• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Trabzon 10 °C
  • Giresun 12 °C
  • Ordu 11 °C
  • Rize 11 °C
  • Gümüşhane 14 °C
  • Samsun 9 °C
  • Bayburt 6 °C
  • Artvin 13 °C

Duayen Galatasaray Muhabiri'nden Şİke Süreci Tahlili

Duayen Galatasaray Muhabiri'nden Şİke Süreci Tahlili
Tecrübeli Gazeteciden Çok İlginç Şike Süreci Analizi
Duayen Galatasaray Muhabiri'nden Şİke Süreci Tahlili Duayen Galatasaray Muhabiri'nden Şİke Süreci Tahlili

UEFA ŞİKEDEN KÜME DÜŞMEYİ KALDIRIYOR!

UEFA ile CAS’ın Fenerbahçe’yi “hızlısından” yargılayarak mahkum ettikleri günleri hatırlar mısınız?
İşte o günlerde Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım sert bir açıklama yaparak Şenes Erzik’in Fenerbahçe’nin haklarını savunamadığı için “istifa etmesini” (!) istemişti.
Sizi bilmem ama…
Bana çok garip gelmişti:
“Ne güzel memleket! Şikeyi sen yap, fırıldağı sen çevir… Ama bedelini Şenes Erzik ödesin! Neden Aziz Yıldırım değil de; Şenes Erzik istifa etsin?”
 
Bundan 3-4 gece öncesi; twetter’da “öylesine” dolanıyorum.
(Sanırım Trabzonspor’un avukatı Atilla Dilaver sayesinde) 2 yeni twitter kullanıcısı keşfediyorum.
17 Temmuz’a az bir zaman kalmış ya; (Fenerbahçe’ye bildirilen;) ama onların “gelmedi” deyip gizledikleri CAS GEREKÇELİ KARARLARINI ele geçirmişler; heyecanlı bir şekilde onun tercümesini yapıyorlar!
CAS da o kadar güzel bir gerekçeli karar yazmış ki; neyin ne olduğunu “öküz olsan” çok rahat anlayabiliyorsun!
Biri Mert Yaşar, biri de Ender Kuyumcu bu tercümeleri yapıp; (twitter sayesinde) tüm bilmeyenlere ulaştıranlar.
Yine öğrenebildiğim kadarıyla Ender Kuyumcu yurt dışında yaşayan bir Trabzonspor gönüllüsü imiş… Mert Yaşar ise; Galatasaray Üniversitesi’nde hukuk eğitimi almış, “sağlam” bilen, “sağlam” yazan bir arkadaş.
O gece bu kişileri “tweet tweet” takip ettim. En sonunda ikisi de “kendi yorumlarını” yazdı.
İkisinin de ortak fikri şu:
“CAS UEFA’ya diyor ki;
Bu dosya, bugüne kadar karşılaştığımız en organize, en geniş şike dosyası. 1 maç şike yapana 8 yıl vermişliğin varken, 8 maçta şike faaliyetinden şüphe edilmeyen bu adamlara neden bu kadar az ceza verdin?’
E elin ağzı torba değil ki büzesin!
Orta yerde Ali Koç’un Güney Kıbrıs’ta Platini ile görüştüğü söylentileri de var.
İnsan haliyle; “Neden Güney Kıbrıs’ta görüşüyorlar?” diye düşünüyor.
Dahası;
“Platini gibi UEFA’nın başındaki bir isim, Fenerbahçe’nin ağır toplarından biriyle neden gizlice görüşür” diyor!
 
