur. madendeyse maden, fabrikaysa fabrika. Bizde ise kervan yolda düzülür. Hele bir aşağıya gönderelim öldükten sonra önlem alıyoruz.. Öldükten sonra ne önlemi... İnsan gitti zaten. Sorumluluardan bahsediliyor. Devlet yönetiminde bir şey unutulmamalı, devlet ile hükümet farklıdır. Yasama yargı yürütme tamamı tüzel kişilik olarak devleti temsil eder. Yasama bir şeye karar veriyorsa o yasayı uygulayacak olan hükümettir. 301 kişi hayatını kaybediyorsa onun mutlaka bir siyasi sorumlusu vardır. Siz onun kim olduğunu biliyor musunuz? O siyasal sorumlu bunu üstüne aldı mı? Almadı? Uygar bir ülkeden örnek vereyim. Japonya'da 4 saat sular akmadı diye belediye başkanı istifa etti. 301 kişi hayatını kaybetti istifa eden biri var mı?

Akıl alacak şey değil. Vergilerden söz edildi. Hepiniz vergi ödüyorsunuz... Size bilboardlarda yayınlanmak üzere bir ilan hazrılamıştık. Size göstereyim. Vatandaş vergisini veriyorsa hükümet de hesabını verecek. İşin özü bu... Şimdi değerli arkadaşlar son 2 yıldır meclise bütçe kanunları geliyor. Bütçe kanunlarının ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuz. Sizin ödediğiniz vergilerin nerelere harcandığını TBMM adına sayıştay denetler. Sayıştay raporları TBMM'ye gelecek ki milletvekilleri okusun görsün ona göre gidip oy versinler. Bu raporlar gelmedi.. Hatta biri dedi ki... İyi ki sayıştay raporları gelmedi yoksa duman olurduk diye. Bir sürü yolsuzlukların olduğu o raporlar TBMM'ye gelmedi. Bu ilanları aslında bizim gösterdiğimiz tepkiyi sizin göstermeniz gerekirdi. Başta ToBB, İTO, Deniz Ticaret Odası göstermeliydi. Vergilerimizin hesabını verin demeniz lazımdı. İş gene bize düştü. Bu ilanların yayınlanmasını başbakanlık koltuğunda oturan zat yasakladı. Bana diyor ki, ana muhalefet partisinin genel başkanı bana diktatör diyor, diyor. Herhangi bir bilboarda hükümet hesabını verecek ilanını yayınlayan Başbakan'a dünyanın hangi ülkesinde sıradan bir devlet adamı kimliğiyle seslenilir. 
Kimse kusura bakmasın. Bana diktatör diyorlar diyor... Yasama ve yargı benim için ayak bağıdır diyen anayasayı çiğneyen bir kişiye ne denir? Bana sormayın. Gidin herhangi bir anayasa hukukçusuna sorun. Benim için yasama yani TBMM yargı yani mahkemler benim için ayakbağıdır diyor. Ne denir buna? Gidin hukuk fakültesine yeni girmiş öğrenciye sorun.. Bunu söyleyen adama ne denir? Sayıştay raporlarını getirmeyeceksiniz, anayasal kurumu çalıştırmayacaksınız, CHP'nin ilanını yayınlatmayacaksınız, yasama yargı ayakbağı diyeceksiniz, sonra bu ülkede demokrasiden söz edeceksiniz. Bunlar doğru değil.

2 yıl önce size sormuştum. Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirsem ne olur? bir de Ben konuşurken telefonlarım dinleniyor mu?

Bu iki soruyu kendisine sorun.

Almanya'da bir iş adamı çıkıp rahat konuşabilir. Bir iş adamı yabancı sermaye için hukuk çok önemlidir eğer hukukun üstünlüğü olmazsa yabancı sermaye gelmez dedi. O iş adamı vatan haini ilan edildi. Ne zamandan beri hukukun üstünlüğünü savunmak vatan hainliği oldu. 

Aslında konuşmam böyle değildi. Ben size yeni bir şeyler anlatmak istiyordum. Vergi veriyorsunuz. Son 10 yılda hükümet ne kadar para harcadı bilen var mı? Ben söyleyim. 133 milyar dolar iiç borç... Haziran 2013 rakamı bunlar. 238 milyar dış borç, 46 milyar dolar özelleştirme, 1 trilyon dolar vergi. Toplam 1 trilyon 617 milyar dolar para harcanmış... 

Geçmiş 56 yıldaki hükümetler kaç lira harcadılar? 95 milyar dolar iç borç, 130 milyar dolar dış, 8 milyar dolar özelleştirme, 542 milyar dolar vergi. Toplam 775 milyar dolar... Darbeler, kıbrıs çıkarması, beş sente muhtaç olduğumuz dönemler oldu vesair...

Gelelim büyümeye 1 trilyon 617 milyar dolar harcandı, ne kadar büyüdük? 2002'de ne kadar büyüdük. 775 milyar dolar harcanın 2002'de yüzde 5,2... 2003-2013'te yüzde 4,9... 1 trilyon 617 milyar para harcıyorsunuz ortalama büyüme bu...

Bir büyüme masalıyla karşı karşıyayız. Bunlar benim ürettiğim rakamlar değil. Devletin rakamları. Girip hepsini çek edebilirsiniz... Son 10 yılda ne oldu? Sanayi tabanı ne oldu? 1998 milli gelirimizin yüzde 32,6'sı sanayiydi... 2010'da yüzde 23,3'e düştü. 

Diğer ülkelere baklım. G.Kore 34'ten 35'e çıktı. Malezya 42'ten 44'te, Çin, Tayland yükseldi. Türkiye ise 32'den 23'e indi."

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tayfa Haber - ÖZEL-
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tayfa Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0541 456 9450 | Haber Yazılımı: CM Bilişim