• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Trabzon 13 °C
  • Giresun 13 °C
  • Ordu 13 °C
  • Rize 15 °C
  • Gümüşhane 8 °C
  • Samsun 13 °C
  • Bayburt 8 °C
  • Artvin 14 °C

Etkili Mücadele Vadetti

Etkili Mücadele Vadetti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Gerek IŞİD terör örgütü, gerek bölgedeki diğer terör örgütlerine karşı etkili bir mücadele önceliğimiz olacaktır” dedi.
Etkili Mücadele Vadetti Etkili Mücadele Vadetti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Gerek IŞİD terör örgütü, gerek bölgedeki diğer terör örgütlerine karşı etkili bir mücadele önceliğimiz olacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’de 24. dönem 5. yasama yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Burada açıkça ifade etmeliyim ki, vatandaşlarımız IŞİD’in elindeyken, yani durum çok büyük hassasiyet arz ederken, oradaki vatandaşlarımızın can güvenliğini tehdit edecek açıklama ve yayınların yapılması, siyasetimiz ve medyamız açısından büyük bir talihsizlik olmuştur. Ancak hükümet de, güvenlik kurumlarımız da son derece sabırlı ve soğukkanlı davranmış, bu şekilde hayırlı bir netice milletimize kazandırılmıştır. Ne topraklarımızda, ne bölgemizde, ne de yeryüzünde hiçbir terör örgütüne sempatiyle ya da müsamahayla bakmamız söz konusu bile olamaz. Teröre karşı verilecek mücadelede, ülke olarak her türlü işbirliğine açığız ve hazırız. Ancak şunu da herkes bilmelidir ki, Türkiye geçici çözüm arayışlarında kendisini kullandıracak bir ülke de değildir” diye konuştu.

“GEREK IŞİD TERÖR ÖRGÜTÜ, GEREK BÖLGEDEKİ DİĞER TERÖR ÖRGÜTLERİNE KARŞI ETKİLİ BİR MÜCADELE ÖNCELİĞİMİZ OLACAKTIR”

Irak ve Suriye’de devam eden krizleri en iyi analiz edebilen, çözümleri en iyi bilen ülkenin Türkiye olduğunu söyleyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye aynı zamanda bölgedeki hemen her tarafla diyalog kurabilen bir ülkedir. Bölgedeki tüm terör örgütleriyle kararlı bir mücadele sergilenmeli, Türkiye’nin öneri ve uyarıları da dikkate alınmalıdır. Aksi halde havadan atılacak tonlarca bomba, tehlikeyi ve tehdidi sadece geciktirebilir, sadece erteleyebilir. Irak’ta bu yaşanmıştır. Eski rejim devrilmiş, ama yeni rejim, bizim tüm uyarılarımıza, yol gösteren yapıcı eleştirilerimize rağmen Irak’ın tamamını kucaklayan bir tavır sergilememiştir. Geçici çözümlerin Irak’ı her 10 yılda bir böyle müdahalelerle karşı karşıya bırakması kaçınılmazdır. Öte yandan Suriye’nin gündem dışı tutulması da aynı şekilde çözümü palyatif bir hale getirecektir. Bu düşüncelerimizi, gerek Cardiff’te yapılan NATO Zirvesi’nde, gerekse Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için bulunduğumuz New York’ta ilgili taraflara detaylı şekilde aktarma fırsatımız oldu. İnsanlığın can çekiştiği bölgelere yarım ulaştırma konusunda, kararın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin dudaklarında olması, küresel adaleti ciddi şekilde yaralamaktadır. Evet. Dünya 5’ten büyüktür. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin reforme edilmesi, küresel vicdan ve küresel adalet adına ertelenemez bir ihtiyaçtır. Her durumda Türkiye tezlerini en güçlü şekilde savunmaya devam edecektir. Gerek IŞİD terör örgütü, gerek bölgedeki diğer terör örgütlerine karşı etkili bir mücadele, önceliğimiz olacaktır. Sadece Türkiye’de sayıları 1,5 milyonu aşan göçmenlerin ülkelerine dönebilmeleri ya da ülkelerinde barındırılmaları aynı şekilde önceliğimiz olacaktır. Şam yönetiminin derhal uzaklaştırılması, Suriye’nin toprak bütünlüğü korunarak, anayasal ve parlamenter sistemle herkesi kucaklayan bir yönetimin acilen tesis edilmesi de yine önceliğimiz olmaya devam edecektir.”