Dolu dolu 3 bitti¸4. senesi başladı.
Bir şike davası bu kadar uzun sürer mi?
Bir iş şikeyse “şikedir” dersin; değilse de, herkes işine bakar!
“Bu iş bu kadar sürer mi?” diye soruyoruz da…
İşi çözmesi gereken adamlar “şikecileri kurtarmaya, dava dosyasını kilitlemeye” oynarsa, 3 sene de sürer, 13 sene de!
Daha önce de yazdım; Recep Tayyip Erdoğan isimli T.C. Başbakanı, bu ülkeyi sadece kendisinin yönetmediğini  "lk kez" 3 Temmuz 2011 sabahı anladı! O günden beridir, seçim sandığında oylarına muhtaç olduğu… Ve dahası; (taraftarı olduğu) Fenerbahçe’yi sürekli "kurtarmak üzerine" kafa yordu.
Bu 1…
Sonra (tabi ki Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla) “Fener’i bu boktan kurtaracak” federasyonlar kurulmaya çalışıldı.
Mehmet Ali Aydınlar TFF’si o niyetle kurulmamıştı ama… O da “fanatik” Fenerli olduğu için kafası hep; “Nasıl olur da Fenerbahçe’yi ‘düşürmeden’ bu beladan kurtarırız” şeklinde çalıştı.
Baktılar ki; “Fenerbahçe’nin şikesini” Fenerli bir Başbakan’ın olduğu dönemde Fenerli bir TFF Başkanı ile çözmek ayıp olacak; işin içine bir Beşiktaşlı soktular!
Öyle bir Beşiktaşlı soktular ki; “Fenerli olan Mehmet Ali Aydınlar’dan bile daha ölümüne” şikecileri koruyacaktı!
Çünkü süreç boyunca herkes biliyordu ki; (o süreç sonunda) “şikeci” damgası yiyecek diğer bir takım da Beşiktaş olacaktı!  O Beşiktaş’ın başkanı da; “TFF’nin başına transfer edilen” Yıldırım Demirören’di… Yani ciğeri kediye emanet etmek gibi!
 
UEFA salak değil! UEFA’cılar salak değil!
Şayet “sahiden” şikeyle "sıfır toleransla" mücadele edecek bir UEFA olsa; Türkiye’deki federasyon oluşumlarına bakarak dahi;
“Arkadaş, sen benle dalga mı geçiyorsun? Kulübü şike yapan, şike dosyasında adı olan bir takımın başkanını, karşıma nasıl ‘sorun çözücüymüş gibi’ çıkartıyorsun!” derdi.
Dedi mi? Ne gezer!
Onlar da salağa yattı!
Çünkü; (bugün daha iyi anlıyoruz ki;) onlar da Fener’e hak ettiği cezayı vermeye değil; DAVA DOSYASINI KİLİTLEMEYE oynayacaktı!
 
O gece “kendi meslektaşlarımın” yapması gereken GAZETECİLİĞİ iki amatör adamdan, büyük bir keyif alarak izliyordum. Onlar yazıyordu… Ama mesleği “profesyonel gazetecilik” olan adamlar ise; kafalarını kuma gömmeyi tercih ediyordu!
Oysa haber; lamı-cimi yok; gerçek bir “bomba” haberdi!
Her ota-boka yapıyorlardı da; buna gerçek bir “bomba haber” önemi vermeyen gazeteci kendini satmıştır! Önce bunun bi adını koyalım...
Kimse kusura bakmasın; kimisi fanatik Fenerli olduğu için satmıştır, kimisi elinden bir şey gelmediği, çalıştığı yerde yetkisi olmadığı için satmıştır; kimisi de “büyük abileri” ona öyle talimat verdiği için satmıştır!
Ama düzen; “büyük balık” Fener’i korumaya, “küçük balık”  Trabzonspor’u yutmaya göre kurgulanmıştı.
 
Sonuçta hukukçu değildik. Olaya daha çok “düz mantıkla”, “bundan önceki yaşanmışlara göre” bakıyorduk.
Mesela Juventus’la Fener’i kantara koysak; “Fener daha büyük” diyen çıkar mı?
Ama “O Juventus bile” (!)  şike yaptığı için 1 hafta içinde düşürüldüyse, Fenerbahçe de düşer!
Düşmeli!
Çünkü; “Aynı suçun cezası, ‘sana başka, bana başka’ olmaz!” diyorduk.
 
O gece; o iki adamı an be an takip ettim.
Hatta yoruldukları için, işi 2. güne de sarkıttılar!
 
