• BIST 83.067
  • Altın 146,783
  • Dolar 3,7897
  • Euro 4,0443
  • Trabzon 6 °C
  • Giresun 5 °C
  • Ordu 5 °C
  • Rize 4 °C
  • Gümüşhane 1 °C
  • Samsun 4 °C
  • Bayburt -1 °C
  • Artvin 2 °C

Bir Çay Ocağı Nasıl Türkiye'nin Kabusu Oldu?

Bir Çay Ocağı Nasıl Türkiye'nin Kabusu Oldu?
Adıyaman'da örgütlenip Diyarbakır, Suruç ve Ankara'daki bombalamaları gerçekleştiren, IŞİD üyesi gençlerin çarpıcı hikayesi...
Bir Çay Ocağı Nasıl Türkiye'nin Kabusu Oldu? Bir Çay Ocağı Nasıl Türkiye'nin Kabusu Oldu?

Türkiye'yi kana bulayan canlı bombalar kim? Nerede yetiştiler? Kimle hareket etti? Kiminle, nasıl evlendiler? Her olayın arkasında neden bir çay ocağı duruyor? Adıyaman'da örgütlenip Diyarbakır, Suruç ve Ankara'daki bombalamaları gerçekleştiren, IŞİD üyesi gençlerin çarpıcı hikayesini Radikal'den İdris Emen yazdı.

İşte o yazı:

IŞİD'in Türkiye'deki tarihi çok eskilere gitmiyor ama faaliyetleri ısrarla göz ardı edildi. Bu yüzden ortada çok az bilgi var. Ortadoğu'yu yakından takip eden bir gazeteci olarak IŞİD'in Türkiye'de örgütlendiği, Gaziantep'ten Bingöl'e, İstanbul 'dan Adıyaman'a bütün şehirleri dolaştım. Bu şehirler içerisinde en dikkat çekicisi Adıyaman. Önce Diyarbakır, sonra Suruç ve en sonunda da Ankara 'da yapılan bombalı saldırılarının arka planını ve canlı bombaların nasıl insanları olduğunu anlamak için Adıyaman'ı da iyi anlamak gerek. Üç yıldır gidip geldiğim, IŞİD'in militan devşirdiği Adıyaman neden kilit pozisyonda, bir bakalım.

İLK KİLİT TARİH

IŞİD'in bölgedeki faaliyetlerine dair ilk kilit tarih 2013, yani sadece iki yıl öncesi. Bu tarihte Adıyaman'da İslam Çay Ocağı adı verilen bir mekanda örgüte adam devşirilmeye başlandı. İlk katılan isimler arasında ismi Ankara saldırısıyla gündeme gelen (ancak ikinci saldırgan olmadığı sonradan açıklandı) Ömer Deniz Dündar ile kardeşi Mahmut Gazi Dündar var.

Ayrıca, İslam Çay Ocağı'nın kurucusu ve örgütün Adıyaman'daki baş şüphelisi Yunus Emre Alagöz, Ankara saldırısında canlı bomba olarak karşımıza çıktı. Yunus Emre Alagöz'ün kardeşi Abdurrahman Alagöz ise Suruç katliamını gerçekleştiren kişiydi. Dahası var; 7 Haziran seçimleri öncesinde HDP'nin Diyarbakır mitingini kana bulayan Orhan Gönder'in yolu da İslam Çay Ocağından geçmişti.

"İSLAMİYET'İ ANLAMIYORSUNUZ"

Adıyaman'da o günlerde neler oluyordu? Ankara 'da barış mitingine yapılan canlı bomba saldırısının ardından ismi ikinci canlı bomba olarak gündeme gelen Ömer Deniz Dündar ile ikiz kardeşi Mahmut Gazi, 2013 yılı başında önce birdenbire sakal bırakıp kılık kıyafet değiştirdi, ardından kız kardeşlerinden kapanmalarını istediler. Yavaş yavaş değişim geçiren Dündar kardeşler kendileri gibi düşünen 'Reddi-Cuma' adında bir grupla bir araya gelip sık sık şiddet içeren videolar izlemeye başlamıştı.

Babaları Mehmet Dündar'la Suriye'deki iç savaşı tartışırken kimsenin orada olanları anlamadığını iddia ediyorlardı. "Anlamadığınız şeyler var, İslamiyet'i anlamıyorsunuz. Bu bir cihat ve herkes bu cihat uğruna savaşmalı'" diyorlardı.

