• BIST 102.754
  • Altın 148,113
  • Dolar 3,5395
  • Euro 4,1725
  • Trabzon 24 °C
  • Giresun 24 °C
  • Ordu 24 °C
  • Rize 25 °C
  • Gümüşhane 27 °C
  • Samsun 24 °C
  • Bayburt 24 °C
  • Artvin 29 °C

Çözüm Sürecinin Başlamasının Üzerinden Tam 1 Yıl Geçti

Çözüm Sürecinin Başlamasının Üzerinden Tam 1 Yıl Geçti
Devletin 1 yıldır çözüm sürecini ruhuna uygun bir şekilde sürdürmeye çalıştığı belirtildi.
Çözüm Sürecinin Başlamasının Üzerinden Tam 1 Yıl Geçti Çözüm Sürecinin Başlamasının Üzerinden Tam 1 Yıl Geçti

Devletin 1 yıldır çözüm sürecini ruhuna uygun bir şekilde sürdürmeye çalıştığı belirtildi.

Akil İnsanlar Heyeti Karadeniz Bölge Başkanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Şevki Hakyemez, son dönemde Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde asker kaçırma, yol kesme ve benzeri olayların arttığına işaret ederek bunları gerçekleştirenlerin terör örgütünün içinde çözüm sürecini istemeyen, kandan nemalanan grupların işi olduğunu söyledi.

Türkiye’nin yedi bölgesinde oluşturulan Akil İnsanlar Heyeti'nin geçen yılın Nisan ayında başlayıp aynı yılın Mayıs ayında sonlandırdıkları görevle ilgili raporları başbakanlığa sunduklarını belirten Hakyemez, “Çözüm süreci dediğimiz gelişme bağlamında, Akil insanlar Heyeti bir yıl önce gündeme gelmişti. Heyet, geçen yıl tam da bu zamanlarda çalışmalarını sonlandırmıştı. Konu şuydu, Türkiye’de 30 yıla aşkın bir süredir bütün çıplaklığıyla birlikte kendisini hissettiren bir terör sorunu vardı. Ciddi bir şekilde bedeller ödenmişti. Maalesef insanlar terör nedeniyle büyük kayıplar vermiş, canlarını kaybetmişlerdi. Devlet olarak millet olarak çok büyük sıkıntılar çekildi. Bu sorunun çözülmesi gerekiyordu. Bu sorunun çözüm noktasında çok değişik öneriler gündeme getirildi ancak bu öneriler çok fazla polisiye tedbirlerin ötesine geçmedi. Ama sorunun çözülmesi gerekiyordu. Bu sorunu çözecek olan yine insanlardı, yine yöneticilerdi. Bununla ilgili başka bir adım daha atıldı. Bu adım atılırken hükümet bir risk aldı. Bu riskin neticesinde de çözüm süreci olarak adlandırılan süreçte aldığı riskin desteklenmesi gerekip gerekmediğini değerlendirdi. Bu değerlendirme neticesinde de bu süreci destekleyen kişilerden oluşan bir akil insanlar heyeti olarak bir heyet oluşturdu. İsim olarak belki farklı isim kullanılsaydı belki doğru olabilirdi" dedi.

Bu süreçte kendisinin Akil İnsanlar Heyeti'nin Karadeniz sorumlusu olduğunu kaydeden Hakyemez, "Bu heyet kendi görevli olduğu bölgelerde çözüm süreciyle ilgili kendi düşüncelerini halka anlatmayı talep etti. Ancak daha da önemlisi şuydu; bu bölgede çözüm sürecini halkın bakış açısının nasıl olduğu bizim not etmemizi, rapor etmemizi istediler. Halkın çözüm süreciyle ilgili geri getirmek istediği temel endişeleri bizden istediler. Biz de bununla ilgili olarak bölgede faaliyetlerde bulunduk. 2013’ün Nisan ayında başlamıştık aynı yılın Mayıs ayında sonunda da faaliyetlerimizi sonlandırdık. Yani çalışmaların sonlanmasının üzerinden 1 yıl geçti. Hazırlanan raporları da teslim ettik. Yedi bölgeden raporlar başbakanlığa sunuldu. Sayın başbakan, başbakan yardımcıları, ilgili bakanlar, MİT Müsteşarı faaliyetlerimizin müzakere edildiği toplantıda bizleri de dikkatli bir şekilde dinlediler. Raporları kendilerine teslim ettik. Bu raporlardan hareketle kendi yol haritalarında gerekli dikkatleri yapma durumunda kaldılar. Yol haritalarında bu raporları göz önünde bulundurarak devam ettirdiler ve bugüne kadar da çok şükür bu süreç devam etti” diye konuştu.

"TERÖRÜN SONLANDIRILMASI AMACINI TAŞIYAN SÜREÇ SÜRÜYOR, BUNU SABOTE ETMEK İSTEYENLER VAR"

Terörün sonlandırılması amacını taşıyan sürecin halen sürdüğünü kaydeden Hakyemez, “Terörün sonlandırılması amacını taşıyan bu süreç devam ediyor. Bu süreci sabote etmek isteyen terör örgütü, başka değişik yerlerden değişik fraksiyonlar var. Bu çözüm süreci bağlamında bizim gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerde de kendisini gösteriyordu. Ancak şunu gözlemledik ki çok büyük bir kesim esasında çözüm sürecini destekliyor. Hazmı kolay olan bir mesele değil bu. Çünkü 30 bin can kaybı var. Bu 30 bin can kaybı söz konusu olduğunda bunun temel bir sebebi de terör söz konusu olunca insanlar burada bazen çok sağduyulu düşünemeyebilir. Özellikle bedel ödeyenler sağ duyulu düşünemeyebilirler. Burada bu konunun biraz önemini çözüm sürecinin gerekliliğini anlattık. Aynı zamanda insanların bu sorunun başka nasıl çözüleceği noktasındaki sorulara da cevap vermesi gerektiğini söyledik. Bence Cumhuriyet tarihinde önemli bir aşamaydı bu. Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği açısında, hem birlikte geleceğimizi dizayn etme açısından da bu adım atılması gerekiyordu. Çok şükür bugüne kadar da terör nedeniyle can kaybı yaşanmadı. Bu en önemli kazancımızdır. Bundan sonraki süreçte de yaşanmaması aslında Türkiye’nin en önemli kazancı olacak. Çünkü ne kadar can kaybı yaşanmadan günlerimizin sayısını artırabilirsek o kadar fazla barışa yaklaşırız. Çünkü insanlar barış içerisinde yaşadıkça terörün ne derece tehlikeli olduğunu ve bundan ne kadar uzak durulması gerektiğini idrak edebilirler. Doğu’da Güneydoğu’da tüm çıplaklığıyla birlikte 30 yıla aşkın bir süre boyunca yaşanan bir terör var. Orada doğup 30 sene boyunca o atmosfer altında yaşayan insanları düşünün. Onların çok ciddi şekilde psikolojik açıdan tahripkar bir yapıyla birlikte hayatlarını idame ettirdiklerini düşünün. Orada yaşam kalitesinden bahsetmek zordur. Bu nedenle sadece çatışmasız geçen bir yıllık sürede bile terör faaliyetlerinin olmadığı bir yıllık süre bile çok önemli bir kazançtır diyebiliriz” şeklinde konuştu.

Devamı Sayfa 2'de

Haberin Devamı  1 2 3  
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tayfa Haber - ÖZEL-
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tayfa Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0538 363 9461 | Haber Yazılımı: CM Bilişim