İkisinin de önceleri yaptığı (Fenerbahçe’nin gizlediği;) ama bir şekilde ellerine geçen CAS GEREKÇELİ KARARLARINI “aynen” tercüme etmekti.
Sonunda ikisi de kendi penceresinden “kendi yorumlarını” yazmaya başladılar. Ama o anda gördüm ki; UEFA işi çözmeye, sonuca bağlamaya çalışan taraf değil!
Tam aksi; bizim Başbakan gibi, bizim Başbakan eliyle kurulan TFF ve onun kurulları gibi Fenerbahçe’yi bu işten “en hafif hasarla” kurtarmaya uğraşıyor!
Doğal olarak aklına Ali Koç- Platini Güney Kıbrıs buluşması geliyor; Aziz Yıldırım’ın Şenes Erzik’e (ne alakası varsa) “İstifa et” demesi geliyor, gene Aziz Yıldırım’ın “UEFA çatırdayacak!” sözleri geliyor.
Yani doğal olarak; aklına UEFA Başkanı Platini ve (Fenerbahçe kongre üyesi) UEFA’nın 2 numaralı adamı Şenes Erzik geliyor.
Tablo karşına şu şekilde çıkıyor:
CAS denen; (UEFA’ya bağlı;) ama UEFA’nın üstünde bir kurum var…
O diyor ki:
“Bu iş, bugüne kadar önümüze gelen en kapsamlı, en organize şike davası! En az 8 maçta şüphe duyulamayacak şike faaliyeti var!”
Şeytan bir tek benim aklıma girmiyor ya!
CAS; küçük kardeşi UEFA’ya can alıcı soruyu çakıyor:
“1 maç şikeye bile 8 yıl ceza verdiğin ortada iken… 4’ü garanti, (zorlarsan) 8 maça çıkarabileceğin bu organize şike hareketine neden bu kadar az ceza verdin?”
 
Belli ki müthiş bir satranç oynanıyor!
Türkiye’de 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nden “ölüyü diriltircesine” Aziz Yıldırım’a “yeniden yargılama” kararı çıkartılıyor… Akabinde “kontra hamle” İsviçre’den geliyor!
Bu karşı hamle UEFA’dan mı, CAS’tan mı bilmem…
Ama görülen o ki; UEFA ile CAS arasında da uzun zamandır süren bir “bilek güreşi” var!
Fenerbahçe’nin (en az 2 aydır kamuoyundan sakladığı) CAS Gerekçeli Kararları’nın “kim tarafından” (!) dışarıya sızdırıldığı elbette ki çok önemlidir!
“Kötü yapmıştır” demiyorum. Tam aksi; şikecilerin cezalandırılmasını, futbolun pisliklerden kurtulmasını isteyen her insan, bu bomba etkisi olan kararları Trabzonspor kanadına sızdıran elleri öper, öpmeli!
Çünkü 3-5 ay geriye dönüyorsun; Fenerbahçe diye şikeden yargılanan bir takım, günün birinde “inanılmaz bir panikle” basın toplantısı yapıyor:
“Şampiyonluk bize verilmezse ligden çekiliriz” konulu bir tiyatro oynuyor!
Sonra bir bakıyorsun;
Türk futbol tarihinde ilk kez bir takım daha Nisan ayında şampiyon yapılıyor!
Sebebi gene bilinmez; Aziz Yıldırım ve Mahmut Uslu isimli iki Fenerbahçe yöneticisi Türkiye’de genelde kimsenin umursamadığı basketbol ve voleybol salonlarını bile “terörize” etmekte!
Sadece salonlardan verdikleri fotoğraflara baktığımızda bile görüyorduk ki; Fenerbahçeli yöneticiler (anlaşılmaz) bir gerginlik içinde!
“Sanki sadece onların bildikleri” büyük bir bomba var!
Borsa işlerinden anlamam… Beşiktaş kendi internet sitesinde UEFA tarafından kendisine ulaştırılan CAS Gerekçeli Kararları’nın her sayfasını tüm kamuoyuna açmış; ama Fenerbahçe’ninki ısrarla gizlenmiş! O aralarda, Fenerbahçeliye sürekli “umutlu haberler” pompalanmış;
Ve belki de “borsada manüplasyon” yapılmış!
Neyse ne?
Ama düz mantık şunu der!
“Eli sağlam” olan bir kulüp; “çiğ de yemedim” diyorsa, bugün birdenbire ortaya çıkan (ya da bilerek sızdırılan) o kararlardan korkmaz arkadaş!
Ama korkuyor!
Çünkü CAS “en ağır cezayı” kesmiş!
Demiş ki;
“Bu önümüze gelen dosya, bugüne kadar gördüğümüz en kapsamlı şike dosyası!”
Anlayabiliyor musunuz?
En kapsamlı…
En organize şike dosyası!
O zaman ne olmalı?
Daha önce şike yapanların başına ne geldiyse o!
Ama gelmiyor!
 