Turgut Özal’ın 1 Eylül 1990’da yeni yasama yılının açılışında kürsüden konuşma yaptığında Körfez’de önemli gelişmeler yaşandığını hatırlatan Erdoğan, “Türkiye de bu gelişmeleri çok yakından takip ediyordu. Merhum Özal, o gün şunları söylemişti; ‘Körfez bunalımında çekingen, kararsız, başkalarının karar vermesini bekleyen bir tutum ittihaz etmemiz düşünülemez. Aksi takdirde Türkiye’nin âlî menfaatlerinin söz konusu olduğu bir meselede tesirli bir ülke olma imkânını büyük ölçüde kaybedeceğimiz aşikardır.’ Merhum Özal, dünya gerçeklerini ve geleceğin dünyasını görerek, Körfez bunalımında çok isabetli bir tavır sergilemişti. Uyarı ve arzularının ne kadar yerinde olduğunu vefatından sonra tüm Türkiye anladı. Bölgemizde yeni ve büyük krizler yaşanırken, bu krizler, Müslüman kardeşlerimizi, Arap, Kürt, Türkmen kardeşlerimizi, sınırlarımızın bu tarafını ve akrabalarımızın olduğu diğer tarafını ilgilendirirken, kayıtsız kalmamız, çekingen kalmamız, mütereddit olmamız düşünülemez. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine gelmesi beklenen tezkerelerin de bu anlayış doğrultusunda değerlendirileceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.

“100 YILIN ARDINDAN BÖLGEMİZ YENİDEN ŞEKİLLENİRKEN TÜRKİYE ELBETTE GELİŞMELERE SEYİRCİ KALACAK DEĞİLDİR”

Bu yıl 1914’te başlayan Birinci Dünya Savaşı’nın 100’üncü yıldönümünü olduğunu hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:

“Birinci Dünya Savaşı’na sahne olan coğrafyanın aradan geçen bir asırlık süreye rağmen istikrar, huzur, barış ve refahtan halen yoksun olduğunu üzülerek müşahede ediyoruz. 100 yılın ardından bölgemiz yeniden şekillenirken, Türkiye elbette gelişmelere seyirci kalacak değildir. Komşu ve bölge ülkelerimizde olaylara mezhepçi ya da çıkar odaklı bir şekilde yaklaşmıyoruz. Her türlü ayrımcılığa içeride olduğu gibi dışarıda da karşıyız. Halkın demokrasi taleplerine, darbeci yöntemlerle set çekilen Mısır gibi ülkelere, tamamen insani ve ilkesel bir duruş sergiliyoruz. Kimden gelirse gelsin, kime yönelirse yönelsin, şiddetin her türlüsüne karşı mücadele veriyoruz. Kıbrıs meselesinde, Azerbaycan topraklarındaki işgalin sona erdirilmesinde, Ermenistan’la ilişkiler ve 1915 olaylarında tamamen ilkeli, objektif ve barıştan yana yapıcı tutum izliyoruz. Avrupa Birliği’ne tam üyelik konusunda kararlılığımızı muhafaza ediyor, sergilenen olumsuzluklara rağmen reformlarımızı kesintisiz sürdürüyoruz. Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefi Türkiye’nin stratejik hedefidir ve bu yönde gayretlerimiz kesintisiz devam edecektir. Tesis ettiği güven, istikrar ve reformcu yapı sayesinde Türkiye, 2023 hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor.”

“KİŞİ BAŞI MİLLİ GELİR 3 BİN 500 DOLARDAN BUGÜN 10 BİN 500 DOLARA ULAŞTI”

