• BIST 97.726
  • Altın 145,637
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Trabzon 17 °C
  • Giresun 17 °C
  • Ordu 17 °C
  • Rize 18 °C
  • Gümüşhane 20 °C
  • Samsun 19 °C
  • Bayburt 21 °C
  • Artvin 17 °C

ÇEL(İŞ)Kİ!

Ahmet Ali Ayaydın

Genel olarak;''şu doğru, bu yanlış, öyle değil böyle yap'' gibi yönlendirmelerle yetişen fidanlar olarak kendi kararlarımızın ol(a)maması, ikilemde kalmamız gayet normal.

Sorun bu yönlendirmelerde değil aslında tam olarak.
Zira bir babanın yada aile bireyinin tehlike anında ki uyarıları samimi ve hayat kurtarıcı da olabilir pekala.

Sorun sanırım şu ki; uyarılma ve yönlendirilme kapısı şuur altında, ayırt etme, tartma, sorgulama yetisinden oluşan süzgeç den bağımsız olarak açık olan bünyelerde kullanılma, yanlışa yönlendirilme kaçınılmaz sonuç oluyor.

Hele de bizim gibi, bilgi ve birikimi öngörülerinin çok, çok gerisinde olan toplumlar için.
Bir bakıyorsunuz, abuk, subuk tipler, davranış bozukluğu içinde çırpınan bünyeler.

Doğru ve yanlış kavramları kişiye göre değişen, tepkileri, senden veya benden olarak ayrışan, dahası çelişkiler yumağına dönüşmüş insanlar.

Önce toplumu oluşturuyorlar, daha sonra oluşturdukları bu hastalıklı bünye içerisinden ''Seçtikleri'' ile sistemi.

Değirmen oluyorlar, sen ise o değirmende öğütülen, ezilen buğday taneleri.
Öyle kurnazca kurgulanıyor ki düzen, çıkar ağıyla halkalar birbirlerine sıkı sıkıya yapıştırılıyor.
Memnun oluyor yada en hafifinden öyle gözüküyorsun.

     Bu veriler ışığında eğitimcilerin, bilim insanlarının ve akademisyenlerin önemi daha da artıyor toplumu aydınlatma adına. Da, ne yazık ki aynı hastalıklı bünye burada da karşımıza çıkıyor genel olarak.

Eylemlerin doğruluğu ve yanlışlığı, senden, benden ekseninde farklılıklar gösteriyor.
İşimize gelene göre konuşuyor yada susuyoruz.

Son günlerde bazı akademisyenlerin mevcut hükümet nezdinde Devlete karşı takındıkları tavır ve söylemler ilk bakışta barışçıl ve elit duruyor.

Lakin aynı tavrın sürekli hep Devlet güçleri terör olduğu kesin olan eyleme karşı atağa geçmişken yapılması düşündürücü.

Mesela neden benzeri bir açıklama, operasyon yapılan henüz daha çocuk yaşta ki eli silahlı kişiler için yapılmaz.
Bu görüntü kafalarında ki çağdaş, demokratik topluma uyan bir kare midir?

Yada ne bileyim çocuk gelinler için bülbül kesilen bu zevatın, çocuk yaşta dağa kaçırılan kızların terör ve seks malzemesi olmaları konusunda öttüklerini duydunuz mu hiç?

Biraz daha ileri gidelim, bölgede ki AŞİRET gerçeği ve terörü Devlet teröründen ne kadar aşağı kalır bir olgudur? Lütuf buyurun birazda bunlardan konuşun bir zahmet.
''Aşiretler bataklıktır, her türlü kaçakçılığın, sömürünün, cehaletin men bağıdır, kurutulması gerekir'' deyin. Çok zor değil mi? 

     Sonuçta oradan elde edilen kara paranın değmediği el yok!
Sahi siz hiç o bölgeden batıya tayin alan bir AKADEMİSYEN veya memurun;''hayır olamaz'' deyip memuriyetini yada AKADEMİK hayatını yaktığını gördünüz mü?

Oysa ben o bölgeye tayini çıktığında ağlayan, sinir krizleri ve korku nöbetleri geçiren; ''olmaz, olamaz'' diyen, memuriyetini ve AKADEMİK hayatını yakan İnsanlar gördüm.

Biliyor musunuz?
Pek çok söyleminiz de haklısınız, da samimi değilsiniz maalesef!

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tayfa Haber - ÖZEL-
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tayfa Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0538 363 9461 | Haber Yazılımı: CM Bilişim