Platini; (şikeden küme düşen) Juventus’un eski futbolcusu!
Düşünün; eski Galatasaraylı Hagi UEFA Başkanı!
Galatasaray'ın Hagi'ye nazı geçmez mi?
Sizce bu "çok ağır" dosyaya rağmen Fenerbahçe düşmez mi?
Düşmemeli mi?
Şayet Fenerbahçe bu dosyaya rağmen düşmezse; İtalyanlar:
“Hayırdır Platini biraderim! UEFA’nın kuralları bir tek bana mı işliyor? Bu Türkleri neden düşürmüyorsun?” demeyecek mi?
Aynı Juventus; UEFA’nın 2 numaralı adamının “Fenerbahçe kongre üyesi bir Türk olduğundan” dem vurmayacak mı?
Ortalığı yangın yerine çevirmeyecek mi?
Fenerbahçe (Juventus gibi) düşürülmüyorsa “birileri tarafından korunup kollandığını” dillendirmeyecek mi?
 
Madem yazıya 2 twitter kullanıcısından bahsederek girdik; gene onlarla devam edelim. Çünkü onlar bu yazıda bahsedilmeyi hak ediyorlar! Neden? Çünkü o gece onların yaptıklarını aslında profesyonel gazeteciler yapmalı… Ama yapmıyorlar! Yapmadıkları gibi, “Fener amigosu gibi” çalışıyorlar!
Düşünün; CAS’tan kulübe “gerekçeli kararlar” geliyor, (hatta bulmak isteyen buluyor, Tahir Kum’un Sporx’i aşağı yukarı 2 ay evvelden buna yakınını yayınlıyor) ama buna rağmen çok iyi paralar kazanan ulusal medyanın FENERBAHÇE MUHABİRLERİ VE YAZARLARI bu topa hiç girmiyor!
Medyanın ne hale geldiğini görmek için; (son 3 sene içinde) Milliyet Gazetesi’nden Ercan Güven’in “ne hallere” geldiğine bakın; yeter!
3 sene önce Ercan Güven ciddi, oturaklı, barış yanlısı, sadece spordan ve sporcudan yana bi adam sanılırdı. Ama şimdi iyice zıvanadan çıkmış vaziyette!
Görülen o ki; yazdığı yazıların tek bir amacı var. Yeter ki Fener bu işten “düşmeden” kurtulsun!
Yıldırım Demirören’in gazetesinde çalıştığı için aklımıza başka şeyler de geliyor ama; gene de “kondurmak” istemiyoruz!
Neyse; bizim ulusal medyamız “tarafını” zaten Fener’den yana seçmiş!
O yüzden onları kendi vicdanlarıyla baş başa bırakarak, o gece CAS Gerekçeli Kararları’nı büyük bir coşkuyla tercüme eden ve tüm Türkiye’nin haberdar olmasını sağlayan o iki adamın “bundan sonra neler olacağı” hakkındaki fikirlerini dinleyelim.
İyi okuyun… İyi okuyun ki; 3 yıldır sergilenen tiyatrolar bir “hukuk adamı”nı ne hale getirmiş?
O tiyatrolar; bu süreçte; “bir Trabzonspor gönüllüsünün” nasıl hala hukuka saygılı kaldığını, ne bekliyorsa ‘gene hukuktan’ bekler hale getirmiş; görün!
 
Önce hukuk adamı Mert Yaşar’ın fikirleri:
“Hukuktan değil; ‘olacaklardan’ (!) bahsediyorum. Elbette şikeye karışan tüm yönetici ve kulüplerin ceza almasını isterim. Küme düşme olmaz! Yöneticilere ömür boyu men gelir. (Fener’in son hamlesi yüzünden) Trabzonspor ceza almaz. İsviçre Federal Mahkemesi, CAS kararını onar! UEFA; sadece TFF’ye yaptırım uygulayabilir! Bu da yasal açıdan şüpheli… TFF; kanunda olmayan bir yetkiye dayanarak ‘yeniden yargılama’ yapamaz! (CAS Gerekçeli Kararına göre) UEFA yerel ligdeki şikeyi yargılayabilir ama; ince çizgiye dikkat etmek lazım. CAS, “Avrupa Kupalarına katılacak takıma ceza verebilir” dedi. Ulusal lige yönelik ceza verme yetkisi yeni düzenleme. Yorum farkı olabilir. CAS’ın ‘oy çokluğuyla’ benimsediği yorum genelleştirilirse, UEFA yerel lige yönelik ceza verebilir. Ancak; artık bu, ‘1 suça 2 ceza’ olur. UEFA ikinci kez ceza veremez! TFF’den ceza vermesini isteyebilir. Ancak mevzuat; TFF’nin ‘yeniden yargılama’ yapmasını engelliyor. TFF’nin ‘yeniden yargılama’ yapması için ‘yeni onay’ alması gerek. UEFA ve CAS kararları yeni durum değil. Olaylar farklı yorumlandı. ŞİKE TANIMIN DEĞİŞTİREN TFF’DEN, 1 MAÇA 8 YIL VERİP 4 MAÇA 2 YIL CEZA VEREN UEFA’DAN HERŞEY BEKLENİR! 17 TEMMUZ İÇİN KESİN KONUŞMAK ZOR!”
 