Kısa bir süre sonra da (tam olarak 2 Eylül 2013'te), üniversiteye kayıt yaptırma bahanesiyle evden ayrıldılar. Dündar Kardeşler'den 10 gün boyunca haber alınamadı. Bu sürenin ardından evlerine gelen bir telefon, kardeşlerin ikisinin de Suriye'ye gittiğini haber veriyordu. Bu telefon görüşmesinde Ömer Deniz ve Mahmut Gazi Dündar, babalarından kendilerini merak etmemelerini istiyordu. Bu telkin işe yaramadı. Baba Mehmet Dündar soluğu Adıyaman Emniyet Müdürlüğü'nde aldı. Tek isteği vardı: Çocuklarını geri getirmek…

"ÇOCUKLARIM İÇİN KAMP KAMP GEZDİM"

Endişe içindeki baba defalarca Suriye'ye gitti. Hatta oradaki bir IŞİD kampına ulaşmayı da başardı. Çocukları o gün ona gösterilmedi ama o mücadeleden vazgeçmedi. Baba Dündar o sırada yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Çocuklarımı geri getirmek için rehberle Halep'e gidip dört gün boyunca altı tane kamp gezdim. Kamplarda Adıyamanlı, Bitlisli ve Bingöllü gençler vardı. Halep'teki bir kampta ikisini de buldum. Çete liderlerine çocuklarımı almaya geldiğimi söyleyince bana, 'Bu çocuklar burada cihat için savaşıyorlar. Sen kâfir misin, onları cihattan alıkoyuyorsun? Bir daha buraya gelirsen seni vurup buraya gömeriz' diye cevap verdi." Baba Dündar, yine de çocuklarını görmek için ısrar etti. Aldığı yanıt olumsuzdu. Ona, oğullarının 45 gün eğitim alacağı; ondan sonra da ancak kendileri isterlerse Adıyaman'a dönüp ailelerini görecekleri söylendi. Baba, çocuklarını geri getirememişti.

"CİHAT'A KATILAN KADINLARLA EVLENDİRİLDİLER"

Dündar Kardeşler, Adıyaman'a döndü ama yalnız değillerdi. Kamptayken, Mahmut Gazi Dündar, Avrupa'dan Suriye'ye geçen Türk asıllı Alman vatandaşı Merve isimli bir kadınla, Ömer Deniz Dündar ise Gürcü asıllı Alman vatandaşı Walentina Slobodjanj'la evlendirilmişti. Yabancı eşlerini de yanlarına alarak 2014 ekiminde Adıyaman'a geri döndüler. Yaklaşık sekiz ay Adıyaman'da kalan kardeşlerin birer de çocuğu oldu. Baba Dündar o günleri şöyle anlatıyor: "Eşleri kapalıydı. Çocuklarım da sakal bırakmışlardı. Kimseyle konuşmuyor, topluma karışmıyorlardı. Bir daha Suriye'ye gitmemeleri için çocuklarımı emniyete ve savcılığa şikâyet ettim. Ancak bir önlem alınamadı. Çocuklarım eşlerini ve torunlarımı da yanlarına alarak gizlice tekrar Suriye'ye gitti."

"OĞLUMUN RUH SAĞLIĞI BOZULDU"

Adıyaman'da Dündar Kardeşler'in yürüdüğü yollardan yürüyen başkaları da var. Adıyaman'da, IŞİD hücresi olarak adlandırılan Dokumacılar grubunun üyesi olduğu iddia edilen Yakup Aktulum da Suriye'ye giden kişilerden biri. Suriye'de ayağından yaralanan Aktulum, 2014'te Adıyaman'a döndü. Ruh sağlığı bozuktu ve durum daha da kötüye gidiyordu. Bir süre sonra çevresine de zarar vermeye başlayınca babası tarafından savcılığa şikayet edildi.

Aktulum, 2015 nisanında tedavi edilmek üzere savcılık tarafından Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'ne gönderildi. Suriye'ye gidip geldikten sonra oğlunun sık sık öfke nöbeti geçirdiğini söyleyen babası Mehmet Tevfik Aktulum onun Suriye'de yaşadıklarıyla ilgili kendileriyle hiçbir şey paylaşmadığını söylüyor: "Gitgide içine kapanmaya başladı. Ruh sağlığı bozuktu; bana, annesine ve komşulara saldırıyor, evde pencere ve kapıları kırıyordu. Ben birkaç kez evi terk etmek zorunda kaldım. Daha fazla dayanamayınca 2014'ün nisanında emniyete başvurdum. Onlar da beni savcılığa sevk etti. Savcılık ifademizi aldıktan sonra oğlumu tedavi için Adana'ya gönderdi. İki ay orada tedavi gördü. Geldiğinde durumu düzelmişti."