“3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra oluşan güven ve istikrar ortamı, 77 milyon aziz milletimizin bizzat yaşayarak tecrübe ettiği bir büyüme ve kalkınma ortamını tesis etti” ifadesini kullanan Erdoğan, “12 yıl önce telaffuz edildiğinde hayal gibi görünen, gerçekleşeceğine ihtimal verilmeyen nice hedef bugün gerçeğe dönüştü. 230 milyar dolar olan Türkiye’nin milli geliri, bugün 3 kattan fazla artışla 820 milyar dolara ulaştı. Kişi başı milli gelir 3 bin 500 dolardan bugün 10 bin 500 dolara ulaştı. Türkiye, Uluslararası Para Fonu’yla yüksek faizli ağır borç anlaşmaları yaparken, bugün IMF’e borcu olmayan, IMF’ten borç istemeyen, hatta IMF’e borç verebilecek bir ülke konumuna yükseldi. Merhum Turgut Özal’ın 1990 yılında yaptığı yeni yasama dönemi konuşmasına baktığımda, orada bazı rakamlar gördüm. 80’li yıllarda döviz sıkıntısının olduğunu ifade ediyor, ardından da Merkez Bankası rezervinin 11 milyar dolar ile rekor kırdığını belirtiyor. 2002 yılında 27,5 milyar dolara ulaşan o döviz rezervini biz şu anda altın dahil 132,5 milyar dolara yükselttik. Merhum Özal’ın başlattığı ve bin 500 kilometresini de inşa ettiği bölünmüş yol ve otoyol uzunluğu 2002’de 6 bin 100 kilometreye ulaşmıştı. 12 yıl içinde bu ağa 17 bin kilometre yeni bölünmüş yol ekledik. Türkiye’yi Yüksek Hızlı Tren’le tanıştırdık. Abdülhamit Han’ın hayali olan Boğaz’ın altına tüp geçidi, Marmaray’ı inşa ettik. 205 bin adet yeni dersliği, 99 yeni kamu ve vakıf üniversitesini eğitim sistemine kazandırdık. 633 bin konutun inşasını başlattık ve 12 yıl içinde bunların 535 bin tanesini hak sahiplerine teslim ettik. Burslarla, yurtlarla, nakdi yardımlarla, eğitimin önündeki engelleri kaldırdık. Sağlık sistemi yeniden yapılandı; vatandaşımız hastanelerden insan onuruna yaraşır hizmet almaya başladı” diye konuştu.

30 büyükşehir dahil ihtiyaç tespit edilen diğer illerle birlikte 52 bin yatak kapasiteli 64 şehir hastanesinin ülkeye kazandırılmış olacağını belirten Erdoğan, “Bu şehir hastaneleriyle birlikte inşallah Türkiye’nin sağlık altyapısı adeta yeniden kurulmuş olacak. 12 yıl içinde 268 baraj ve 53 gölet inşa edildi; şu anda, 78 baraj ve 426 göletin inşası devam ediyor. Tarımda, sulamada, enerji alanında, çevre ve şehircilikte, savunma sanayinde Türkiye ilklerle, rekorlarla tanıştı. İnanıyorum ki Türkiye, istikrar ve güven içinde, tüm bu kazanımlarını hem koruyacak, hem de çok daha ileri seviyelere taşıyacaktır. İstanbul’a inşa edilen Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 3’üncü havalimanı, Boğaz’ın altına inşa edilen iki katlı tüp geçit, İzmit Körfezi’ne inşa edilen asma köprü, İstanbul-İzmir otoyolu, yeni Yüksek Hızlı Tren hatları, Ovit Tüneli, TANAP Projesi, GAP, DAP ve KOP projeleri ve diğer nice büyük projemiz kesintisiz sürecek; bu büyük projelere Kanal İstanbul gibi yeni büyük projeler eklenecektir” dedi.

“2015 YILINDA TÜRKİYE’NİN G-20 DÖNEM BAŞKANLIĞINI ÜSTLENECEK OLMASI, KÜRESEL EKONOMİDEKİ BELİRLEYİCİ YERİMİZİ DE BİR KEZ DAHA TEYİT EDECEKTİR”

“Türkiye ekonomisi, son derece sağlam, istikrarlı ve güvenli bir zeminde büyümesini sürdürüyor ve inşallah sürdürecek” diyen Erdoğan, “2015 yılında, Türkiye’nin G-20 dönem başkanlığını üstlenecek olması, küresel ekonomideki belirleyici yerimizi de bir kez daha teyit edecektir. 2023 hedefimiz olan 2 trilyon dolar milli gelir, 25 bin dolar kişi başı milli gelir ve 500 milyar dolar ihracat asla hayal değildir. İçeriden ve dışarıdan, gerek medya, gerek uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları eliyle yapılan algı operasyonları Türkiye ekonomisini büyüme yolundan asla alıkoyamaz. Emekle ve alınteriyle bugünlere ulaşan Türkiye ekonomisi, yine emekle, alınteriyle, çalışma barışıyla geleceğe yürüyecektir. İnşallah, hükümetimiz, muhalefetimiz, Meclisimiz, tüm kurum ve kuruluşlarımız bir arada çalışarak, milletimiz için son derece önemli bu hedefleri tutturacaklardır” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE, KENDİ ÖZGÜN VE ÖZGÜVENLİ POLİTİKALARIYLA BÜTÜN BU KRİZLERDEN KAZANÇLI ÇIKACAK TECRÜBEYE SAHİPTİR”