Şimdi sırada hukukçu olmayan, iyi derecede yabancı dili olan… Ve yazdıklarına bakarak, (hukukçulardan destek aldığını tahmin ettiğim) Ender Kuyumcu’nun CAS Gerekçeli Kararları’nın “sızmasından ve tercüme edilmesinden sonraki” yorumları:
“Arkadaşlar; CAS kararlarını tamamlamış olduk. Fenerbahçe’nin ‘lehimize’ dediği yerleri de tercüme ettim ki; akıllarda soru kalmasın. Konuyla ilgili genel değerlendirmelerimi maddeler halinde daha sonra sizlerle paylaşacağım ama şu bir gerçek ki; Fenerbahçe’nin ŞİKESİ ONANMIŞTIR!
CAS’ın 137 sayfa, 587 maddeden oluşan gerekçeli kararında Fenerbahçe lehine “1 tane bile” karar yok ama Fenerbahçeliler yalanlarına devam ediyor.
TFF, UEFA Disiplin Talimatları ve geçmiş uygulamalar ışığında, (UEFA ve CAS kararları uyarınca); UEFA 17 Temmuz’da TFF’ye “DÜŞÜR” demek zorunda!”
(Not: İkisi de aynı CAS gerekçeli kararlarını tercüme ediyordu ama… İş yorum kısmına
geldiğinde “birbirinin tam zıddı” yorumlar; haliyle, ikisini birden takip edenlerin kafasını karıştırmıştı. Bu durum kendisine sorulunca…)
“Sayın Mert Yaşar kendi görüşlerini yazıyor arkadaşlar. Onun görüşleriyle ilgili soruları lütfen kendisine sorun. Ben TFF’nin ‘yeniden yargılama’ şartının oluştuğunu ve Fenerbahçe’yi düşürmesi gerektiğini düşünüyorum. Sayın Mert Yaşar konuya hakim ve iyi niyetli yorum yapan bir hukukçudur. Görüşlerimizin farklı olması yorum farkıdır, saygı duyulmalı. (TFF; statüsü gereği,) UEFA ve CAS’ın şike kararı, yeniden yargılama sebebidir. TFF’nin yeniden yargılama yapması ‘yeni delil’ olması durumunda olur ama… Bir davada TFF’nin üst kurumları farklı bir karar alırsa, TFF yeniden yargılama yapmak zorundadır. Bu durum TFF’nin statülerinde belirlenmiştir. UEFA Fenerbahçe’yi doğrudan düşürmez ama… TFF’ye “Kanunu uygula” der. UYGULAMAZSA TFF’Yİ MEN EDER!”
 