"OĞLUMUN AKLİ DENGESİNİ YİTİRMESİNE SEVİNİYORUM"

Ama bu iyileşme uzun sürmedi. Babasının anlattığına göre Yakup Aktulum, 10 Ekim'deki Ankara saldırısından üç gün evvel tekrar kriz geçirmeye başladı: "Komşularımız bizden şikâyetçi olmaya başladı. Bunun üzerine Adıyaman Valiliği'ne başvurdum. Oğlumu tedavi için tekrar Adana'ya gönderdiler. Orada yaklaşık 10 gün tedavi gördü. Sonra Adıyaman'a geri geldi. Saldırıyı duyunca içim ürperdi. Eğer oğlum akli dengesini yitirmeseydi o saldırıyı yapanlardan biri olabilirdi. Bunun için oğlumun akli dengesini yitirmesine seviniyorum. Ancak ben bir babayım. Oğlumun tedavi edilmesini ve Suriye ile ilişkisinin kesilmesini istiyorum. Bir baba olarak bu saldırıları yapanları yüz bin kere lanetliyorum. Ben 50 yaşındayım bu güne kadar bir karıncayı bile incitmedim." Yakup Aktulum, şu anda Adıyaman'daki babaevinde.

BU NASIL BİR ÇAY OCAĞI?

Gelelim IŞİD saldırılarının arkasındaki bir başka kilit noktaya. Bu nokta, Adıyaman'da IŞİD için militan toplama amacıyla kurulan İslam Çay Ocağı adındaki mekân. Burası, 2014'te, Ankara saldırısındaki canlı bombalardan biri olduğu kesinleşen Yunus Emre Alagöz tarafından açıldı. Kısa süre içinde de IŞİD'e sempati besleyen gençlerin uğrak yeri oldu. Çay ocağında toplanan gençler cuma günleri, mekânın önünde ezan okuyup içeride namaz kılmaya başlamıştı. Çok dikkat çekiyorlardı. O kadar ki çocukları IŞİD'e katılan ailelerin şikâyeti üzerine, İslam Çay Ocağı iki kez Adıyaman Emniyeti tarafından basıldı. Ardından ruhsatsız olduğu gerekçesiyle kapatılınca, Yunus Emre Alagöz ile kardeşi Abdurrahman Alagöz Suriye'ye giderek IŞİD'e katıldı. İlerleyen günlerde buradaki gençlerin faaliyetlerini kanlı olaylarda duymaya devam ettik. İslam Çay Ocağı'nda örgütlenen IŞİD üyeleri arasında bulunan Orhan Gönder, 5 Haziran'da Diyarbakır'da düzenlenen HDP mitingine bombalı saldırı yaparak beş kişinin ölümüne neden oldu. Abdurrahman Alagöz, 20 Temmuz'da Suruç'taki Amara Kültür Merkezi'ne canlı bomba saldırısı yaparak 34 kişiyi öldürdü. Ağabey Yunus Emre Alagöz ise HDP'nin Ankara'da düzenlediği Barış Mitingi'ne canlı bomba saldırısı yaparak 102 kişinin ölümüne yol açtı.

KİM BU DOKUMACILAR?

Adıyaman'da IŞİD örgütlemeleriyle oluşan hücreye 'Dokumacılar Grubu' ismi veriliyor. Bu hücre ismini grubun lideri olan Mustafa Dokumacı'dan alıyor. Adıyaman'da IŞİD adına gençleri örgütleyen Mustafa Dokumacı hakkında çok az bilgi mevcut. 3 Temmuz 1985'te doğduğu, Adana Seyhan nüfusuna kayıtlı olduğu biliniyor. Çocukları IŞİD'e gönderilen aileler Dokumacı'nın dini içerikli sohbetleriyle, Adıyaman'da yaşları küçük olan gençleri etkileyerek örgütlediğini, akabinde de Suriye'ye gönderdiğini iddia ediyor. Dokumacı Grubu'na dair bilinenler arasında bir de soruşturma göze çarpıyor: 2014'te bu ailelerin şikâyeti ve benim Radikal'de yayınlanan 'Adıyaman- Suriye Cihat hattı' başlıklı haberim üzerine Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı'nda başlayıp Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı'nda devam eden 'El Kaide' soruşturması... Bu soruşturma kapsamında Mustafa Dokumacı, Mehmet İşbar ve Salih Küçüktaş hakkında 26 Aralık 2014'te dava açıldı. Yine bu kapsamda soruşturulan Ömer Deniz Dündar ve ikizi Mahmut Gazi Dündar ile Suruç'taki canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz hakkında ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Mustafa Dokumacı'nın Ankara bombacılarından Yunus Emre Alagöz ile de irtibat halinde olduğu tahmin ediliyor. (Kaynak: Radikal)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tayfa Haber - ÖZEL-
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Tayfa Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0541 456 9450 | Haber Yazılımı: CM Bilişim