Gerilime, kutuplaşmaya, kamplaşmaya sarf edecek artık tek bir saniyenin olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Türkiye, iç çekişmeler ve sanal gerilimler nedeniyle, on yıllar boyunca enerjisini ne yazık ki heba etmiştir. Terör ve terörü besleyen ret, inkar ve asimilasyon politikaları, ayrımcılık ve ötekileştirme, Türkiye’ye ağır bedeller ödetmiştir. Sünni diyerek, Alevi diyerek; Hristiyan, Musevi diyerek; Türk, Kürt, Arap, Gürcü, Laz, Çerkez, Abaza, Roman, Boşnak, Ermeni, Rum, Ezidi, Süryani ve diğerlerini ayrıştırarak; aslında zenginliğimiz olan bu farklılıklar üzerinden gerilim üreterek, on yıllar boyunca Türkiye enerjisini başka alanlara yoğunlaştırmak zorunda kalmıştır. Yasaklar, kısıtlamalar, değerlerin, inançların, kültürlerin üzerindeki baskılar, toplumu huzursuz etmekten başka hiçbir amaca hizmet etmemiştir. Bölgemizin büyük değişim yaşadığı bir dönemde, dünyanın küresel krizin etkisinde olduğu bir dönemde, Türkiye, kendi özgün ve özgüvenli politikalarıyla, bütün bu krizlerden kazançlı çıkacak tecrübeye sahiptir. Enerjimizi heba etmek yerine 2023 hedeflerine, ardından da 2053 ve 2071 hedeflerine yoğunlaştırarak, karşılıklı saygı, hoşgörü ve kardeşlik hukuku içinde geleceğe yürüyeceğiz.”

“YENİ TÜRKİYE’DE YENİ BİR SİYASET ARTIK KAÇINILMAZDIR”

“Yeni Türkiye’de yeni bir siyaset artık kaçınılmazdır” diyen Erdoğan, “Şiddetin, terörün, silahların ve sokak eylemlerinin gölgesinde değil; istismarın peşinde değil; Türkiye’yi büyütmenin ve kalkındırmanın mücadelesinde bir siyaset Türkiye’yi uçuracaktır. Korkutarak, kutuplaştırarak, kamplaştırarak yapılan değil, kucaklaştıran bir siyaset Türkiye’yi hedefleriyle ve hayalleriyle buluşturacaktır. İktidar da, muhalefet de, böyle bir anlayışla, kader ortaklığı yaparak, ülkenin ve milletin hizmetinde olmak zorundadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin en başta bu Genel Kurul Salonu’nda, nezaketi, hoşgörüyü, empatiyi; yumruklaşmayı değil, musafahayı öne çıkararak, vekilliğini yaptığı milletin takdirine mazhar olacağına inanıyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin 12’inci Cumhurbaşkanı, halkın oylarıyla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı olarak anayasanın çizdiği yetkiler dairesinde, ülkemin ve milletimin hizmetinde olacağımı da burada bir kez daha hatırlatmak isterim. Seçilmiş bir Cumhurbaşkanı, seçilmiş bir hükümet, yapıcı bir muhalefet, inşallah, Türkiye’de yeni bir hamle sürecini başlatacak, yeni Türkiye’yi yeni hedeflerle kucaklaştıracaktır. Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun. Rabbim, ülkemizi, milletimizi, tüm insanlığı hayırlara vasıl etsin. 24’üncü dönem, 5’inci yasama yılının hayırlı olmasını diliyor, emeğiniz, alınteriniz için şimdiden her birinize teşekkür ediyor, başarılar diliyorum. Sizlerin ve sizlerin şahsında aziz milletimizin, tüm İslam dünyasının mübarek Kurban Bayramı’nı şimdiden kutluyor; bayramın ülkemize, en çok da yeryüzündeki mazlum ve yoksullara felah getirmesini niyaz ediyorum” şeklinde konuştu.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tayfa Haber - ÖZEL-
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tayfa Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0538 363 9461 | Haber Yazılımı: CM Bilişim