Gelelim sonuca…
17 Temmuz’a şunun şurasında ne kaldı?
Sanırım her şey; UEFA’nın (tarihinde ilk kez) bir kulübün başvurusu üzerine TFF’ye disiplin soruşturması açmasıyla başladı. O gün bu gündür; herkes sabırsızlıkla 17 Temmuz’u bekliyor.
Puzzle’ın parçalarını birbirine eklediğimizde; (özellikle hukukçu Mert Yaşar’ın yorumlarına bakınca) öyle çok umutlanmaya gerek olmadığını anlıyorsunuz!
Neden?
Çünkü zaten UEFA ve TFF bu işi “kilitlemeye oynamış gibi” algı oluşuyor!
Ortada bir şike kararı var ama…
Her zaman olduğu gibi ŞİKECİLER DÜŞMÜYOR! DÜŞÜRÜLMÜYOR!
Evet; aynı UEFA Fenerbahçe’yi 3 senedir Avrupa Kupalarına almayıp “zulüm uygularmış gibi” yapıyor ama…
Büyük abi CAS;
“Hayrola biraderim! Bu kadar şike yapan adamlar düşer! Bunları koruma, düşür!” diyor.
Bunu ne zaman diyor?
Biz burada kendi ligimizin, kendi tiyatrolarımızın peşinde savrulurken; (belli ki) CAS ve UEFA kendi arasında bunun kavgasını veriyor.
Ve yine puzzle’ın parçalarını birbirine ekleyince birden kafamıza dank ediyor!
Zamanın birinde TFF Başkanı Yıldırım Demirören’in Aziz Yıldırım’la “gizlice” buluştuğu; ona “çok önemli yeni bir gelişmeyi” aktardığı bilgisi yayılıyor.
O görüşmeden sonra, Fenerbahçeli yöneticiler “inanılmaz bir başkalaşım içine” giriyor!
Sivas’ta verilmeyen bir penaltı; (sanki dünya spor tarihinde ilk kez verilmeyen penaltıymış gibi… Ve sanki Fenerbahçe en yakın rakibinden hala 4 puan önde değilmiş gibi) “kıyamet” kopartılıyor:
“Bu sene biz şampiyon yapılmazsak, takımı ligden çekeriz!”
Düşünebiliyor musunuz; “takımı ligden çekmekle” tehdit ediyorlar!
Neden? Penaltıları verilmemiş!
O yüzden; bunu bi kalem geçecekler!
O buluşmada; “CAS ve UEFA arasındaki bu kavganın” bilgisi verildi Aziz Yıldırım’a!
Dendi ki;
“CAS Fenerbahçe’nin düşürülmesi gerektiğini istiyor. Aksi takdirde UEFA BİR DAHA KİMSEYİ ŞİKEDEN DÜŞÜREMEZ!”
Nasıl düşürsün?
UEFA’nın büyük abisi “Gördüğümüz en büyük şike organizasyonu” demişken… Bu lafı, bu tespiti, artık gizlenemez bir şekilde ortalığa saçılmışken, bundan sonra “hiçbir şike yapana” ceza veremezsin!
Nasıl vereceksin?
“4” diyen var; “8” diyen var, “12 maçta şike teşebbüsü” diyen var. Başka birine şikeden ceza vermek için “en az 13 maçta” şikeye teşebbüs etmesini mi bekleyeceksin?
Peki ya bugüne kadar şikeden düşenler!
Onlara ne diyeceksin?
Onlar; “Beni düşürdün de, Fenerbahçe’yi neden düşürmedin?” derse ne cevap vereceksin?
İşte o dilden dile dolaşan Yıldırım Demirören-Aziz Yıldırım gizli görüşmesi “milat”tır!
O gün; Demirören’in Aziz Yıldırım’a verdiği önemli bilgi, bugünlere gelinmesini sağlayan en önemli işaret fişeğidir.
Diyorum ki;
Aziz Yıldırım; TFF Başkanı’ndan, “Düşürmek zorunda kalacağız” bilgisini aldı; bu aynen yöneticinin hem ruh haline, hem de o günden bu yana “taktik stratejisine” yansıdı!
28 Şubat’taki “Ligden çekiliriz” tiyatrosunu oynayan Fenerbahçeli yöneticilerin yüzüne “defalarca” bakın...
O yüzler, “24 saat önce bir penaltısı verilmedi diye” feryat eden yönetici yüzü değil!
O tiyatro basın toplantısında; “birilerine” başka türlü mesajlar verildi!
Tablo ortadaydı.
Galatasaray “ikide iki” yapmıştı ve Fener’in gene en yakın rakibiydi.
Şayet Fener ol(a)mazsa “üçte üç” olurdu. Hele bir de ligden düşme gelirse; artık Galatasaray “beşte beş” mi olurdu, “onda on” mu; artık Allah kerimdi!
 
Şöyle bir geriye dönün…
Aziz Yıldırım’ın sadece salonlarda verdiği fotoğraflara bakın!
Sanırsınız ki kıyamet kopuyor!
Yetmedi mi;
Aziz Yıldırım’ın kendi stadında, şampiyonluk gecesinde kendi taraftarlarına “Paralı köpekler” diyen hallerine bakın!
Bu “dışa yansımalar” boşuna değil…
Ve iki sebebi var:
1-      Ya kasten yapılıyor. Ortam “bilerek” geriliyor…
2-      Ya da “istemsiz” yapılıyor. Fenerbahçeli yöneticinin “yaklaşan cisim” eşliğinde içindeki “ruhsal sıkıntısı” aynen dışarıya yansıyor!
 
Şimdi kafanızda bu “şike sorunsalı”nın tarafları netleşti mi?
Bendeki taraflar şu şekilde:
Şikeden yargılanan Fenerbahçe tarafı …
Recep Tayyip Erdoğan Fenerbahçe'den yana!
Fenerbahçeli Başbakan, kendi döneminde Fenerbahçe’nin 3. lige kadar düşürülmesi ayıbını taşıyamaz. Fenerlinin oyu ona gerekli. Yine aynı gerekçeyle, CHP ve MHP gibi muhalefet partileri de Fenerbahçe’den yana!
Fenerli Başbakan “Fener’den yana” oynuyor ama… Sanki öte yandan da; “Sesini kes! Kupayı ve şampiyonluğu unut!” dercesine Trabzon’da yeni bir stat inşasına başlanıyor!
TFF Fenerbahçe’den yana…
Özellikle Yıldırım Demirören ve arkadaşlarının “Fenerbahçe’yi düşmekten kurtarmak üzere” göreve geldiklerini artık ‘sağır sultan bile’ biliyor. Keza eski TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’ın geçmişte yaptığı “itirafları da” bunu ortaya çok net koyuyor!
Türkiye’nin ulusal medyası da Fenerbahçe’den yana!
Bu iş başladığında şikeyle hiç alakası olmayan Fenerbahçe medyası “meslek ilkelerinden” o kadar uzaklaştı ki; bu iş bittiği zaman kendi kendini tasfiye edecek bir çok gazeteci olacak! Çünkü onlar “gazeteci” olmaktan ziyade “amigo” olmayı tercih etti! Ama; (güya) tarafsız olması gereken bir mesleği icra edenlerden biri (İslam Çupi) Fenerbahçe taraftarının “Atatürk gibi” saydığı biri oluyorsa, o meslekten “tarafsızlık” beklemek hikaye! Kim bilir; belki Ercan Güven de “fırsat bu fırsat” diyerek, Fenerbahçelinin “ikinci İslam abisi olmaya” oynuyor!
Gelelim en can alıcı soruya!
Sizce UEFA bu işte kimden yana?
Öyle ya, 3 yıldır Fenerbahçe’ye kan kusturuyorlar ya!
Ama sıkı durun… UEFA da Fener’den yana!
Nasıl olmasın? Şike yapanın cezası belli… Evet; bi yandan “şikeye sıfır tolerans” diyor, "şikeye ve şikeciye çok karşıymış gibi" duruyor ama…
Fener’e uyguluyor mu?
Süreç içinde defalarca geldiler. “O kanunu değiştir, şunu şöyle yap, bunu böyle yap” dediler.
Bugün gelinen noktada görüyoruz ki; (hukukçu Mert Yaşar’ın dediği gibi) ne UEFA ne TFF hamle yapacak durumda değil.
İkisi de; “Oynayacağım ama yerim dar” diyen yeni gelin gibi!
İkisi de "Şu şikecileri çok pis yapacağım ama... Ah yönetmelikler elimi bağlamasa!" modunda...
 
Öbür takımda kim var; “garibim” Trabzonspor’un saflarında?
(Mert Yaşar gibi, Ender Kuyumcu gibi) gazeteci olmasalar da “farkında olmadan” gazetecilik yapanlar; adalet peşinde koşan insanlar.
Trabzonspor taraftarları var doğal olarak…
“Bu ateş üfleyerek sönmez” diyerek “gerekenin yapılmasını” isteyen Galatasaraylılar da bu işin içinde Trabzonspor’dan yana!
Ve CAS…
Trabzonspor’un en önemli yandaşı şu anda CAS…
Trabzonspor’un sığınacağı (FİFA’dan önceki) son ve yegane liman!
 
Herkes hamlesini “en öldürücü şekilde” yapmaya başladı.
Trabzonspor’un “koyu” AKP sempatizanı, Recep Tayyip Erdoğan hayranı başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu Türk futbolunun içine siyasetin girdiğini söyleyerek UEFA’ya şikayetini bu paralelde yapıyor.
Çünkü UEFA’nın en nefret ettiği şeylerden biri siyasetin spora müdahil olması!
Fenerbahçe de;
“Madem ben gidiyorum… Giderken seni de yanımda götüreceğim” dercesine, Trabzonspor’un da Sivasspor’a teşvik primi teklif ettiğini iddia ediyor.
Şahitleri de Sivassporlu Mehmet Yıldız ve başkan Mecnun Odyakmaz!
 
Olan biten her şeyi bir kenara bırakın.
Olaya “basit” yaklaşın.
Görülmesi gereken gerçek şudur:
Şike var mıdır; vardır!
Hem de öyle bir vardır ki; CAS’ın ifadesiyle, “tarihin en büyük şikesi!”
Peki cezası kesilmiş midir?
Kısmen evet! Ama vicdanlarda hala yeterli bulunmuyor!
Peki ne olmalı? Ne olursa bu dava kapanır?
Bundan önceki şikecilere ne olduysa; o olmalı!
Onlara ne olmuş?
Küme düşmüşler!
Fenerbahçe’ye ne olmalı?
Elbette küme düşmeli!
Hele ki “tarihin en büyük şikesi” olarak kayıtlara geçtiyse, sadece tek lig düşürülmesi de yetmez!
 
Şimdiden gördüğüm bir gerçek var.
Fenerbahçe’nin şikesini;
Önce; “Fenerbahçeli olduğu herkes tarafından bilinen bir TFF başkanı ile” çözmeye kalktılar…
Haliyle olmadı!
Şimdi; Fenerbahçe’nin şikesini…
“Ülke içinde” Fenerbahçeli bir Başbakan…
“UEFA içinde de” Fenerbahçe Kongre üyesi olan UEFA’nın 2 numarası Şenes Erzik ile çözmeye çalışıyorlar!
Bu kulüp etiketleri üzerinde olduğu sürece o kişilerin adalet sağlaması zaten imkansızdı!
Görüldüğü üzere; adalet sağlanamıyor!
Şike var mı; var!
Ama bilet kesilemiyor, bedeli ödetilemiyor!
Nasıl demişti bir basın toplantısında Aziz Yıldırım:
“UEFA çatırdayacak!”
Bu söz; Aziz Yıldırım’ın tüm süreç boyunca sarf ettiği “en doğru” laf olur;
UEFA bu işi çözemez ve çatırdar!
Göreceksiniz; hem Platini hem de Şenes Erzik bu işin altında kalır!
Çünkü adalet sağlamaya değil…
Şike yapanları kurtarmaya oynuyorlar!
 
Şayet 17 Temmuz’da Fenerbahçe CAS’ın öngörüsü üzerine küme düşürülmezse;
BUNDAN SONRA UEFA’NIN “ŞİKE YAPTIĞI İÇİN BİR TAKIMI KÜME DÜŞÜREBİLMESİ” TARİH OLUR!
BUNDAN SONRA ŞİKE YAPMAK KÜME DÜŞMEYİ GEREKTİRECEK SUÇ OLMAKTAN ÇIKAR!
 
Umarım UEFA’cılar şikecileri kurtarırlarsa ortaya çıkacak “garabet”in farkındadırlar!
Düşünün; adam mahkemeyi kazanmış.
Haklı olarak “karşılığını” istiyor.
UEFA diyor ki;
“Haklısın ama… Alacağın yok!”
Olur mu?
Türkiye’de olsa olur da…
Avrupa’da olmaz!
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Usta: 'Türk Futbolunda Yeni Bir Dönem Başlıyor'09 Aralık 2015 Çarşamba 10:20
  • Erman Toroğlu: ''Bu Trabzonspor Hesap Bozar''23 Ağustos 2015 Pazar 03:29
  • Çalımbay İmzayı Attı16 Haziran 2015 Salı 12:13
  • Galatasaray’a Mı Gidiyor?16 Haziran 2015 Salı 12:13
  • Şampiyon Yurda Döndü16 Haziran 2015 Salı 12:13
  • Akhisar Belediyespor Artık Ona Emanet16 Haziran 2015 Salı 12:13
  • Demirören’den Fatih Terim’e Yöneticilik Teklifi16 Haziran 2015 Salı 12:13
  • Milliler İtalya’yı Yenerek Turu Garantiledi16 Haziran 2015 Salı 12:13
  • Timsah, Milan’lı Oyuncuya Kancayı Taktı16 Haziran 2015 Salı 12:08
  • İngiliz Ve İtalyan Devleri Semih’in Peşinde16 Haziran 2015 Salı 12:08
  • Tayfa Haber - ÖZEL-
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tayfa Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0538 363 9461 | Haber Yazılımı: CM Bilişim